SIVAS

GOKCEBOSTAN, ZARA, DANISIK

SIVAS'I SONUNDA SIZE GETIRDIK!




BU HARITA DA ARADIKLARIMIZ:
GOKCE BOSTAN MAHALLESI
ALI BABA MAHALLESI KARACAYIRLILARIN EVI
HEDIYENIN EVI
ZIYA GOKALP ILK OKULU
DUMLUPINAR ILK OKULU
KALE ARDI MAHALLESI
SELCUK ORTA OKULU
ATATURK ORTA OKULU
TAN SINEMASI
ESEN VE OMAY?
ATATURK ORTA
HUKUMET KONAGI
67 EVLER
OTEL KOSK?

SIVAS LISESI

Burada bir fotograf vardi. Yayinlayamadik.
Sivas Lisesi 1888-1893, Kongre Kutuphanesi, Abdulhamid Kolleksiyonu'ndan. Arzu edenlere www.loc.gov sitesinde bulabilirler.



SAFAK BEKCILERI
Yalcin Sinemasinin sahnesine yesil isik bu filimden oncemi, sonrami verdiler, cikaramadim. Isiklar kararinca sahne yesilleniyor. Gozleri dinlendiriyormus. Yeni kesifmis.
Yalcin Sinemasinin balkonunda bir taburede Safak Bekcileri filmini seyrettim. Yil 1963. Agabeyimiz Hava Harbiye talebesi, Jet pilotu olacak. Biz jet pilotunun hayatini seyrediyoruz. Ciftlikler. Zengin guzel kizlar. Gariban astsubayin altin kalpli, zenginin hayin, simarik kizi. Yakisikli Ustegmen. Yoksa Yuzbasi mi? Herif artist gibi. Jet Ucagi ile ciftlige dalip, hoslandigi kiza paket atiyor. Baska bir seferinde Ucagi arizalaniyor. Atlayabilir. Atlarsa ucak sehre dusecek. Insanlar olecek. Atla. Nayir. Nolamaz. Cok guzel adamdi Goksel Arsoy. Ben Leyla Sayarida cok begenirdim. Ahmet Tarik Tekce? Babam, Tekcen derdi. Biz o nu kotu adam olarak cok severdik. Kim oynuyor filimde baba? Ahmet Tarik Tekcen...


BAHCEVAN, KISMEN RENKLI
Esen Sinemasinin tam karsisinda, istasyon caddesinin Vali Konagi tarafinda bir pastahane var. Cok guzel yas pasta yapiyorlar. Kac kurus? Sinemadan once yemem lazim. Para? Esen Sinemasinda bir bilet kesen tanidigimiz var. Bileti keserken yuzu giseye donuk oluyor. Ben de gisenin yaninda, onun beni gorecegi bir yerde bekliyorum. Gorunce dayanamiyor. Gel diyor. Ben o na guvendim. Parami yas pastaya verdim. Afiyetle yiyip, altindaki kurdela gibi yumusak kagitla da agzimi silip, gisenin yaninda yerimi aldim. Bir turlu gel demiyor? Filim baslayacak. Reklamlar basladi bile. Cok sukur. Gel diye isaret etti. Iceri girdim. Zor bela, arka siralarda bir yere ilistim. Boynu bukuk bahcevan, bir kiza yanik. Turku cagiriyor. Siyah beyaz ciceklerin arasindan dolasarak cagiriyor: Bahcevan geldi. Dehdeh duldul, dehdeh duldul... Oyle miydi. Filim baska bir filim miydi? Ama sahne de Zeki Muren, ciceklerin arasinda sarki soyluyor. Birden ortalik degisti. Aydinlandi. ne oldugunu anlayamadim. Siyah beyaz her sey, rengarenk olmustu. Zeki Muren rengarenk ciceklerin arasinda sarki soyluyordu. Sanki cennete dusmustuk.
KISMEN RENKLI ilk filmimi o gun seyrettim.

SAHICI TAHTA BISIKLET?
Cocuklugunuzda simdiki oyuncaklardan bulamayip, kendinize oyuncak yaptiginiz olmustur. Sogut agacindan duduk yapmayi bizim yaslardaki butun gencler(?) bilirler. Pancar kokunden kayik yapip, arkasina pervane takip yuzdurmusuzdur. Bir kisminiz belki tahtadan oyuncak bisiklet bile yapmistir.

Ama boylesini gormemissinizdir!

Tahtadan bisiklet, ama sahici. Marangoz isi bisiklet. Bir kenara koyup sus niyetine gelene gidene gostermek icin degil. Binmek icin!

Dusunun bisikleti filimlerde goren Gokcebostanli cocuklar, tahdadan bir bisiklete binmis tatli yuzlu bir marangoz ustasinin arkasindan kosturuyorlar. Hep derdim. Bu benim ki gercek mi, ruya mi? Gercekten tahtadan bisiklet olur mu? Cocukluk hayali mi? Hele hele o bisiklete binmis kirmizi yanakli, gulumseyen amca? Benim hayal urunum mu?

Degilmis! Sivastan Melkon Usta aradi. Tahta bisikleti sordu. Hatirladin mi? Yuregim bir tuhaf oldu sormayin. Sanki babam telefonun obur yaninda, oglum, der. Tahta bisikleti yapan, Gokcebostanli cocuklarin pesinden kosturdugu hayallerimizi susleyen "Melkon YANGIN" amcayi bugun buldum.

Devamini yazarim.

2 Agustos 2003

Not: Bugunlerde yeni bir is edindim. Oglumun kitabinin tanitimini yapiyorum. Kitap Ingilizce: "America Hates Me But I Still Love Her!" Yazar: Umut Ozturk. Turkiye disinda yasayanlar;

www.amazon.com,

www.amazon.de,

www.amazon.fr,

www.amazon.co.uk,

www.amazon.ca,

www.barnesandnoble.com

gibi sitelerde kitabi gorebilir, satin alabilirler. "Kitabimizi satin alin!" demesi biraz zoruma gidiyor ama, kitabi satamazsak, sesimizi duyuramiyacagiz. Kitap'da 1990'dan bu yana yasadiklarimiz anlatiliyor. Ingilizce bilmiyorsaniz, kitabi alin, Ingilizce bilen esinize, dostunuza, akrabaniza hediye edin. Olmadi, evinizde hatira olarak tutun. Evde tutmak mi istemediniz? Sokakta gecen birine hediye edin!

Kutuphanelere hediye de edebilirsiniz!

Ikinci kitap "Three Lions Roar, A Novel of World Cup 2006" de yakinda piyasaya cikiyor!



KIRMIZI IPEK ESARPLI BUYUK TAVUK
Gordugunuz kapidan girerdik. Saga doner, tam karsida ki merdivenlerden cikardik. Genis bir merdiven. Ordan merdiven geriye doner. Ikinci kata gelirdiniz. Kocaman, genis bir koridor. Koridorun saginda ve solunda yuksek, yuksek kapilar. Yerler, kirden siyahlasmis tahta. Kapilarin saginda, solunda tabureler var. Oturmak icin. Salonda sigara icmek serbest. Tukurmek serbest. Ne havalandirma var. Ne baca. Ne delik. Nereye gider o duman. Durusma oldugunda bir kalabalik ki gorme. IKINCI ASLIYE HUKUK yaziyor. Siyah zemin uzerine kirmizi harflerle. Mubasir kapiyi acip kafasini gosterdiginde, sinema yildizi gormus gibi basina dolusuyorlar. Efendi! Efendi! Mubasir magrur. Duymamazliktan geliyor. Uzaklara bakiyor. Bazan donup birine, kisa bir cevap veriyor. Senin dosya asagida. Bir ara bakarim. Sonra iceri giriyor. Koyluler. Ellerinde yumurta sepetleri. Deri cokelikler. Tulum peynirleri. Ayaklari kirmizi bezlerle baglanmis, tavuklar, horozlar, pilicler. Bazisi normalden buyuk. Kafalarini uzatip, yan yattiklari yerden, burunlarinda ki kirmizi ibigi ipek esarp gibi bir tarafa atmis, gulu gulu diyorlar.

Mubasir yine kafasini cikariyor. Yine etrafina dolusuyorlar. Mubasirden ince, tiz bir ses. Avukat Ali Yeke, Avukat Hamdi Soylemezoglu... Bogazini temizlemek icin oho, oho yapiyor. Tukurugunu dilinin ustune yerlestiriyor. Dilini boru gibi yapiyor. Tuuu... Tukuruk ta karsida ki, sepetin icinde...

Mubasir buyuk adam. Ben de onun gibi tukurmeyi cok denedim. Olmadi.
.......................................
Mubasir Huseyin omrunun kac yilini bu binada gecirdi? Kac yilda emekli oldu? Bilmiyorum.
Anamla bir konusmamiz lazim.


SEVGILI FIKRET HAKAN
1964 lu yillarda siddetle artist olmak istiyorum. Aysecik'e ayni filimde oynamak icin teklif yaptik. Ses yok. Bir tek Fikret Hakan dan siyah-beyaz bir resim. Gencecik, kocaman ceneli, gulec yuzlu bir adam. Resmin uzerine yazmis:

"Mustafa ya evvela tahsilini tamamlamasini dilerim."

