HATICE HANIMA SELAM OLSUN!
SULTAN SADAK ANAYA DA!
MICHELLE PFEIFFER ANAYA DA!

Biz burada bu sayfayi tutuyoruz.
"Anneler Gunu" gidip gelip bizi ziyaret ediyor.
2003'un Anneler Gunu; bu site de kutladigimiz 6 nci Anneler gunu!
Kutlu Olsun!
Mayis 2003


SORDUM SARI CIGDEME,
ANAN BABAN VAR MIDIR?
NE SORARSIN EY DERVIS
ANAM "YER", BABAM "YAGMUR".


Anami aradim. Sesi aglamakli. Belli ki acisi var. Morfin veriyorlar oglum, dedi. Agrilarim cok diye. Kemiklerim eriyor. Fitik olmusum. Ayakta duramiyorum. Sen, dedi, hani geliyordun? Gelemedik ana dedim. Hikayemizi anlatmadim. Ama gelecegim. Elini cabuk tut, dedi. Cabuk tut.

Kardaslarimi sordu. Nasil, gecimleri iyi mi? Cok iyi, dedim. Nasil iyi oluyor, dedi. Saffet hala benzinci de calisiyormus. Cok iyi anne, dedim. Iyi para aliyor. Cok sirin bir evde otutuyor. Hali, vakti, keyfi yerinde. Sen evini gordun mu, diye sordu. Gordum. Cok guzel iki katli ev. Masallah ikisinin de durumu benden cok iyi, dedim. Biraz rahatladi.

Riza Amcamdan konustuk. Benim yaslardaydi, dedi. Kurtuldu. Surmeli yanliz kaldi, dedi. Basin sagolsun oglum. Sirayla hepimizin basinda. Sirayla mi ana? Kim koymus bu sirayi?

Kenani aradim. Evde yoklardi. Mobilden aradim. Arkadasinin evindeymis. Icki? Yok abi, dedi. Icmiyorum. Yengem, cocuklar nasil? Iyiler. Seninkiler? Cok cok iyi. Iyi yillar. Operiz. Arkadaslarina da taa Guney Mississippi den selamlarimizi soyle.

Yusufu aradim. Birdaha. Telefon mesgul.

Hasan Amcalari aradim. Gelinleri Leman cikti. Anlasamadik. Hatlar bir bozuk, bir bozuk. Ararim dedim. Bir daha numarayi dusuremedik.

Umutla Kanat ise gittiler. Gaye bize hindi pisiriyor. Sizler uyurken, bizim hindi hazir olur. Yanina patates puresi. Yesil salata var. Kolam yok, dedi. Ama baska icecekler var. Acmisin? Simdi bir sey vereyim mi? Yok. Ikibucuk saat daha bekleriz.

Anamin eriyen kemiklerini konustuk. Kalsiyumlu vitamin haplari alip gondersek mi? Yahu basinda iki doktor var. Bizden iyi bilirler.

Gaye halasini yakaladi. Butun hikayemizi anlatti. Bu irkcilarin, tutucularin eline dustuk dedi. Ama, ayaktayiz. Kemal ugrasiyor. Her yerlere yazdi. Yazdik mi? Ehh... Bu isi yapanlar burokrasinin carklarinin nasil isledigini bizden iyi biliyorlar.

Karsi da bir Meksikali komsu var. Evlerinin su tesisati bozulunca, yoneticiden yardim istemisler. Bir turlu tamir etmeyince, kira vermem demis. Demesi de oglu vasitasi ile. Adam Ingilizce bilmiyor. Se misin diyen? Ertesi gun kahraman multeci burosu gorevlisi kapilarina dayanmis? Hayda... Tesaduf mu?

Ulan burasi eski kominist Rusya mi? Sesini cikaran yabancilarin basina hemen devlet gorevlisi dikiliyor? Eger dogruysa, bu yonetici karinin bu herifle iliskisi nedir? Ortak yabanci dusmanligi mi? Menfaat mi? Yoksa bu karinin ki altin mi kapli?

Biletim var. Duruyor. Pasaportum var. Ellerinde. Bakalim 2003 de elimizi kolumuzu salliyarak Turkiye ye gider miyiz? Anamizi gorur muyuz? Gokce Bostan da turlar, Esref dayinin bahcesinden havuc koparabilir miyiz? Karakoyden Kadikoye vapurla gecer miyiz? Umraniye de cay, Kuzguncuk ta kahve, Beyoglu nda raki, Kanlica da yogurt yer miyiz? Kanlica yogurduna pek de hayran degilimdir. Lafin gelisi. Olmasa da olur. Ama Umraniye de cayimi, Kuzguncuk ta kahve mi isterim.

Bugun anneler gunu degil. Olsun. Anamin ve butun annelerin yeni yilini kutlariz...


31 Aralik 2002 Saat 4:50
Sizin tarihiniz: 1 Ocak 2003. Saat, sabah bire on var.


ANNEMIN AGLADIGI GUNLER:
Annemiz Hatice nin agladigi bazi zamanlari hatirliyorum.
Babamla bir gece kavga etmis, agliyarak bir sokak otede ki amcamlara gitmisti. (Amcam da annemin kiz kardesi ile evliydi!)
Ben kucuktum, Hayat Mecmuasi nin sayfalarini karistirir ve aglardi. Babamin da onunla birlikte cok uzuldugunu bilirim. Kiyacaklardi guzelim insana, asacaklardi. Sonradan ogrendik ki 27 Mayis 1960 ihtilali olmus, Basbakan Adnan Menderes Yassi Ada da yargilanmis ve idam edilmisti. Ben hayat Mecmuasi nda ki resimlerin altindaki buyuk yazilari okuyabiliyorum: IDAM. Yedi yasindayim.
Anamin derdi simdi de geride kalanlarlaydi. Berrin Hanim cocuklarla nasil yapacakti?
Biraz daha buyumustuk. Bu sefer de Kenedi diye bir genc adam icin goz yasi doktu. Cok gencti. Cocuklari yetim buyuyeceklerdi. Ya Ceki? Genc yasta dul kalmisti. Sonradan ogrendik. ABD Baskani John F. Kennedy Kasim 1963 te oldurulmus. Ben on yaslarindayim.
Evimizde nedense Basbakan Adnan Menderes, Baskan John F. Kennedy, Sah Riza Pehlevi nin yasamlari hep gundeme gelmistir. Evlerinde (arka bahce dahil) ustu kapali bir tuvaleti bile olmayan bizler; Sahlar, Baskanlar, Basbakanlari konusup, onlar icin, onlarin cocuklarinin gelecegi icin uzulup durduk.
Uzuntulerimiz bitmedi. Sah Pehlevi nin kizi Leyla Ingiltere de Intihar etti. Baskan Kennedy nin oglu John ucak kazasinda oldu. Basbakan Menderes in oglu yeniden Milletvekili secilemedi!
Bizim (Anamizdan yadigar) dertlerimiz biter mi?

GALATA RIHTIMINDA AYRILIK
1955
FOTOGRAF: ARA GULER


NOTLAR:
NOTLAR ICIN NOT:
Burada ki notlar, degisik tarihlerde yazildi. Yazildigi gibi de biraktik.
1998 yilindan beri.

ANAMIN AGLADIGI BIR GUN DAHA...

Dun, anamla gol kenarinda yuruyelim istedim. Bir soguk. Bir soguk. Yuruyemedik. Saffet Emmi'mim ilaclarini aldi. Anami alip goturdu. Anam gozyasi dokmus. Hesabimiza gore 81 yasinda ki anam, oglunun yaninda aglamis. Niye aglamis, neden aglamis? Bilinmez. Belki bilinir de soylenmez. Anam aglamis.

Gun gelir bu siteyi okuyanlar olursa, anamin niye agladigina dair de kafa yorsunlar. Kenedy yok, Sah yok, Huseyin yok? Anam niye aglar?

8 Kasim 2003, Minneapolis 


BabalarGunu Bugun. (16 Haziran 2002):
2002 de ortaladik. Haberler:
Kasim 2000'de Minneapolis'e gidip; iki oglunu, iki gelinin ve bir torunu'nu ziyaret ettim. Hepsi iyiler. Selin (Talat'tan olma torunun-sen gormedin) 7 yasinda. Ismet agabeyime benziyor.
Aralik 2000'de Talat iadeyi ziyaret yapti. Esi Mukaddes ve Selin'le birlikte bize (Biloxi) geldiler. Bir hafta kalip donduler. Cok siki bir sekilde donduler!
Yine arayi iki yil acmisiz.(Bugun 7 Kasim 2002)
Bayram, yeni yil deyip sirayla;
Annemi, ablami aradim. Banu da ablamlarda idi. Annem evinden sikayetci. Biliyorsun.
Sonrasinda Ismet Abim, Pinar, Yenge ile gorustum. Abime bu sayfanin adresini verdim.

Hasan Yokus amcalar, Ziya Dayim'lada gorustuk..

Kisacasi 2000'i iyi bitirdik. Ara notlarda dedigimiz gibi, sonunu iyi getiremedik?
16 Nisan 2001 tarihinde kardesin Zeynel, gelinin Senem ile gorusmustuk.

BANU'nun bir oglu oldu!

Dun-12 Mayis 2002-Anneler gunuydu. Hatce Hanimi-Anamizi-, Turkan Hanimi-Bacimizi, Banu Hanimi-Kizimizi- kutlamak istedik. Bulamadik. Ne yapak? Ne diyek?

ANNELER GUNUNUZ KUTLU OLSUN!