Anam babam bize gelen gidene bu fotografi gosteriyor. Bizim oglan artist olacak diye. Aslinda o yasta bayagi iyi bir secim yapmisim!

Sevgili Fikret Hakan:

Size uyduk. Tahsili tamamladik. Hatta emekli bile olduk. Cocuklarimizin boyu bizi gecti. Biz hala artist olamadik. Hayalini kurariz. O zamanlar sizden baska kimse bana cevap vermemisti. Ben de size donup tesekkur edememistim.

Tesekkur ederim. Cok naziksiniz...

NOT: "Sevgili Fikret Hakan" baslikli yazimizi sourtimes.com ve Kamera Arkasi.org sitelerinde yayinlandigini gorduk, sevindik. Bu arada Sayin Hayri Colasan'nin hazirladigi "Kamera Arkasi" sitesini ziyaret ettik. Turk sinemasi ile ilgili epeyce seyler ogrendik. Asagida ki linki tiklarsaniz Fikret Hakan'la baslayip, siteyi gezebilirsiniz:  http://www.kameraarkasi.org/sinema/yonetmen/dir_turk/f/fikrethakan.html 


ZEKI MUREN
Yil 1982. Gemiyle Bodruma gitmistik. Sehir izni verdiler. Daldik Bodrum Sokaklarina. Yil sekseniki
olduguna gore biz yirmidokuzuz.

Ucuzundan kafayi bulup, hos kafayla saga sola takiliyoruz. Bir yerlerde, bir ara baktim birileri beni cagiriyor. Pasa, Pasa diye. Dondum. Bana degil. Orada oturan birine. Yuz tanidik ama kimdir bilemedik. Sen de mi pasasin, dedim. Evet, dedi. Ben de Pasayim. Kim daha essah pasa diye sohbete daldik. Anlattik bizim pasaligimiz nereden geliyor. Dinledi. Kahkahalar atti. Pasama icki getirin dedi.

Biz ertesi sabah gemide kendimize geldik. Arkadaslar dun aksam iyiydin Pasa, dediler. Pasayla sohbetin iyiydi...

Biz megersem gercek bir pasaya uyduruk pasaligimizi anlatip durmusuz. O da dinlemis.

Seni kisa sure, ayak ustu de olsa, tanidigim icin
gurur duyuyorum, Pasam!

YIL 1705 NE NERELERDEYDINIZ?

1705 YILI
Bu haritayi 1705 yilinda yapmislar.

1705 yilinda, artik Muzurlu Suleymanin torunlari iyicene Danisikli olmuslar. Degirmeni kurmuslar. Damlari cikmislar. Mezarliklari epeyce dolmaya baslamis. Onlar da dedelerinin babasini bilip, Suleymani unutmuslar.

25 Eylul 1730 da Yenicerilerin 17 nci Grup Komutani Halil, Padisaha kafa tutmus. Ibrahim Pasayi, 34 devlet gorevlisinin kellesini istemis. Vermisler. Sair Nedimi de oldurmus. Munzurlu Suleymanin torunlari kapiya bagladiklari iple dislerini cekmeye devam etmisler. Halili bilememisler. Kendi dis agrilarindan, Osmanlida ne olur duymamislar, Lale Bahceleri darma duman olmus bilmemisler. Hele hele Nedim diye bir sairin niye olduruldugunu hic anlayamislar.


O siralar Avusturya Prensi Ogden diye biri, 5 Agustos 1716 da Osmanli Ordusunu yenmis. Silahtar Ali Pasa olmus. Pasarofca anlasmasi imzalanmis. Bosna, Arnavutluk Venediklilere verilmis. Munzurlu Suleymanin torunlari da, tadli olur diye, Kizilmirmaga yakin yerde Havuc ekmisler. Havuclar kucuk ama sahiden datli mi, datliymis.

1630 larda Ingiliz Krali Charles I Ingilizlere yuruyun demis. Yuruyun okyanusun otesine. 1690 da Amerika Nufusu 250 bin olmus. Cogu Ingiliz. 1775 de ikibucuk milyon. Bizim Danisikta ki Munzurlu Suleymanin torunlari, cok sikistiklarinda Kocgiriye (Zara) yururlermis.

Osmanli Padisahi Mehmet IV 1730 yilinda oldugunde, Munzurlu Suleyman Suleyman Danisiga yurumeye baslamasindan tam tamina 182 yil gecmis.

Danisikta kimse ne Munzurlu Suleyman Dedelerini, ne Prens Ogdeni, ne Halili, ne Nedimi, ne de Ingiltere kirali Charles i bilmemisler.

Bosnayi, Arnavulugu, Lale Bahcelerini duyduklari olurmus. Ama Amerika nedir, niredeir hic bilmemisler.

19 Subat 2003, Biloxi







GUNDE NE KADAR YOL YURUR MUSUZ
67 evlerden Sivas Lisesine yuruyerek giderdik. Bir ara moda oldu. Belediye Otobuslerine heveslendik. Hevesimiz kisa surdu. Bir arada 67 evlerin hemen yanibasinda ki subay lojmanlarina gelen askeriyenin servislerine kacak bindik. Bizim sinifta bir kiz vardi. Albay kizi. Bizi bilir di ama, askere soylemezdi. Yuzu gozumun onunde. ismi dilimin ucunda. Bulurum.

( BUGUN, 5 ARALIK 2002, BULDUM: EZEL GUL YELDA )


Karayollarinin yolumuzun uzerinde tesisleri var. Cok guzel, beton duvarlarla cevirdiler. Biz gelip gecerken, duvarin sivalari yasti. Imzamizi atmistik. Duruyor mu dersiniz?

67 evlerle 94 evlerin arasinda kocaman bir tarla vardi. Liseye 67 evlerden Avni, yegeni Hasan, bizim sokaktan Nihat ve Kedi Memmed gelirdi. Bir de Savas
vardi. Herseye gulerdi.

94 evlerden Kucuk ve Buyuk Saitler benim sinif arkadaslarimdi. Sait Gursoy. Sait Ali Arslan. Niye birine kucuk, otekine buyuk Sait derdik ki? Boydan mi?

Avni Berkbayrak in abisi Hava Harp Okulu 1967 mezunuydu. Biz lisedeyken Sehit oldugunda Usttegmendi sanirim.

Avninin kucuk abisi Erol doktor olmus. Avni Sivas Lisesinde Mudur Yardimcisi. Kucuk Sait Manisa da, Buyuk Sait Izmirde veteriner hekim.

SIVAS IL SECIM KURULU BASKANLIGI NDAN BILDIRIMISTIR.
Mubasirin hakimi il secim kurulu baskani olunca, hem mubasire, hem de bize is dustu. Once sari renkli yuzlerce binlerce zarfi muhurluyoruz. Oyle bir hale geldik ki, bir elimiz kivirtarak tuttugumuz zarf desdesini salarken obur elimizde ki muhur, zarfla murekkeb kabi arasinda gidip geliyor. Stamba. Sahiden stamba derdik o murekkep kabina. Plastik ince bir kutu. Icinde sanki ici sert pamuk dolu bir bez var. Murekkebi ustune dokuyorsun. Murekkebi cekiyor. Cok murekkep koyarsan, muhur yerine simsiyah, yuvarlak murekkep izi kaliyor. Murekkep kivamindaysa, muhur belli cikiyor. T. C. Sivas Il Secim Kurulu Baskanligi. Yazi tami tamina boyle miydi? O nu bilmem ama, muhurun ortasinda bir yuvarlak, yuvarlagin icinde ay yildiz. Yuvarlagin disinda da yazilar. Bu stampa ismi Ingilizce pul yapistirmak, pul dan mi geliyor? Vay anasini. Kirk yil sonra, simdi aklimiza geldi.

Esas secimlerden sonra havamiz cok. Sandiklar geliyor. Oylar sayiliyor. Bazi sandiklari yeniden saydiriyorlar. Onceden soylemisler. Hangileri gecerli, hangileri gecersiz olacak diye. Koca koca, onemli adamlar gelip bize soruyorlar. Kim onde? CHP, diyoruz. Hem de yarim agiz.

Hangi yil, sormayin. Hatirlamiyorum.

Sivas Lisesi

ONCEDEN YAZILMIS YAZI OLUR MU?
Lise son sinif. Artik ya herro, ya merro! ya iftihara gecip Hava Harp Okuluna gidecegiz, ya da Iftihara gecip Hava Harp Okuluna gidecegiz. Tarih oyle yazmis, agabey oyle yol gostermis, ya da yazgi buymus?

Araplari Turklere karsi ayaklandiran Lawrence; kader, alin yazisi, yazgimiz diyen Araplara bagiriyordu. Alin yazisi yok. Onceden yazilmis yazi yok, diye.

Cebirden sinav olduk. Hocamizi sinif sikistiriyor. Yaziliyi okudunuz mu hocam? Okudum, diyor. Bir tane on var. Ismi hatirlamiyorum.

Sinav sonuclarini okuyor. Numarasini okudugu ogrenci ayaga kalkiyor. 3570? Ayaktayim. Gecen yilin en haylaz ve tembel adamlarindan biriyim. Onu bana yakistiramiyor. Gel tahtaya!