 

Banu'nun oglu Sarp'in fotografini bulamadik. Onun yerine Banu'nun bebeklik fotografini yayinliyoruz. Bebek Banu Kenan'in kucaginda. Arka planda Saffet, Annem ve Talat. Benim hesabima gore Annem o yillarda elli kusur yaslarinda. Ayni yaslarda sayiliriz!  12 Kasim 2003

HUSEYININ OGULLARI
Abim 1960 da Hava Lisesine gittiginde ben yedi yasindayim. Kenan 4, Talat 2. Saffet yok.
Ben Harp Okuluna gittigimde Kenan 14, Salat 12, Saffet 10 yasinda.
Abim Izmir, Diyarbakir, Izmir, Istanbul, Diyarbakir, Izmir, Ankara da bulundu. Istanbul ve Ankara da cakistik. Ama sartlar ve konumlar farkliydi. Tanisamadik.
Ablam erkenden evlendi gitti. Ta Zonguldaklara...
Ben Istanbul, Kutahya, Istanbul, Kutahya, Ankara, da kaldim.
Kenan Istanbul, Alanya, Tokat, Gumushane, Burdur, Duzce, Ankara yapti. Universite ogrencisiyken, cok kisa sure Istanbul da yolumuz cakisti.
Talat, Istanbulda okudu. Istanbulda calisti. Kisa sure birlikte olduk.
Saffet hep babamla birlikteydi. 1990 da Amerikaya gelene kadar Alanyadaydi.
Hepimiz yanliz basimiza buyuduk. Yanliz basimiza hayata atildik. Yanliz basimiza olgunlastik. Baba olduk.
Biz kardaslar, aslinda, birbirlerimizin cocukluklarini biliyoruz.
Birileri bize oburumuzu anlatti. Biz oburumuze kendimizi anlatamadik.
Belki diyorum, belki bu sayfalarda tanisiriz.
Tekrar.


ANAM HATICE VE BASKAN KENNEDY UZERINE BIR IKI LAF DAHA

Portrait of John Kennedy
Anam, Keennedy nin 26 Haziran 1963 te Bati Berlin de
yaptigi konusmayi biliyor muydu?
..........
" an offense not only against history but an offense against humanity, separating families, dividing husbands and wives and brothers and sisters, and dividing a people who wish to be joined together."
..........
"Aileleri bolmek, kari ve koca, kardas, bacilari ve birlikte olmak isteyen insanlari ayirmak, yalnizca tarihe karsi yapilmis bir hareket degil, insanliga
karsi yapilmis bir suctur."

..........
"Freedom is indivisible, and when one man is enslaved, all are not free."
..........
"Bagimsizlik bolunemez, eger bir insan bagimsiz degil se, hic birimiz bagimsiz degiliz."
..........

Ana, senin bu adam icin doktugun goz yasi bosa gitmemis.

BAYRAMIN MUBAREK, KIRISMISIN MERI OLSUN!
Bayramlarda Gokce Bostan da el opmeye, bayram ziyaretine giderdik. Halamdan baslardik. Gittigimiz evlerde; yaprak sarmasi, asure corba ve hurma tatlisi ikram ederlerdi. Bizim hurma tatlisi dedigimiz, hamur tatli. Kevgir tatlisi da derlerdi. Veya kalbura basma. Hamurun icine parmaklarla sekil verilirken, disini genis eleklerin uzerinde dolastirirlardi. Kitir kitir olurdu. Sonralari, burma tatlilar falan da yedik. Ama, biz asure corbamizi, hurma tatlimizi ve tuzlu yaprak sarmamizi isterik.

Babam bir de bizi alir Hakim Talat Omerogullari na gotururdu. Bize beyaz bir mendilin icinde bir lira verirdi. Bembeyaz mendiller ve bir lira. Bir liranin alim gucu neydi o siralar derseniz, dusunmem lazim.

Sonralari yil baslarinda el oper olduk. daha nice yillara dedik. O siralar uzeri kar kapli (Yaldizdan kar yapmislar) ev resimleri olan yilbasi kartlari gorurduk. En fiyakalilarida bize abimden gelirdi. Kartlarin uzerinde yazi. Happy New year. Anlardik. Yeni yilin kutlu olsun, diyor. Bir de Merry Christmas, yazardi. Bilemezdik. Merry Christmas and Happy New Year. Demek ki ikisi de ayni yola cikiyor derdik.

Bugun Christmas Eve. (Kirismis iv.) Kirismis oncesi. Onemli gun. (Bizim buyuk oglan Umut da bugun dogmus. Kirismis cocugu.) Deliler gibi alisverisler yapildi. Yarin sabah kalkip, Noel Baba neler getirdi, diye cam agacinin altina bakacaklar. Heriflerin Coloradoda ki Uzay Kontrol merkezi, Noel Babanin guzergahini izliyor!

Nerede buyursen, oranin adetlerini aliyorsun. Kirismista bizim kiza, asure corbasi yapip, el opmeye goturecek halimiz mi var?

Her yil, cocuklara Christmas Agaci kuruyorduk. Isiklari yanip yanip sonuyordu. Altinda bir tren cufcuflayarak dolaniyordu. Hediyeleri paketleyip, koyuyorduk. Aksamlari herkes yatinca, evde ki isiklari sonduruyor, agacin isiklari altinda tren suruyordum. Bu yil kuramadik. Icimizden gelmedi. Kizima ve kucuk ogullarima soylemedim ama, bu yil ilk defa kendimi yabanci hissettim. Bu adamlara, yonetimde olan insanlara, birilerinin anlatmasi lazim. Yanlis yoldasiniz diye.

Yarin icin Kirismis yemegine bayan Kiril (Mrs. Creel) davet etti. Bayan Kirilin dedesinin dedesi burada dogmus. Hepsi burada buyumusler. Bayan kirilin kocasi bir tek askerde buradan ayrilmis. Gecen ziyaretimizde konusuyorduk. Bayan Kiril Lisede basket ve tenis oynarmis. Civil civil. 81 yasinda bir genc. Yedi kizdan sonra bir oglan dogurmus. Oglu benim yaslarda. Evleri, back bay dedikleri, sehrin arkalarina dogru girmis bir koyda. Belki elli yillik. Cok sevimli bir ev. Bayan Kirilin cok guzel kiz torunlari var. Her yas gurubunda. 10, 15, 20, 25... Bizim oglanlari cok seviyor.

Yemekte yaprak sarma da yok. Asure corba da. Aslinda adam gibi iliskilerimiz olsa, atlayip kuzeye gider, hala bize bir asure corba yap derim. Olmuyor. Beceremiyoruz. Bir yerlerde bir seyler eksik. Asure yok. Hindi var. Patates pure var. Salata var. Ev yapimi ekmek. Belki pilav.

Bakalava da var. Baklava mi? Baklava bizden. Hayir. Hazir almadik. Ama yufka hazir. Yunanlilardan. Yufkanin arasina cevizi ogutup koyuyoruz. Siresini biz yapiyoruz. Bir tek dilimlemesi zor oluyor. Dilimleme bana ait. Vallahi cok da lezzetli yapiyoruz. Kucuk bir tepsi onlara, bir kucuk tepsi de kendimize yaptik. Daha yeni oturdum.

Yarin sabah Yagmur ve Bulut erkenden kalkacaklar, hediyelerini acacaklar. Bizi de uyandirirlar. Sonra yikanir, paklanir Bayan Kirile gideriz. Ev cok kalabalik olur. Cocuklar, torunlar. Hala cocuklarinin isimlerini ogrenemedik. Aklima geldi. Bu kadinin yemekleri de cok lezzetli oluyor...

Bundan nerdeyse yuz kusur yil once sekiz yasinda ki bir kiz cocugu bir gazeteye yazmis. Sahiden Noel Baba var mi? Arkadaslarim, bizi kandiriyorlar, diyorlar. Siz ne dersiniz?

Cevap bir klasik olmus. Her yil gazetelerde yayinliyorlar. Isteseniz, bos bir zamaninizda, www.turkey2002.org sitesinin "Letters" bolumunde okuyun. Ingilizce. Ingilizce, mingilizce, masallah sulalede Ingilizceyi bayagi sokmus yuzlerce genc cocugumuz var. Galiba cok degil, 20-30 yil sonra akrabalarin anlasabilecegi dil Ingilizce olacak.

Zaten benim bu yazdiklarimi keske ingilizceye cevirebilsem diyorum. Nerde?

Evet. Meri kirismis yarin. Yilbasi 6 gun sonraya.
Pesinden bir bayram daha geliyor.

Bayraminiz Meri, Kirimisiniz mubarek, yeni yiliniz hepi, Niv yiriniz mutlu olsun!

Buyuklerin ellerinden, kucuklerin gozlerinden operiz. (Farkindayiz. Gittikce gozunden opeceklerimiz cogaliyor, ellerinden opeceklerimiz suratle azaliyor.)

24 Aralik 2002, Biloxi.

SULTAN ANA
Dun Malatya da sehit olan Pilotlardan Yuzbasi Ali Riza Sadak in anasi Kurtce agit yakmis:

Kuzum, kuzum yigidim.
Cigerim nereye gittin?
Can kurban.
Devletim.

Bunu Hurriyet haber Yapmis. Ben de dayanamadim. Asagida ki yaziyi yazip, gonderdim:

Bu haber guzel haber. Olumlu haberin guzeli olur mu? Olur. Bu haber guzel haber.

Ali Rizanin anasi butun dunyaya diyor ki, degmen benim kanli yasli gonlume, biz Turkce de, Kurtce de agit yaksak yuregimiz ayni yurek, acimiz ayni aci.

Biz ayni sevinclere gulduk, ayni acilara da agladik.

Kurtce, Turkce farketmez. Toprak ayni toprak, ruzgar ayni ruzgar, yurek ayni yurek, ana ayni ana.

Ali Riza nin da, Fatih inde, Semih inde analari bizim analarimiz, bacilari bizim bacilarimiz, esleri bizim kardeslerimiz.

Biz guzel bir ulkenin, Biz buyuk bir ulkenin, Biz yurekli bir ulkenin insanlariyiz.

Tutmayin beni cosayim...

10 Ocak 2003


ANA VASIYETI
Yarali Yuz filminde Al Pacino'ya karsi oynayan sarisin bir guzel vardi. Sonradan cok meshur oldu. Beni yesil gozleri, guzel dudaklari cekerdi. Bu kadinin ismini yazmayi hic mi hic beceremiyorum. Michelle ismi de, soy adi? Prefier mi? Dur bir bakip, geleyim...