Iftihara gectik. Hava Harp Okuluna girdik. Omrumuzun 1971-1986 yillari arasi, ufak tefek aralari saymazsaniz Hava Harp Okulunda gecti. 1972-1990 yillarinda Hava Harp Okulundan mezun olmus subaylari ya ismen tanirim, ya goz asinaligim vardir, ya da onlar beni tanirlar.
...................
Bu Kapi da cok kosturduk!
Soldan Birinci Kapi:
"Dersanemiz"


Bu fotografda ki ev bizim Gokce Bostan da ki ev degil. Fark eder mi?
Fotograf: Dursun Ali
Kaynak: Fotograf.net


KURBAN BAYRAMI
Bu bayramda (Subat 2003)kimlerle gorustuk, kimlerden haber aldik. Kimler kimleri bilir. Kimler kimleri bilmez? Lise arkadasim Sait Gursoy Amerika'ya gelmis. Ablam Saiti bilir. Kucuk Saitide bilir. Ablam dedi ki, kucuk Saitin babasi Ziya Bey olumunu bekliyor. Olurse kurtulacak, dedi. 94 Evlerde ki ilk okulun Muduru Ziya Beyi kaciniz tanisiniz? Ben bilirim. Saitin kayin biraderi Unal Ozbek bundan 20 sene once Amerikaya gelmis. Kafasini bir oraya, bir buraya vurmus. Bizim gibi. Simdi Saiti agirliyor. Unali kaciniz bilirsiniz?

Hasan Amcayi aradim. Gazi maasi ile birlikte uc ayda iki milyar emekli maasi aliyormus. Kore Gazisi Hasan Yokus amcami da bileniniz azdir. Kenan abi nasil dedim. Kenan abi oglu. Oglu ile su satiyorlar dedi. Yengem Elifte rahatsizmis. 75 yasindayim dedi.

Ziya Dayimi taniyanlar? Bakirkoy de oturur. Sesi bana cok dinc geldi. Bu sayfalar da sozunu etmisizdir. Anamin kucugudur. Bilir misiniz?

Ablam Turkan la konustum. Eniste Kemalle gorusmedim. Anam ne zaman geliyorsun dedi. Artik evi satalim demiyor. Ne zaman geleceksin? Gorusurmuyuz?

Yusufu taniyanlariniz. Yengeyi? Paca corbasi var, dedi? Gelmez misin? Ebru ve Ozgurle konustuk. Yusuf yokmus. Yusufu kimler bilir?

Necmeddin Bey aramis. Not birakmis. Colugunuzla, cocugunuzla, saglicakla daha niye bayramlara diye. Size de Necmeddin Bey?

Melih Beye, Necati Beye de bayram tebrigi gonderdim. Bilirmisiniz? Bilirsiniz. Bilirsiniz.

Emmim Haydar la gorustuk. Halama Dedelerimiz Suleymanlar oykusunu okudum. Trabzonlu Suleymani bildin mi hala dedim. Yok, dedi. Kim? Soyledim. Cok sasirdi. Nailenin bayramini kutladik. Cemil niye aramaz dedik. Annesi ile bile gorusmuyor, dedi. Telefonda konusmayi sevmiyor. Cemil. Bizi arama. Halami ara.

Kenanla konustuk. Gavuzogullarina gittik, dedi. Iyilermis. Geliriz, gorusuruz dedim. Memeleketin hali iyi degil, dedi.

Bursadan Huseyin Korkmaz, Almanyadan Semih, Bursadan Barista eposta gondermis. Herkesin selami var diye.

Minneapolis, Long Island, Izmir, Ankara, Mecidiyekoy, Bakirkoy, Alanya, Biloxi. Almanya.

Ziyalar, Ozturkler, Saricaoglu, Gavuzoglu, Ergunler. Birbirlerini belki bilir, belki bilmezler. Bir bayrami daha gecirdiler. Biz hepsini, burada, bir araya getirdik.

Tanistirayim...

15 Subat 2003

 

OZGUR'UN HAZIRLADIGI GOKCEBOSTAN VIDEO ICIN TIKLAYIN:

http://www.youtube.com/watch?v=Kq7YlW64aeA




DANISIK
Danisik Sivas ili, Zara kazasi'na bagli bir koy. Tam derenin icerisi'ne yerlestirmisler. Bir kilometre yakinina gidene kadar koy'u goremiyorsunuz. Zara'ya uzakligi 29 kilometre olmasina ragmen, dun de, bugun de Zara'dan Danisik'a tam bir gun de ulasabiliyorsunuz!

Duzluk'te meshur DEGIRMEN'imiz var. Cevre koyluler de bu degirmene geliyor. Dagdan yeni fiskirmis Kizilirmak'in sulari hem bu degirmeni, hem de cevrede ki bahceleri suluyor.

Agabeyim Ismet'in bu degirmende cekilmis at ustunde bir fotografi vardi. Bir eli ile ufku gosteriyor! Yaninda da Ali Agabey. (Duydum ki Ali Abi simdi koyun muhtaridir.) Nerede bu fotograf simdi?

Danisik cevresinde ki benim bildigim tek TURK koyu var: KORKUT. Bu koyden KIVRA'larimiz var. Korkut'lular bizi; "HUSEYIN KIVRE, HAYDAR KIVRE!" diye cagirirlardi.

Danisik'in arkasinda ki Asagi ve Yukari Sorgun'lular akrabalarimiz. Kosevenk, Alisanbey'in Agili komsu koyler. Zaten Buro'nun iki kizi HANIM ve AGGUL Yukari Sorgun'a, Mehmet Nuri'nin bir kizi da Alisan Bey'e gelin gitmis!

Isimleri buldukca yazacagiz.

NOT: Yukarida ki fotograf Sorhun tarafindan cekilmis.

Asagida ki fotograf: Danisik da Dugun...





EDITOR DEN NOTLAR:
ZARA HABER WEB SITESI'NDE BARIS OZTURK ISMINI GORDUK. DANISIK'TAN BARIS DIYE BIRI! TELEFON ETTIM. BIZIM DELIL'IN OGLUYMUS...NEREDEN NEREYE...
SEVGILI BARIS, GECIKMELI DE OLSA SENI TEKRAR BULDUGUMUZA COK SEVINDIK...
BIZE YAZ. BU SAYFALAR BOMBOS DURUYOR!
30 MAYIS 2002, PERSEMBE


DANISIK FOTOGRAFINI BUGUN (26 ARALIK 2002) IZMIR DE OKUYAN, HASAN HUSEYIN AMCAMIN TORUNU GONDERDI. FATMA KORKMAZ IN OGLUYUM. BEN DE DANISIKLIYIM DIYE YAZMIS. EPOSTA DA UZERI NOKTALI TURKCE HARFLER BOZUK CIKIYOR. HUSEYIN KORKMAZ MI?

FOTOGRAFI ALMANYA DAN SEDAT CEKMIS. HANGI SEDAT?
SORGUN (Konusurken boyle de yazilisi Sorhun.) DAN DANISIK A INERKEN CEKMISLER.

KORKMAZLARIN HERKESE, DUNYAYA SELAMLARI VAR.
........................................



HUSEYIN KORKMAZ IN 27 ARALIK 2002 TARIHLI MEKTUBUNU ASAGIDA YAYINLIYORUM:

Merhaba Kemal Dayi:
Ben Hasan Huseyin Ozturk ve Zilif Ozturk un torunuyum. Annemin adi Fatma ve babam Kelhasan Koyu nden Mirimelek Korkmaz. Belki Tanirsiniz.

Ziya Korkmaz in kardesi. (Almanya da calisan.) Bu nedenle soyadim Korkmaz. Yani baba tarafi Kelhasan li, anne tarafi Danisik li.

Site cok guzel. www.zarahaber.com sitesinde diger linkler bolumunde yayinlandigi icin belki cok ziyaret ediliyor olabilir. Ben zaman buldukca siteyi ziyaret ediyorum. Oykuleri cok sevdim. Ozellikle TRT de yayinlanan oyku baya guzeldi...

Danisik resmini ceken Sedat abinin tam olarak kimin oglu oldugunu bilmiyorum ama Almanya dan oldugunu
biliyorum. Ben resmi Nuri Ozturk dayimin oglu Yilmaz Abi den almistim.

Bu arada benim de oykulerimi ve calismalarimi yayinladigim bir sitem var:

http://diyalektohikayeler.kolayweb.com

Ben de bos zamanlarimda oykuler yazmaya calisiyorum ama tamamen diyaloglara dayanan.

Yazdigim emaillerde i harfleri yanlis cikiyor cunki bizim universitenin labaratuarindaki bilgisayarlarda bazi sorunlar var.

Hepinize sevgiler ve saygilar. Yeni yilinizi tekrar kutlarim.

Korkmaz Ailesi size Bursa dan sevgilerini yolluyor. Ben de kendilerine selamlarinizi iletiyorum.


SIVAS'IN ULAS KASABASINDAN DEMIRCI EMMI
Babam bizi cocukken Ulasa goturdu. Ailece gittik. Benim hatirladigim ev sahibi, orta boylu, hafif gobekli, kisa sacli, genis burunlu, kucuk gozlu, yuzu cilli, saclari kizila yakin 45-50 yaslarinda biriydi. Kafamda ki resmi, size aktarabilsem taniyaniniz muhakkak cikar. Bu amcanin yuzu neden bu kadar net olarak benim beynimde yer etmis? Neden bu yuz hatiralarimdan cikmiyor?