Dogrusu: Michelle Pfeiffer

 


Bu kadin da bizim analarimiz gibi ana. Cocuklarina vasiyetini bir yerlerde okudum:

Kendinize dogru olun.
Bir seye inanin.
Inandiginiz sey icin kavga edin.


Vay anasini? Buyuk adam olun, Bey olun, Pasa olun, President olun, demiyor.

Diyor ki; "Kendinize dogru olun."

Zor is.


"Bir seye inanin... Gercekten inanin!"

Hayda?


"Inandiginiz sey icin mucadele edin!"

Iki gunluk dunya da bunlarla vakit gecirilir mi?

Cocuklarimiza, kendilerine dogru olmayi Turkiye de ogretemez miydik? Ya da, bir seye inandirmayi. Sonra da inandiklari icin kavga etmeyi? Buralarda ne isimiz var, bu rezillerle niye ugrasiyoruz?

Ama kardesim sen kendine dogru olabildin mi, sen inandiklarin icin kavga edebildin mi? Ne ustunu basini yirtiyorsun bu kariyi taklit etmeye?

Kari kari. Buyuk kari. Ayni Hanim gibi. Yukari Sorgun'dan, hani eskiyanin "buyuk kariymis" dedigi Hanim.

Bizim Hanim Halamiz, bu artist hanimin cocuklarina vasiyetini belli ki 70-80 yil once Yukari Sorgunun tasdan yigma evinin mazgallarindan ates ederken ogretiyormus:

Kendinize dogru olun.
Inanin.
Inandiginiz sey icin kavga edin.

Ananiz gibi.


19 OCAK 2003



KADINLAR GUNU
Bizim bildigimiz gibi Ana olamamis analar da var.

Bugunun KADINLAR GUNU oldugunu oylesine ogrendim.
Babalar Gunu var da, Erkekler Gunu de var mi, ben bilmiyorum.

KADINLAR GUNU kadinlarimiza kutlu olsun.
Yagmur senin de...

8 Mart 2003

SADIYE ANA

Oykulerini yazacagimiz analar okadar cok ki.

Mangal gibi yurek, derler ya. Oylesi bir yuregi olan, ici sevgi dolu bir anayi daha biliriz.

Biz de bir fotograf var. Benim iki oglan Umut ve Kanat, sanirim 1984 yilinin kisinda bahcede oynuyorlar. Yanlarinda koca koca gozlu, guzeller guzeli bir erkek cocugu gulumsuyor. Yigit.

Yigidin babasi, yeter bu kadar askerlik, deyip yuzbasi iken ordudan ayrildi. Baba evine dondu. Tarla var, bag var, memleket guzel. Hatirlarim garajdan memleketine gule oynaya ugurladigimizi.

Sonradan politikaya atildi. Gonulden destek verdik.

Esi Sadiye ana da, asker karisi olarak basladigi seruvenini, politikaci esi olarak surdurmeye devam etti. Yigit de, baba diyarinda kosturmaya basladi.

Biz Kutahya dayiz. Bir haber. Yigit oldu, dediler. Nasil oldu, ne oldu, demeden, atladik gittik. Duyduk ki, evin daminda oynarken dusmus, bahce duvarindaki demirlerin ustune. Hastahaneye kaldirmislar, olmamis.

Ben Sadiye Anaya ne diyecegimi bilemedim. Babaya da.

Aylar gecti. Bir haber. Sadiye Ana hamile. Bekledik gunleri gecsin diye. Gunu geldi. Sadiye Ana nur topu gibi bir oglan cocugu dogurdu. Yigit.

Ben inanirim. O yigit, bu Yigittir. Yigit in anasi Sadiye Ana da "YIGIT" kadindir.

5 Nisan 2003



CIKTIGIMIZ DELIK?
Harp Okulu'nun en guzel gunu 30 Agustos tur. Dort yil once suratinda tug bitmemis lise mezunlari olarak Harp Okuluna aldiginiz delikanlilar, birer genc subay olarak ceker giderler.

Dort yil boyunca, bu cocuklara, ana ve babalari yemez, yedirir, bulur, bulusturur birseyler gonderirler. Hic bir seyleri mi yok. Mektup yazarlar. Sevgili Oglum. Evvela selam eder, hasretle gozlerinden operiz. Sen de bizleri soracak olursan, hamd olsun, eyiyiz.

Benim 30 Agustoslarda en cok dikkatimi ceken, bir yerler de Tegmeni bekleyen ziyaretcilerdir. Kilic kusanmis, rutbe takmis Tegmeni bekleyen analar ve yavuklular.

Bu konuda ki tecrubem ta 1973 yilina kadar gider. Ziyaretcilere yardimci olan son sinif ogrencisiyim. Bir Tegmen agabeyimizin ziyaretcileri var. Ziyaretci salonunun Bir kosesinde bekleyen basortulu muhacir ana ve obur kose de anayla konusmayan suslu yavuklu. Gerci yillar degisse de manzara degismez. Anadolulu, Trakyali, Karadenizli, analar ile Istanbullu sevgililer ayni odada hep ayni Tegmeni beklerler.

Sonralari; komutan oldugumuzda, Harbiyelilere gordugum, duydugum, yasadiklarimi anlatirdim. Ciktigi deligi unutan dan, girdigi delige ne hayir gelir? Sorardim. Birakin girecegi delige, vatana, millete ne hayir gelir, diye. Kafalarini sallarlardi. Ne desinler? Kimse de soramazdi. Yahu komutanim, sen ne ettin?

Bizim delik muhabbeti, bir sonra ki Otuz Agustos torenlerine kadar surer, nobetci subayliginda bekleyen boynu bukuk anadolu insani ile, suslu yavuklunun sevdiklerini nasil beklediklerini her gordugumuzde icimizde bir burukluk gulumserdik.

Tavuk mu yumurtadan, yumurta mi tavuktan cikti tartismasi gibi; kaynana da bu gelin gibi bir gelin degil miydi, tartismasi surup gider.

Birileri unutmak istese de, bir yerlerde, zamani geldiginde, nobetci subayliginin/ziyaretci salonunun iki ayri kosesinde bekleyen ziyaretcilerini hatirlayip, derinden bir ahhh! cekiyordur.

Mayis 5 2003

ALO, ALO... KEMAL SEN MISIN?
Burada aksam onbir bucuk gibiydi. Anam ne de olsa uyaniktir, diye Izmiri aradim. Ablam cikti. Alo? Sesi uykulu. Abla uyuyor muydun? He, dedi. Cok da tembelsiniz yahu!

Eyi misiniz? He. Herkes iyi mi? Hi. Annem ayakta mi? Burada.

Ala, Kemal sen misin? Evet, anne. Bu sefer geciktin. Vallahi Banuya bilgisayardan mektup gonderdim. Soylemedi mi? Soylemedi. Acmiyor mu acaba? Belki de. Acmasa olmuyor mu? Ana bu sanki mektuplar posta kutusuna atiliyor gibi. Sen acmazsan, kimse mektubun var demez. Peki niye acmiyor? Herhalde alismadilar. Neye? Bilgisayara. Herhalde.

Ana beni dogurdugun icin tesekkur ederim. Niye? Bugun beni dogurdun. Elli yil once. Elli oldun mu? Oldum ana. Bugun. Peki Ismet? Altmis oldu mu? Benim hesabim altmis bir. Vay. Vay.

Ana beni sabah mi, oglen mi dogurdun? Ne bileyim oglum. Ama, beni dogurtan ebeyi biliyorsun. He. Gugum Hala.

Oglum iyi misin? Dislerini yaptirdin mi? Yok anne. Agzimda uc dis yok. Ama iyiyim. Turp gibi. Sigara iciyon mu? Hayir. Iki yil oldu biraktim. Senin agrilarin? Alti ay yuruyemedim oglum. Simdi simdi yuruyorum. Kenan? Gordugumuz yok. Iyiyim diyor. Gogsundeki pirpirlanmalar artik olmuyormus. Seni aramiyor mu? Oradan cok pahali. Cok. Hi? Dayimla gorusuyor musun? Onun da basinda agrisi var. Dayim kac yasinda anne? Iste benden 4-5 yas kucuk de.

Kenan senin mahkeme isin varmis, dedi. He anne. Buralar da kotulesti. Bildigin gibi degil. Peki cocuklar ne yapiyorlar? Ne olacak? Simdilik calisiyorlar, okuyorlar. Bu ne okumasi? Anne Umut 3 yil once universite bitirdi. Dort yilin ustune uc yil daha hukuk okumak istedi. Devletten para alacak. Muracaat etti. O da bekliyor. Kanat? O parca parca gidiyor. Para buldukca. Hersey para? Kara oglani nasil okutacaksin? Onun dersleri cok iyi. Bedava okuyacak. Masallah, masallah. Ha anne Bulut teniste okudugu lisinin tarihinde 40 yil sonra bolge sampiyonu oldu. Siteyd de yenildi. Niye yenildi? Ondan iyisi vardi ana. Oglum bu cok yazdi. Anne ben Banuya mektup gonderirim. Uc ayda bir de telefon etsem olur mu?

Ellerinden operim. Sorana selam ederim.

Sizi cok ozledim oglum. Gorur muyum?

?????

Allah yardimciniz olsun oglum.

19 Mayis 2003
Biloxi saati gece onbir bucuk
Izmir saati sabah yedi bucuk.

IGNELI

ANAM BABAMA ASIK OLMUS,
BABAM DA ANAMA.
GEZELIM BU CARSAMBA DEMIS BABAM.
SUR-DISLI ANAM, OYLE SIK BIR FISTANI YOK,
ABLASININ NISANLIGINI ISTEMIS ODUNC,
TEYZEM DAHA TOPLU, OTURMAMIS USTUNE ENTARI,
TEYELLE, IGNEYLE AYARLAMISLAR USTUNE
ANAMIN.
BABAM, KAVILLERI UZRE, GELIP TOPKAPI DISINDAKI EVLERINE,
ANAMI ALIP, KACBIR TIRAMVAYLAN AKTARMA,
BEBEGE GOTURMUS O AFRODIT'I
BEBEK SIRTLARINA CIKMISLAR.
BABAM OTURTMUS ANAMI CAYIRA,
DENIZI GOSTERMIS,
IYI SEYLERDEN SOZ ETMISLER,
DERKEN OPECEK OLMUS ANAMI,
ANAM COKTAN RAZI.
BABAM EL ATINCA ORASINA, BURASINA,
FISTANDAKI IGNELER BATMAZ MI ELINE!
AY! DEMIS BAGIRMIS BABAM...
O GUN, O CAYIRDA, O AN
DUSTUGUM ICIN BEN ANAMIN IMGELEMINE,
YASAMDA DA, SIIRDE DE
BOYLE IGNELI KONUSMAKLIGIM.