Ismi ne? Bilmiyorum. Bugun Turkiye saati ile aksam sekizden 12 ye kadar anami aradim. Kimdi bu demirci emmi, diye. Telefon hep mesgul cikti. Kim di bu demirci emmi?

O calisirken biz demirhanesine girerdik. Bize koruk cektirirdi. Korugu cektimizde kirmizi kor atesin renklenmesinden buyuk keyif alirdim. Kirmizi alevler sariya doner, ben kedimi agzindan alevler cikaran ejderhaya benzetirdim. Bizim Ulasli emmi, alevden cikardigi demirini evire cevire dover, yeni yeni sekiller verirdi. Bir keresinde sanki, keser yapiyordu. Aklimda oyle kalmis.

Nereden mi bunlar aklima geldi? Dunki Hurriyette bir haber vardi: Sivasin Ulas Ilcesinde Demir Perde Yikildi. Haberin ozu, Alevi ve Sunniler, yillar sonra ayni mezarligi kullanmaya karar vermisler.

Ulasla ilgili resimler de buldum. Bir yerlerde yayinlarim.

28 Mayis 2003

Demirci Emminin adi Mustafa. Aslen Zara'nin Atkiran koyundenmis. Ulas'a yerlesmis. Kaynak: Anam. 31 Mayis 2003, Telefonda sordum. Anam soranlarin gozlerinden opuyor.
....

Kavaklar...

Bedenim usur, yuregim sizlar.
Ah kavaklar, ah kavaklar...
Beni hoyrat bir makasla,
Eski bir fotograftan oydular.
Orada kaldi yanagimin yarisi,
Kendini boslukta tamamlar.
Omuzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.
Ah kavaklar, ah kavaklar...
Aci dustu pesime
Ardimdan islik calar.

METIN ALTIOK



MARDO
Mardoyu tanidigimizda agzinda disleri kalmamis, sen sakrak ortayasli bir gencti. Mardo gercek ismi degil. Lakabi. Kimler takmis bilmiyorum. Mardoya dedemin kardesi Avgulu vermisler. Avgulu hos tuttumu bilmem ama, Avgul halanin uzunca boyunu hatirlarim.

MARDOnun hikayeleri cok. Bir keresinde babamin dayisi ile Tokata calismaya gitmisler. Ne bulurlarsa o isi yapiyorlar. Ahirlarda yatiyorlar.
Bir gun kahveye ugramislar. Siki bir tavla partisi var. Mardo bende oynayayim,demis. Kahvedekiler olmaz, demisler. Mardoyu tanimislar. Mardoyu tahrik ediyorlar. Mardo israrci. Olmaz demis biri. Cok ciddi bahis var. Mardo ne demis. Anlattiklarinda, bizim dayi aman Mardo, yapma, etme, seni, ederler, demis. Ama Mardo dinler mi.

Tavla da isler sarpa sarmis. Mardo yeniliyor. En son zarini atacak. Arkasinda seyirciler Mardo kacmasin diye bekliyor. Bizim dayi, bagiriyor. Mardo seni sey edecekler diye. Mardo sana, ne? Mal benim degil mi, diyor. Bizim dayi sizlanmaya devam edince, alin su adami basimdan, diyor.

Mardo ya iki alti atacak. Yada vari yogu elden gidecek. Zarlari agzina aliyor. Ellerini arkasinda baglayip, ya ali deyip, tukuruyor. Iki alti.

Kahvedekiler hemen mardonun rakibini yakaliyorlar.
Mardo basliyor bogalar gibi bogurmeye. Saga sola boynuz atmaya.

O gunden sonra kasabalilar, Mardoyu gorunce senin boga geliyor diye hemsehrilerini ti ye aliyorlar. Adamcagiz dayanamiyor. Mardoya yalvariyor. Gidin diye. Mardo ve dayi koye donuyorlar.

Mardo da gitti. Dayi da. Amerikanin Biloxi sehrinde Mardo hakkinda yazilmis belki de ilk yazili belgeyi (nufus Cuzdani hric) kaleme almak bize nasip oluyor.

AK SAKALLI IHTIYAR DOSTUMUZ
Biz Gokce Bostanda otururken evimize, ak sakalli bir ihtiyar gelirdi. Kirmizi kirmizi yanaklari, benbeyaz sakallari vardi. Simdilerde cok ca gordugumuz Santa nin kendisymis gibi. Devamli gulumser, cocuklari cok sever, annemin onune koydugu ne olursa olsun buyuk bir istahla yer, sonra da, eliyle sakalarini sivazlardi. Bize hikayeler anlatirdi. Anama soracagimiz cok sey var. Kimdi bu ihtiyar? Niye bize sik sik gelirdi?


HALIL EMMI
Uzun boylu inceydi. Sanki kafasini onunde cok tutmaktan kamburu cikmisti. Yakasi dugmeli gomlegini, agirliktan ve eskilikten cebleri sarkmis ceketini, ceketinin arkadan dokulusunu, ayaklarindaki lastik ayakkabilari, omuzunda tasidigi balyozu hatirliyorum.

Balyoz neyin nesimi? Bu emmi, sokaklara parke tasi doserdi. Belediye adinami calisirdi, yoksa belediyeden ismi alir yapardi, yoksa birileri icin gundeliginemi calisirdi bilemiyorum. Amma sabahlari ise giderken, aksamlari is donusu bizim evin onunden gecerdi. Bazanda sanirim bize ugrardi da. Ismi. Dudaklarimin ucunda. Bugun olmazsa yarin. Mukakkak aklima gelecek. Veli emmi? Yok, degil. Oglunun adi Veliydi. Galiba Veli Zaturye olmustu. Istanbula gondermisler. Olecekse oralarda olsun diye. Emmi adin neydi?

VELI
Harbiyede bir aksam yolunu bulup birkac arkadas Tarlabasinda bir randevu evine gittik. Sivil giyinmisiz ama, belli ki askeriz. Arkadaslardan biri, bir hanimi begendi. Onunla konusuyor, oradaki heriflerden biri bozuldu. Benim yanimda, benim kariyla konusamazsin diye. Biz de delikanliyiz. Hot dedik. Demez olaydik. Ortalik birden bire tabancadan gecilmez oldu. Biz korkudan olmek uzereydik. Aman dediler. Veli Abi geliyor. Veli Abi sordu. Bir durummu var, diye. Yok dediler. Oturduk. Veli Abi askermisiniz, diye sordu. Harbiyeliyiz deyince, guldu. Neredeniz? Sivasliyim deyince benimle ilgilendi. Kimin oglusun? Mubasi Huseyinin. Vay kardas, diye bize sarildi. Veliyi zamaninda zaturiyeden olmesin diye Istanbula gondermislerdi ya, oda ben zaten oluyum deyip, kelleyi kolduga almis, olmemis. Oldurememislerde. Kabadayi olmus. Veli adi nam salmis. Randevu evlerinin cogu ondan sorulur. O aksam, bizim aksamizdi. Artik bizler siradan Harbiyeli degil, patronun dostlariydik.

O geceden sonra bir daha Veli Agabeyi ziyarete gitmedim. Bir gun bir gazetenin on sayfasinda resmini gordum. Bir gece kulubunde bir astsubayi yaralayip, kacmis. Polisler Veliyi bulamiyorlarmis.


SEMSETTIN ABI
Kac yaslarindayim bilmiyorum. Sivasin sokaklarini arsinliyorum. Tanidik birini mi gordum. Kosup yanina gidiyorum. Yilisik bir vaziyette, Ali emmi, Mehmed emmi, Ali Abi beni tanidin mi? Bazilari taniyamadik diyorlar. Mubasirin ogluyum, diyorum. Ha oyleme demeye gorsunler. Emmi 25 kurusun var mi? Erkeklerse vermesinler. Verene kadar yakalarini birakmiyorum. Ali abi 25 kurus versene?
Bir keresinde biraz cekindigim Semsettin Abiden 25 kurus isteyecek oldum. Verdi. Sen dedi, herkesten 25 kurus mu istiyorsun? he, deyince o aksam Mubasire soylemis. Bizim 25 kurusluk saltanatimizda orada bitti.
Buyuduk, subay ciktik. Evlendik. Uc cocukla Semsettin Abi'yi Sivasta ziyaret ettik. Cocuklarima 25 kurusun oykusunu anlattim. Hep birlikte gulduk.
Semsettin Abi erken gitti.

OTEL KOSK DE KI SEF GARSON
Sivasta Mismil Irmak sehrin tam gobeginden gecerdi. Boklu Irmak da derdik. Ne yaptilar, nasil yaptilar, yavas yavas, boklu irmagin ustu kapandi. Uzerine apartmanlar, evler diktiler. Benim bildigim, carsiya giden yolda, Otel Kosku de Mismil Irmagin ustune diktiler. Otel Kosk, adina layik, Kosk gibi bir sey oldu. Cicek Palasi bile gerilerde birakti. Otel Koske Iran dan gelen otobuslerin durdugunu gorurduk. Otobusten inenlerin esyalarini uniforma giymis cocuklar alir, altin gibi parildayan askilari olan el arabalarina yukler, iceri gotururlerdi. Biz kapidan icersini pek goremezdik. Bazen, Otelin onunden gecerken iceriye goz atardik. Temiz elbiseli beyler, hamimlar, koltuklara oturmus, gelen geceni gozlerlerdi. Her Sivasli genc cocuk gibi, bende bir gun Otel Koskte calismayi dusler oldum.