CAN YUCEL


BIZIM BIR ANNEMIZ VAR?
Bizim bir annemiz var. Bes oglan bir kizin anasi. 1992 yilindan bu yana, araliklarla kizinda kalir. Kizi ve "El oglu" anami bas taci etmislerdir.

Dun aradim. Eniste cikti telefona. Bir buruk. Anam? Banu'larda dedi. Peki selam soyleyin, dedim. Fakat enistenin buruklugu da kafama takildi. Bugun yine aradim. Yine eniste. Annem, ablam? Banu'larda. Banu'nun telefonu? Verdi. Banu'nun esi Tolga ile kisa bir hos bes. Ablam cikti. Haberi verdi. Enisten annemi evden kovdu!

Niye, neden, nasil diye soramadim. 1992 yilinin yazinda da buralardan biz kovmustuk. Enisteye haksizlik edip de; vay hiyar vay falan diyemedik. Diyemezdik. Babamin olumunden bu yana, anama ogullari degil, eniste ve ablam bakmistir. Uzulme eniste. Sen haklisin.

Sonra ablam dedi ki, Saffet ve Talat kardeslerimiz annelerini yanlarina almak icin seferber olmuslar. Dogru mu? Saffet'le konustuk. Evet, dedi. Saglik, hastahane, olum? Bunlari hesapladiniz mi? Hepsini dusunduk dediler. Davetiye mektubu bile gonderdik!

Karilar ve kocalar beraberken birsey bilmiyorlar. Saniyorlar ki, birisine bir sey olursa, yere goge sigdiramadiklari ogullari etraflarinda pervane olur, geride kalana bakarlar!

Hec de oyle degil! Anamin pervanesi Mubasir Huseyin'di. O gitti. Devran bitti!

Bizim hanimin baba anesi bir gun bize gelmisti. Bir kavga, bir figan. Bana otobuse goturup yolcu etmek dusmustu. Araya girip, ikiniz de oturun oturdugunuz yerde, diyecek kadar erkek olamamistik. Gidis o gidis.

Aslinda ben dun anami, yillar sonra buldugumuz komsumuz Marangoz Melkon dayidan haber vermek icin aramistim!

3 Agustos 2003

ANAM GELIYOR...
Internette bir program var. Ucus numarasini yaziyorsunuz. Havada ki ucagin nerede oldugunu gosteriyor. Nezaman yerine varacagini da soyluyor.

Annem New york Saati ile ucu ondokuz gece Amerikaya ayak basacak. Sonra Cinncinati. Sonra da Minneaoplis.

Anam okyanusun uzerindeyken, karmasik duygularla birseyler yazayim dedim. Once birinci sayfayi dusundum. Orada yazayim dedim. Sonra vazgectim.

Bu arada Umut'un avukati (Bizim eski avukat) aradi. Icim iyicene karardi. Bu herif aradiginda bir tuhaf oluyorum.

Biz, anamin bir oglu ve torunlari, Amerikadan kovulurken, seksenindeki anam Amerikaya yeni bir duzen kurmak icin geliyor? Diger iki oglunun yanina...

Ne olacak? Nasil olacak? Ne kadar olacak? Bilmiyoruz.

Ama bir sey belli. Cok istiyordu ogullarini gormeyi. Olmeden. Cok buyuk degisiklikler olmazsa, saatlerle sayili, ogullarina kavusacak...

Bu kadari yetmez mi? Sekseninde bir ananin dahasini, ne olacagi, nasil olacagi, ne kadar surecegini sorgulamasi gerekir mi?

Mubasir'in sevdigi. Hos geldin.

Gelmeden Mubasir'e ugramis, hakkini helal et herif, cok uzaklara gidiyorum demissindir. Gitmek de var. Geri donmemek de.

Hos geldin ana! Gozun aydin!

Gozunuz aydin kardaslar!

24 Eylul 2003
12:40 Oglen Vakti

BEN NIYE SAVAS ABI'YE BIR TELEFON BILE ETMEDIM?

Annemle konusuyorduk. Oradan, buradan. Enistenin kardesi Savas olmus, dedi. Ne zaman, niye? 1950 dogumlu Savas Abi kalp krizi gecirmis. Acil'e yetistirememisler. Anam diyor ki; "Daha yeni yeni duzen tutturuyordu. Ev almisti. Borclari bitiyordu..."

Enisteyi aradim. Basiniz sag olsun, dedim. Olum haberi oyle garip ki, sanki geride kalanlarda "ben ayaktayim ya!" gibilerinden gizli bir mutluluk! Eniste de degil, bende!

Sonra Savas Abi'nin esini aradim. Ablam da oradaydi. Ablamlari aradigimda, arada sirada Savas Abi'yi de sormuslugum olmustur. Ulan niye bir kere Savas Abi'nin telefon numarasi ne? Verir misiniz? Demedin. Bir kere aramadin?

Enisteden Savas Abi'nin telefonunu bu sefer aldim. Savas Abi yok...

Neyse ki artik duygularimi saklamiyorum. Yukari da yazdiklarimi hem Ablama, hem Enisteye soyledim!

Uzun zamandir aramadiklariniza bir merhaba demenizde yarar var!

7 Ekim 2003

MUTLU VE BASARILI OLMAK

Ben Mutluluk nedir diye kendi kendime dusunup yazmistim birzamanlar. Bu sitede bir yerlerdedir. Bugun, mutluluk ve basarinin tarifini buldum. Hic akil edememisim:

Mutluluk, sevdiginle birlikte zamani unutmaktir; basari, artik yalan soylemeye hic mi hic gerek duyulmayan bir doruga yerlesmis olmak...

Cetin Altan, Milliyet, 29 Aralik 2005

ANAM COCUK OLDU, BIZ BUYUK!

Bu analar gunun de, anamizi telefonla aradik. Yoktu. Hakki'nin agabeyi Halami, anami, kizlari toplayip yemege goturmus. Acik bufe yemisler. Cok guzeldi, dedi halam. Uzun uzun kuyruklarda bekledik.

Sali gunu anami yine aradim. Yahu, dedi, bu telefon da ne oluyor? Gelsenizde yuz yuze gorussek. Bizim oglan kutuphaneye gidecekti. Elinden arabayi alip ziyarete gittim. Hadi bizde ayran corbasi var, dedim. Hep birlikte corba icmeye geldiler.

Ben kizi antremana gotururken, Mukaddes dedi ki; biz de wal-mart'a gidiyoruz. Hanim gizli gizli sordu. Karttan on dolar harcayabilir miyim? Aman fazla olmasin! Kirayi odeyemeyiz!

Anam birseyler begenmis. Bir turlu elinden birakmiyor, dedi bizim hanim. Kizim sen ver, ben eve gidince oderim, demis? Topu topu 35 dolar ama, biz de o yok. Umut'u arayip sormus: Ne dersin? Alin tabii...

Anami disarida arabada beklerken gordum. Elinde cicileri. Bir sevimli ki gormeyin. Cocuk gibi. Utangac. Oglum, dedi. Param var. Borcum olsun, oderim...

Kucukken babamin yakasinda tutar bize birseyler almaya gotururdu. Zorlardi babami. Ayaklarinda bir sey yok Huseyin... Ustleri baslari perisan... Biz cicilerimizi elimize alir, birakmazdik. Ne olur ne olmaz, diye. Dukkan sahibi, sonra odersin Huseyin efendi, der bizi kurtarirdi.

Anam, yillar sonra, seksen ucunde, cicilerine siki siki sarilmis, birakmiyor; sonra oderim oglum,  diyor. Borcum olsun...

Analar gununuzu kutlariz analar... Bize borcunuz yoktur. Biz adam olup da, size olan borcumuzu odeyemedik!

Bloomington, 11 Mayis 2005

BIR REKLAM:
Anamiz seksen kusura, biz  elli kusurlara geldik. Issiz ve gucsuzdur. Bu sitede oykuler yazariz. Buyuk oglum da yazmaya ozendi. 1990 yilindan bu gune Amerika'da yasadiklarimizi kaleme aldi. Turkce anlattik olmuyor diye Ingilizce yazdi. Kitabin adi "America Hates Me But I Still Lover Her!" Yazarin adi: Umut Ozturk
 
www.amazon.com
www.amazon.de
www.amazon.ca
www.barnesandnoble.com
 
sitelerinde satiliyor. On kusur dolar. On kusur Yeni Turk Lirasi.
Ingilizce bilmiyorum bahanesi ile almamazlik etmeyin! Ese, dosta, tanidiga, akrabaya hediye edersiniz. Sokakta gordugunuz, Alamana, Ingilize, Fransiza, Danimarkaliya, Kanadaliya, Amerikaliya, Japona verir, "bu da bizim hikayemiz!" dersiniz. Okurlar...
 
Olmadi, bir kutuphaneye hibe edersiniz.
Hem Ingilizce bilmiyorum, hem de kitabi tutarim, diyorsaniz, o da olur. Bu sitede ki oykulerimizi bilgisayariniz da basip, Umut'un kitabinin aralarina koyup okuyabilirsiniz!
 
Siz bu kitabi alirsaniz, bakarsiniz birilerinin dikkatini ceker, Turkce'ye de cevirirler. Siz de; "Ben de bu kitabin Ingilizcesi de var." dersiniz. (Bu arada farkinda misiniz, kitabin Turkce'sini de satmaya basladik!)
 
Sizi kitabi almaya hala ikna mi edemedim?
 
Elden ne gelir!
 
Siz oykulerimizi okumaya devam edin...