Birgun babam dedi ki, sana bir ceket, bir de pantolon lazim. Niye demeden terziye gittik. Babamin eski mubasir uniformalarindan birini sokup, ters cevirip bana diktiler. Huseyin Efendi, dedi Terzi Nesimi, vallahi duzunden guzel oldu. Sahiden de, onden uc dugmeli ceketim cok sik olmustu. Cok sevdim. Lacilerin altina, bir gravat ve gomlek denk getirdik. Ama ayakkabi yok. Fotine para yetmedi. Babam dedi ki, lastiklerini parlat.

Biz tam hazir olunca babam elimden tuttu, Hasan Tanriverdi (Tanrikulu mu?) nin odasina cikartti. Saygiyla, bizim oglan Hasan Bey dedi. Hasan Beyin aklinda belliydi ki baska yer vardi benim icin. Ama beni derli toplu, trasli, tertemiz gorunce, respsiyona git, dedi. Benim cilalanmis lastiklerim dikkatini cekmedi.

Resepsiyonda zipkin bir oglan. Beni kendi ayak isleri icin kulaniyor. Cay getir. Su getir. Kullukleri temizle. Bana musteri teslim edip odalara gondermiyor. Bahsis de orda!
Iki otobus pes pese bastirinca, bana da bir musteri verdi. Anahtari aldim. Asansorle ciktik. Odayi actim. Nereliler bilmiyorum ama, yabancilar besbelli. Avrupali. Kadin tuvaleti sordu. Anladim. Tuvaleti ve banyoyu soruyor, ama cevap veremiyorum. Kem, kum. Kadin yere comelmis, bana tuvaleti tarif ediyor, tecrubeli bir buyugumuz acik kapidan gormus, iceri girdi. Hic konusmadan musteririn elinden tutup, tuvaletin kapisina goturdu. Acti kapiyi. Gosterdi. Kari, tenk, tenk, tenk yu, diye diye bir hal oldu. Birkac tane kagit parayi bana degil, tuvaleti gosteren abiye verdi. Bizim sefi ilk o gun gordum.

Daha ikinci gun. Hasan Bey beni cagirdi. Kaca gidiyorum. Derslerim nasil. Hele hele matamatik, dedi. Iyi. Beni ikinci katta ki lokantanin kasasina oturttular. Bir sis kebab Bir duble raki, bese. Onbire iki corba... Yarim ufak altiya... Uce uc kahve... Takip ediyorum. Hesap dediklerinde hesabi cikariyorum. Hesabin ustunu geri veriyorum. Lokanta da bir sef garson, bizim tuvaleti gosteren buyugumuz. Epeydir calisiyor. O bile yavas yavas bana saygi gostermeye basladi. Beni Hasan Beyin adami saniyorlar.

Bir ara, asagidan bir sey istediler. Kime? Resepsiyonda ki beyimiz istiyor. Yok dedim. Simdi mesguluz. Bir ara kendisi geldi. Senin cukun cabuk kalkti, dedi. Bizim sef, kas goz isaret ediyor. Ondan sonra o da rica minnet konusmaya basladi. Hesaplari Hasan Beye veriyorum. Hasan Bey dedi ki, Kemal Lokanta sen geldin geleli daha cok kazaniyor. Niye ki? Bilmem, dedim. Guldu.

Garsonlara dedim. Bir gun, subay olup gelecem. Bana servis yapacaksiniz. Sen dediler, gel hele.

Aksam is bitti. Bizim garsonlar fis kos. Bir yere gidiyorlar. Ne var, dedim. Sen kucuksun dediler. Orta bitmis. Yas 14-15. Orta mezunuyuz, dedim. Hem de lokanta benden sorulmuyor mu? Bizim sef gelsin, dedi. Benim tanidiklar var. Bir kiyak yaparlar. Gittigimiz yerin kapisinda bir polis var. Bana eliyle dur dedi. Bizim sef, ilk defa, dedi. Idare et. Polis guldu. Gec dedi. Bahceli bir yere girdik. Bir evin camindan iceri bakiyorlar. Bizim sef belli ki burayi iyi biliyor. Beklemeden iceri girdik. Bir kadinla konustu. Yuzu cilli cilli, zayifca bir kiz. Bana bakip guldu. Geldi elimden tuttu. Cekiyor. Direttim. Bizim sef kafasiyla isaret etti. Devam et. Bir odaya girdik. Cilli Kiz cikart uzerindekileri, dedi. Cikartmam. Ilk mi? Anladim, evet. Korktum. Kanim, damarim, cekildi. Hic bir sey hissetmez zoldum. Aglayacagim. Elini bana atti. Sevgiyle. Gulumsedi, yurekten. Ne olur, dedim. Ne olur, beni birak. Birak ama, disaridakilere soyleme. Olur, dedi. Otur biraz bekle. Yatagin ucuna ilismis, iki elim dizim de, kafam onumde bekledim.

Disariya ciktigimizda, sef sordu. Nasil? Cilli Kiz cok iyi masallah, cok iyi, dedi. Bana da dondu guldu. Hayt, dediler. Sirtimi yumrukladilar. Otelde bir oda acildi. Yikanip, apdest alalim diye.

Ertesi gun, serefine, yemekleri ben ismarladim.

PIKAP
67 Evlerde otururken bir pikabimiz oldu. Pilak calar. Biz pikap diyoruz. Sivasta mi oyle derler, babamlar mi pikap der, yoksa baskalarida mi pikap diye cagirir, bilmem. Valla...

Anamla babamin bir suru plagi oldu. Sagdan soldan, esden dosttan odunc aliyorlar. Turkuler, deyisler.

Bir seferinde abim izine geldi. Uc tane pilak alip, gelmis. Bu son sarkimda sen varsin. Ilk sarkimda bile, sen vardin. Sen vardin...

Oburu, Samayolu. Dinidinidin. Dinidinidin. Diye basliyor. Ilk sarkisin sen samanyolu. Omur Boyu surecek. Dudaklarimdan yillarca dusmeyecek. La, la, la,la, la... la,la,la,la,la, la...

Ucuncusu, Yine hazan mevsimi geldi. Yine deli gonlum, yine bu mevsimde hicranini yalniz basina cekecek.

Geleceksin, belki, sen. O zaman, ne o ruzgarlar, ne de ben olacagim. Ahhh, Ahhh. Ne ben olacagim.

Ben bu sarkilari ezberledim. Usulune uygun da soylerdim. Harbiyeli olduk. Mufit Bulut, devrem, bu sarkiyi soylememi isterdi. Tras olurken. Yan yana duslarda banyo yaparken. Hic Mufitle icki masasinda olduk mu?

1990 yilinda da bir gece kulubunde talent sov yapiyorlar, kafamiz iyi. Dereceye girene odul var. Biz de vatani temsilen soyunduk. Tingir, mingir, diye orkestraya mirildandik. Sonra millete hadi piste deyip, Samanyolu sarkisini soyledik. La, la, la, la, la... Millet dans ediyor. Bizim sarki bitti. Bir alkis. Bir kiyamet. Elli dolar odul kazandik. Bir sikac 3 kagit. Elli dolar, iyi para.
O gece, bizim Turk ekibi, Sarkinin sozlerini ogrenmek isteyen hanimlara gonullu tercumanlik yapti. Kulaklarina fisildiyarak.

Yu ar may first lav, darlin. Yu ar for ever.
Yur sang on may lips never vil bi finisid. I vil tel yur sang, for evir.

La, la,la,la,la...

Bu sozlere ne kan, ne can, dayanir.



KORKUT
1997 Sayiminina gore nufusu 777 kisi.
Fotograf:Zarahaber.com.tr

MEKTUPLAR:
Kemal Abi,
Begenmek ne demek, estagfurullah. Istedigin gibi yayinla.

Butun samimiyetimle tekrar soyluyorum, eger bir sey istiyorsan Turkiye'den, lutfen soyle, cekinme.

Abi, Turkiye'ye gittigimde gidip de gorecegim arkadaslarin listesini yaptim. Erzurum'dan arkadaslar var. Biri Yozgat Sorgun'da , biri Sivas Gemerek' te. Ikisinin arasinda kestirme bir dag yolu var diyorlar. Gemerek'tekini alip Sorgun'dakinin yanina beraber gidecegiz kismetse.

Bugun senin yazilarini okuyunca bir duygusallastim, sorma.Evi aradim nasilsiniz iyimisiniz hesabi, ondan sonrada arkadaslarimi aradim gorusme planlari yapmak icin. Adamlar bir sey anlamadilar geldigimizden gittigimizden gecen sene,o kadar plan yaptik sunun yanina gidelim bunun yanina gidelim diye ama babam gidince butun planlar alt ust tabii.Bu sene kesin bir Erzurum yapalim Sivas'a kadar gelmisken diyorlar. Valla iyi fikir, gidelim anasini satim, olumlu dunya degil mi dedim bende.

Nasip olursa oralara gitmek, senin Zara yolumuzun uzeri.Direksiyonu cevirdinmi senin koyun suyundan icer bir de Buro'nun mezari basinda bir Fatiha gondeririz Buro'ya . Allah kabul eder insaallah, malum buralarda insanin pek isi olmuyor adamin dinle kitapla. ( Hos Turkiye'deyken de alnimiz yara olmadi secdeye gidecegim diye ama, iste az veren candan hesabi. )

Ben suyu cok severim, bilhassa icme suyunu. Ahmet Hasim, rivayet ederler, bilirmis her kaynagin suyunu ayri ayri. Bardak bardak icermis evine gonderilen ayri ayri kaynak sularindan hemen bilirmis nerenin suyu oldugunu, " Bu suranin suyu, bu buranin suyu " diye soylermis. Diyecegim su ki, Anadolu'nun buz gibi suyu varken Philadelphia'nin bol klorlu suyu Yalova Kaymakami durumuna dusuyor ama gel gor ki geldik artik donmek olmaz hesabi iste. Nasipse iceriz kana kana kedni suyumuzdanda.

Agabey, geri donunce nasip olursa gorusmek isterim.
Kendine iyi bak, babama selamini goturecegim. Sag olsa cok severdi seni, olaylari anlatma tarziniz, dunyaya bakisiniz bile hep ayni valla.

Bende senin ellerinden operim abi, umarim hersey en kisa zamanda duzene girer, sen de buranin keyfini cikarmaya baslarsin. Bilirim senin gibi insanlar ( cunku bende ayni kafadayim ), kafasinda sorun oldumu ustune ustluk birde bir kac insan musveddesi kafasini bozdumu, donup bakmaz dunyayi ayagina sersen. Illa ki o sorunlar once bir cozulecek ki ondan sonra tad alsin yediginden, ictiginden, gezdiginden, gordugunden. Yakindir, hepsi cozulur bu immigration sikintilarinin. Tecrubeyle sabit, bu adamlar eskilerin dedigi " yalanci pehlivan " turunden. Oyle dolanir dururlar cayirda " essahtan " bir adam gibi. Sonrada daha guresmeden pes ederler, bir bakmissin bir mektup " Gel vizeni al " diyorlar. Bu isin kefili var, bail money'si var. Is o noktaya gelirse, babam " Biz sogut golgesimiyiz ? " derdi rahmetli. O hesap, bizde sogut golgesi degiliz, kendi capimizda boylu poslu adamiz. Herseyin hayirlisi.

Kemal Abi, basimdan gecti cok cok iyi bilirim. Sen yeterki bu adamlara senin aleyhinde kullanabilecekleri bir sey verme ( oturum isi cozulene kadar calismak, ya da Turkiye'ye gitmek gibi ), hic bir nane yiyemezler. Taktikleri hep ayni. Korkar da gidermi diye bir elense cekerler, sen de pacasindan tuttunmu pes ederler. Adama hayati bir sureligine zehir edecekler, butun dertleri o.

Abi, kendine cok iyi bak ailene selamlar.
Gorusmek uzere.
Metin
24 Nisan 2003


Kemal abi,
iyi geceler mi desem gunaydin mi desem? Merhaba diyelim en iyisi.

Sabahin korunde bir yandan sana bu maili yaziyorum, bir yandan da internetde TRT 2'de depremle ilgili haberleri izlemeye daha dogrusu goruntu berbat oldugu icin en azindan anlatilanlari dinlemeye calisiyorum. O da ayri bir hikaye onceden dial-up kullaniyorduk, ayda $ 50 verdik DSL aldik, " Ulan artik oturur Turk televizyonu seyrederiz " diye heveslendik. Almaz olaydik, simdi goruntu daha kotu. Hesapta biz de internet uzmaniyiz, sirtindan ekmek yiyoruz. Ne yaptimsa bir turlu goruntuyu duzeltemedim.

Ne hayirsa, sabahin korunde bogazimda bir yanmayla uyandim bu gece. Bardak bardak soguk su ictim gecmedi, cay yaptim ictim gecmedi. Yav ben bu aksam ne yedim diye dusundum, hic de rahatsizlik verecek bir sey yemedigimi hatirladim. Hayirdir insaallah dedim, oturma odasina gectim bir sigara yaktim. Ne yapsam bogazimin yanmasi gecmiyor. Arabaya bindim, gecenin bir yarisi markete gittim soda gibi bir sey bulabilirmiyim diye. Buldum, ictim, biraz rahatladim. Simdi de uyku tutmaz. Ya bir sikinti var icimde nasil anlatsam. Internete bakayim biraz, uykum gelir yatarim, dedim. Sunun surasinda son iki gunumuz, ise uykusuz gitmeyelim.

Acmaz olaydim bilgisayari. Bingol'de deprem olmus. Yok 150 olu, yok Yatili Bolge Ogretim Okulu ogrencileri enkaz altinda ... Yav ne depremi yine, ne olusu, ne enkaz altindaki cocuklari? Bogazimda bir sey sismeye basladi. Sisti sisti bogazimi tikadi.

Gittim buzdolabina baktim, bir buyuk yarisi rakim kalmis, buzlukda da buz var. Actim TRT 2'yi, rakiyida elimin altinda bir yere koydum. Tam ilk yudumu alacakken bir cocugun cansiz vucudunu gosterdiler, icemedim.

Gozumde yas kalmadi sanirdim, iki damla kalmis. Onlarda o rahmetli cocuga gitti. Olsun, feda olsun. Halt ettik, gece yarisi uyanip da sey var sanki.

Oysa bugun biletimi aldim, haftaya Turkiye'ye gidiyorum diye butun gun bir sevinc bir sevinc. Turkiye'yi ariyorum, en az on kisiyle konusuyorum. Allaaaah, ulan bundan mutlu gun mu olur? Babamizin mezarina gidecegiz, taa Adana Sekerpinar'a o guzelim sudan icmeye gidecegiz, mangali yakip karsisinda buzun raki kadehinde once batip cikmasini sonrada yavas yavas bardagin bir bu tarafina bir obur tarafina carpa carpa erimesini seyredecegiz.

Amcaogluna telefon ettim bugun. Amcaoglu ama abim gibi, bizim evde beraber buyuduk sayilir, onunla beraber uc kardesiz. " Emmoglu Cuma gunu oradayim, Cumartesi mangali isterim. Raki mi? Rakinin hasosu havaalaninda duty free shop'da beni bekliyor, hic merak etme ". Sonrada hesapda espri yaptim " Gecen sene geldim babam oldu, bak bu sene oyle boktan surpriz istemem. Ben gelmeden 25 yas ustu herkese bir check-up yaptir, ilaclarini filan icir, diye. " Yav sana zaten malum olur. Sence birileri gitmeyecekse kimse gitmez bu sene "dedi, beraberce gulduk.

Ailem bilir, nedense bana malum oluyor bazen kimin gidecegi. Abdal misali iste. Ruyasini gordugum cok adam gitti. Babam rahmetli takilirdi " Aman oglum beni gormede kimi gorursen, gor " diye, cok gulerdik beraber.

Gecen sene Turkiye'deyken, bir sabah " Baba, benim ucak karli buzlu bir yerin ustunde dusuyor, bende kopup giden sol kanada bakip Ya Rabbi havada al canimida su buzlarin arasinda ugrastirma beni diye dua ediyorum " diye anlattim, " Bir sey olmaz " dedi. Hakikaten de " Bir sey olmadi".

Ayni gunun aksami bir ara uyandi " Ezo gelin corbasi " icirdik iyi gelir diye. Iyi geldi, rahatladi, yaninada ben yattim parmaklarinin ucunu oksadim. " Korkuttun valla, seninkide sakami boyle. 5 sene gorme, gel, baban yatak dossek hasta olsun iki saatin icinde " dedim. Belli ki tadi yoktu " Oglum, hadi git de ben biraz uyuyayim. Sabah uzun uzun konusuruz" dedi. Parmaklarimin ucuna basarak odadan ciktim, cunku coktan uyumustu.

Yalanci babam ne uyandi, ne de ertesi sabah " uzun uzun " konustuk.

O musalla tasina yatti, ben de onun lafiyla " sogut golgesi " gibi dikildim basinda.Ogrencileri gelmisler, koca koca adamlar cocuk gibi agliyorlar. Ben neden aglamiyorum?

Yasli bir adam " Sen yurtdisindaki oglumusun rahmetlinin ? " dedi.

Rahmetli ???

Ulan, biz bu " rahmetliyle " arabaya binmis Mersin'e gidiyorduk daha bir gun once, Sekerpinar'da " Et yedirecektim" babama, kaynagin basinda su icecek, bidonlarida dolduracaktik ayni suyla " Metin sever kaynak suyunu " diye.

Aksaray Devlet Hastanesi'nin morgunda imamla beraber yikadim babami o sabah, birader Mehmet gelmedi iceri, " Bakamam ben babama artik " dedi. Gitti dikildi disarida iki metrelik boyuyla. Bir ara disari ciktim sigara icmek icin, babam gibi ozenle dik durmaya calisiyor, sirtinda jilet gibi bir elbise Altinyildiz kumastan, koltugunun altinda el cantasi. Ayni babam. El cantasinda onunda 7.65 Kirikkalesi varmi ki babam gibi ?

Iceri girdim, babami kefenledik hocayla. Kefenlenmis babama baktim " Anlatirdin, Selahattin Hoca " diye dusundum " Kicimizi ortecek donumuz yoktu, universiteye gittigimizde " diye. Bak simdi her yanini ortecek bezin var.

Ben hic sevmedim babami yikadigimiz suyu.

Babam bize Yilmaz Guney'i anlatirdi biz cocukken. Gozumun onunde hep ayni sahne canlanirdi. Savci ya da avukat Guney'in hanimi Fatos'a karsi terbiyesizlik ediyor. YilmazGuney bir sey demiyor. TAK ! TAK ! Gavurlarin dedigi " fair fight " misali, sartlari esitmis kavganin.

Selahattin Hoca, al sana Guney'in can dostu sair Hasan Huseyin'den hic unutamayacagim iki satir,

" Bilemezler nasil ozledik birbirimizi,
Iki yitik hasret, iki parca can "

Bilemediler, bilemezler, bilemeyecekler. Bu fiilin cekimleri bile acikli.

Yasli emmiye dondum
- Hee emmi, dedim. Yurtdisindaki oglu benim.
- Ben bildim zati, dedi, eliyle uzaklarda suratinda tas gibi bir ifadeyle sogut golgesi gibi dikilen bizim biraderi gostererek.
-Iki oglu var dediler, biri budur dedim, biride musallanin yanindaki. Rahmetlide sizin gibi babayigitti, iyide giyinirdi.
- He, giyinirdi emmi,dedim. Bir adam 18 yasina kadar kara lastik giyip,
" Sogukkuyu " lastigi giyenlere bakip ozenirse, gun gelir o da giyinir.

Yasli emmi bi bok anlamamis gibi bakti yuzume.

Ezan okundu. Cenaze namazindan once, bir ogle namazi kilayim dedim, kosturdum alelacele sadirvanin altina. Bes yil gecikmis bir randevumuz var malum, tertemiz cikalim karsisina. Kalabaligi yarip gecerken duydum birilerinin " Bakan Bey" gelmis dedigini. Gelen babamin abisi. Adam seksen yasina geldi, ne bakanlik kaldi ne de adamlik, bizim milletde yalakalik hala diz boyu. Hic sevmem, gormez gelip yurumeye devam ettim. Baktim yasli emmide el, etek opuyor. Yasli emmi seninde ...

Sadirvanda comeldim, Anadolu suyuyla abdest aliyorum. " Nasipte geri gelip buz gibi suyla abdest almakda varmis" diye dusundum. Bazen umutsuzluga kapilirdim, Turkiye'ye hic geri donemeyecekmisim gibi gelirdi bana. Su neredeyse elimi donduracak. Bismillahirrahmanirrahim ...

Uzaktan bir akrabam ustume dogru egilmis " Metin, aslanim, kocum. Millet ne der? Adama bir hosgeldin de, git elini op " diyor. Ulan kirk yilin basi hayirli bir is yapiyoruz, surada guzel guzel husu icinde abdest aliyoruz, sovdurmeyin beni su adamin eline ayagina ... Elini opecekmisim, hadi yaa? Allahim, su cenaze menaze isleri bir bitse diye dusundum. Bitsin ki, su insan musveddelerine laf yetistirmeyi birakip acimizla basbasa kalalim.

Babamda hic sevmezdi boyle cenaze menaze islerini. Bizim milletin genelde bu isinde bokunu cikardigini dusunurdu. En sevdigide olsa olen kisi, bir hafta sonra giderdi adamin cenazesine. " Kimi godoslugundan gelir, kimi bir iki laf duyar dedikodu malzemesi yaparim diye gelir" derdi. " Gonder bir fatiha, neredeyse gider bulur sahibini " derdi. Bir sigara yakar sonrada gizli gizli aglardi bir hafta, kaybettigi insan icin. Bir hafta sonra gider olenin geride kalanlarinin yuzune bile bakmadan " Basiniz sagolsun " derdi. Ici elvermezmis yuzlerine bakmaya, rahmetlinin eski gunleri aklina gelirmis. Ilk soku atlatinca da, baslardi espri yapmaya. Cenaze evindeki herkesi guldururdu, hem de hep rahmetliyle ilgili olurdu sakalari. " Size pek anlatmazlar ama, peygamber bile yasaklamis aglayip sizlamayi. Moralini duzeltin olu sahibinin dermis" derdi.

Al sana Philadelphia'dan bir Fatiha, bakalim bulacak mi seni.

Babamin basinda bekliyorum, cenaze namazi kilinacak ondan sonra gonderecegiz Selahhatin Hoca'nin bedenini, ruhunun coktan gittigi yere. Yandaki musalla tasinda da bir cenaze var. Rahmetli bayanmis, tabutun uzerine bir esarp bagladilar. Cok bilmisin biri kulagima egildi " Babanin tabutunun uzerine babanin bir ceketini koymamiz lazim" dedi. Niye ? Adetmis, cenazenin erkek oldugu belli olurmus. Lan, niye kimse bana soylemedi bunu ! Nereden getirecegiz babamin ceketini, cenaze namazina iki dakika kalmis ???

Ingiltere'de Swindon'dayiz. Evleniyorum. Ne kizcagizin anasi babasi var yanimizda, ne de benimkiler.Adam gibi dugun yapacak parada yok. Ben akil hastahanesinde counsellor olarak calisiyorum, terapi uzmani gibi bir sey herhalde Turkcesi. Yani tam ait oldugum yeri bulmusum ama ustune birde para oduyorlar bana.Hanim Amerikali, Ingiltere'de calisma izni yok. Tek maasli olmanin gururu ve fakirligi icerisindeyiz. Hikayeden bir dugun bizimkisi. Nikah dairesinde bir imza, sonra bara gidip icilecek, sonra aksam yeniden bulusulacak yeniden icilecek. Kisacasi icilecek, hepsi o. 3 tane Turk var dugunumde, en az 50 tane Ingiliz. Iyi adamlar bu Ingilizler, cok cana yakinlar eger seni severlerse. Benim iki uc tane takim elbisem var ama hic biri dugunluk degil. Ya elli kere evlenecek degiliz ya ! Bizim avrat tutturmus illa sana bir takim elbise alalim,OK? Okey olmasina okeyde, baban mi odeyecek kizim elbisenin parasini? Zaten anam aglamis Amerikali nisanlinin gel git ucak paralari, kendi masraflarim, Turkiye'de aile, asker kacagida olduk, Ingiliz zaten cik git ulkemizden diyor kac senedir, simdi birde dugun cikmis basima. Dert oglu dert. Aman Metin, aklina sahip ol, kafayi yeme. Dugunden iki gun once sabah bir de baktim, bana o kadar zamandir " Sana kredi karti filan yok " diyen banka, postayla gondermis kredi kartini. Kul sikismayinca hizir yetismiyor iste. Hayatimin en bereketli bin sterlini oldu o kredi karti. Aspirin misali her derde deva. Bir de lacivert elbise almisim ama nasil, peh peh peh. Giydigim zaman Ingiliz arkadaslar Turkish Prime Minister diyorlar bana.

Baktim eve adam gonderip babamin ceketini getirecek zaman yok, zaten evdede kimse yok, herkes Selahattin Hoca'ya gule gule demek icin burada. Cikarttim sirtimdan bizim damatligi, attim babamin tabutunun uzerine. Iste bu ceket o ceket. Sagolasin Visa Card. 5 yillik gurbet emeginin urunu, babamizin tabutunun uzerine atacak bir ceketimiz oldu sonunda.


Cenazeden sonra mutfakta annemin yegenlerinden biri " Selahattin Abi ne yapiyordur ki su anda ? " dedi ( Selahattin abi der annemin butun yegenleri ). Ben de balkonda sigara iciyorum, asagida hala babamin bir gun once tatile gidiyoruz diye ozenle yerlestirdigi arabadaki esyalara bakiyorum. " Baba, sen ne guzel yerlestiriyorsun esyalari filan, elbiselerinde hic eskimiyor senin" derdik. " Zor kazandinmi boyle olur " derdi.

Allah icin, camur tarlada takim elbiseyle gezer, camur bizim sirtimiza ,sacimiza cikar onun ayakkabisinin topuk hizasini gecemezdi. " Ceylan gibi seke seke yurur bizim Selahattin Hoca " der gulerdik biraderle. " Gulmeyin essolessekler, babamiz almadi bize sirtimizdaki elbiseyi " der, sonra o da gulerdi kahkahayla.

Bizim birader babamin su anda ne yaptigini soran teyze kizina dondu,
- Ne yapsin, herhalde simdi ya melekler kabul islemlerini yapiyorlardir babamin ya da sorgu suala cekip, danismadan numara al, su formu doldur Mudur Bey'e imzalattir, bu formu doldur Daire Baskani'na imzalattir, tasdiklet babam tasdiklet diye kosusturuyorlardir adamcagizi. O da " Ulan buradada mi burokrasi ? " diyordur, dedi.

Ne kadar teyze kizi, dayi kizi, hala kizi var, basladilar gulmekten yerlere yatmaya.
Balkonda ben de duydum, gulumsedim. Yav, ayni babasi diye dusundum. Annem iceriden telasla kosa kosa geldi " Cocuklar yuksek sesle gulmeyin, elin adami ne der " diye. Bizim biraderde " Babamin cenazesinde dedikodu yapacak elin adaminin ... " dedi, " Dur oglum, agzini bozma kadinin, kizin icinde" dedim. Yalniz kalinca da " Agzina saglik, iyi dedin " dedim.

Simdi gidip alelacele banyo yapilacak sonrada ise gidilecek. Hiyarin biri ya mail gonderecek, ya da telefon edecek, " Ben filanca arabayi alacagim ama, koltugun derisi Connoly mi yoksa dandik bir marka mi ?" diyecek.

Bingol'de 100 den fazla cocuk gocuk altinda yardim bekliyor, iclerinden bazilari olecek. Philadelphia'da ben gavura deri koltuk anlatiyorum. Bu resimde bir yanlislik yok mu? Ben ne halt ariyorum burada? Bundan boktan durum olur mu? Ben nerede yanlis yaptim? ...

Deprem hakkinda " Abi, biz adam olmayiz. Asacaksin bu binayi yapan muteahhiti " vesaire edebiyati yapmaya niyetim yok. Itiraf edelim, o muteahhitden pek bir farkimiz yok. Hepimiz ayniyiz aslinda. Turkiye'de 1983'den bu yana bilincli bir sekilde hepimizin mentalitesinin irzina gectiler, hala da geciyorlar. Alan razi, veren razi. Ortada tecavuz davasi acan yok. Sahip oldugumuz degerler yok oldu ama, artik hepimizin cep telefonu var. Hele bazilarimizin ki daha havali, yeni model, Avrupa'dan abisi getirmis. Onlarin karizmasi bizimkini sollamis, ama yinede kahvede otururken hasbelkader bizim telefonda caliyor, kendi capimizda havamiz oluyor.

Depremde olen vatandaslar umarim uykularinda gitmislerdir. Gittikleri yerde kimse malzemeden calamaz, emin ellerdeler, Allah rahmet eylesin.Geride kalanlara sabir.

Gocuk altinda yardim bekleyen cocuklar, siz de beni affedin. Ise gidip araba satmam lazim simdi. Ama yinede sizi aklimdan cikarmayacak kadar insanligim kaldi. Icinizden bazilari ben kapitalizme karsi olan gorevimi yerine getirip aksam eve dondugumde, artik aramizda olmayacak.

Ben isten geldigimde artik aramizda olmayacak cocuklar, siz okula tahsil icin gittiniz.Belki kaderimiz degisir daha iyi bir yasam sahibi oluruz diye dusundunuz, ya da cep telefonlu buyukleriniz size oyle dediler. Ama bakin neler oldu. Dert degil aslinda, sonucta hepimizin gidecegi yer orasi. Tekrar bulustugumuzda ben size Ingilizce ogretirim.

Metin
1 Mayis 2003

NOT: Altin Metin'den biz yukarida ki mektupdan baska bir haber alamadik. Iyi midir? Hos mudur?  Biz buradan kendisine selam ederiz. 2 Kasim 2003



SIZLERDEN
Asagida ki oyku-ozgecmisi sitemizi ziyeret eden bir Sivasli hemsehrimiz, ZIYARETCI sayfasina yazmis. Sizler de okuyun diye buraya kopya ettik.
8 Nisan 2003

NECO GARDAS (Necdet)
O bir tipti. Babasi Recephandan da ogretmen Mahmut Hoca (Tekgul) disiplinli, sert mizacli, keman hastasi (kemani), belli ki bircok muhabbetlerde bulunmus, ileri yaslarda kulturlu birisiydi. Oglu Necdet, babadan korkan, buyuklerin ifadesiyle tam bir tiyatrocu edasiyla anlattigi macera ve fikralari mest ederken bizleri, bize gore herseyi bilen, keskin zekali bir sehir cocugu. Alibaba Doganspor da guzel denecek kadar da iyi top oynuyor. Onun icin arkadasmis, yabanciymis farketmezdi. Bizlere de her an bir pustluk yapabilir. Dikkatli olmaliyiz. Ataturk Ortaokulu na giderken yolda bizden ayrilir, okula goturdugu ders kitaplarini carsida satar, parayi yer, aksam eve giremez, eski harabe issiz bir evin icinde korkarak sabahlar. Biz sarap icerken o cola kullanirdi ama sonunda bizi gecip alkolik oldu.

Baba ve annesinin olumuyle tamamen evsiz kaldi. Tekkeonu nde geceledigi kucuk bir oyukta, soguk bir kis gunu, isinmak icin yaktigi atesin korlarina duserek hayatini kaybettigini duydugumda, yil 1980 lerdi.


Iyi Gunler Hemserim!
Adresini komsumuz Murat verdi. Ben Sivas 1951 dogumluyum. Evimiz Gokcebostan Mahallesi Ikinci sokakta idi. 1963 yilina kadar cocuklugum orada gecti.Bir sokaktan obur sokaga buyuk bahceli evimiz vardi. Tam karsimizda Yusuf amcagil otururdu. Haniminin adi Necmiye,ogullarinin adi Adnan(komser oldu),Sadi ve kizi Ayfer idi. Karsi sirada Gazi emmigil otururdu. Yine bizim evin sirasinda yumurtaci Halis`in evi vardi. Oglunun adi Zeki idi ve mahalle arkadasimizdi.Onlarin tam karsisinda marangoz Melkon usta otururdu.1960 da Melkon usta evini Minas ustaya satti ve onlar tasindilar. Komsulari o tarafa dogru yani Deli Nadir'in bahcesine dogru saymaya devam edebilirim. Veya aksi yone dogru yani Ali Baba`ya dogru saymaya devam edebilirim. Sizin ev ne tarafa dusuyordu?Babam terzi Suren usta, o yillarin Sivas`in en meshur terzisi idi. Amcam marangoz Migirdic usta ile ayni evde otururduk. Amcamin oglunun adi Mardik kizlarinin adlari ise Mayreni ve Manusak. Sivas`tan yazacak sey cok. Simdilik hosca kal,cevabini beklerim.

Artin

14 Temmuz 2003

ZIYARETCI GUNU!
Hastahanelerin, hapishanelerin, kislalarin ziyaretci gunleri-saatleri vardir. Kapilari actiklarinda, kalabalik kosturarak bina iclerinde dagilir.

Bugun, ne guzel, sanki bizim ziyaretci gunumuz. Dayimin, Hakki Abinin, Hikmetin fotograflarini aldik. Pesinden Semih Danisigin fotograflarini gondermez mi?

Danisik icin burada yerimiz yok. www.visitturkey.org  da bir sayfa acip, yayinlamaya calisacagim.

Bakalim nasil olacak?

22 Eylul 2003

DANISIK KOYU ILE ILGILI BILMEDIKLERIM!

Danisik Koyu'nun Zara'ya olan uzakligini bulmak icin Internet'te dolasiyorum. Haritalar da Danisik Koyu yok! Bir harita da Korkut'u buldum. Korkut oradaysa, Danisik buradadir diye elimizi bir yerin ustune goturduk. Karayollari Genel Mudurlugu'nun Internette ki sitesinde karayolu haritalarina baktim. Orada Korkut da yok. Bolucan'da dunya ile iliskimiz kesilmis gibi.

Bolucan Sivas'a 94, Zara'ya 22 Kilometre mesafede. Danisik'da Zara'ya bilemedin 22-24 Kilometre uzak demektir. Amerikan hesabi ile 13 Mil. Benim cocuklarin ise gidis gelis mesafeleri 20 mil. Hergun iki kere Danisik-Zara yapiyorlar. Dedelerimiz bir duysa? Daha dogrusu Danisik'ta ki Ali Abi'ye sorsak. Kisin Danisik'tan Zara'ya kac gunde gidiyordur? Danisik Zara'nin Guneyine dusuyor. Bizim Degirmenin onunden akan, Kizildag'in Guney tepelerinden dogan Irmaga, Irmak degil, harita da KIRIKLI CAYI demisler. ACISU ile birlesip, Kizilirmak oluyorlar. Kizilirmak da Irmak hani. Tam tamina binucyuzellibes kilometre. Milattan once 3000 yillarinda buralarda simdikine esit sayilacak bir medeniyet varmis! Vallahi dogrusunu soyluyorum. Firinlar ayni firin. Damlar ayni dam. Okuzler ayni okuz. Bazi kucuk farklar var. Telefon. Elektrik. Esref Dayi'nin bahcesinde ki tuvalet!

Aslinda birakalim Danisik oldugu gibi kalsin. Biz Danisigi Danisik oldugu icin seviyoruz. Elektrigi, telefonu, yolu, harita da ismi var diye degil! 23 Aralik 2003 

44  ADET DANISIK FOTOGRAFI

Huseyin Korkmaz kendi adina guzel bir site hazirlamis: http://www.huseyinkorkmaz.com.tr.tc/  Gidin. Ziyaret edin. Danisik'i ziyaret edemiyenler, Huseyin'in sitesindeki birbirinden guzel Danisik Fotograflarini gorsunler!

Huseyin'i kutlariz...  5 SUBAT 2004