KOMUTANLARIM



ALTINCEKIC,
AKDEMIR,
DENGIZEK.
SATANTA

ONLAR OLMESINLER!

Cetin Altan bir yazisinda olum nedir sorusuna cevap ararken baska birinin dusuncesini aktarmis: Bir gun gelir, o kisiden son kez soz edilir. Iste o an gercek olumdur.
Son kez bir kisiden soz etmek? Buna kitaplar, filimler, oykuler dahil mi? Soz gelimi, 1920 lerin bir filmini seyrediyoruz, filimde ki o adini sanini bilmedigimiz alimli guzel olu mu? Yazili kayitlar, oykuler, romanlar, internet (soz etmek) den sayilir diye, olmelerinden, kaybolmalarindan korktugum, bize kan bagi olmayan guzel insanlardan burada soz edelim istiyorum. Onlar olmesinler:


ALTINCEKIC


Ustegmenin. 1978 yili yazi. Hava Harp Okuluna alinacak ogrencilerin secimi icin Izmire gittik. Sinavlarda basarili olmus, saglik kontrolundan gecmis lise mezunu adaylar, temel askerlik, ucus ve parasut egitimi ile deneniyorlar. Basarili olmak bayagi bayagi bir is. 10 saatlik egitim sonrasi pirpir da olsa kucuk ucaklari yanliz basina ucuracaksin, parasutle ucaktan atliyacaksin, gun boyu askeri egitimden gececeksin...

Yerimiz de Cuma Ovasi. Cumaovasi'nda Ilk defa boyle bir egitim yapiliyor. Eski, uzeri teneke ile kapli bir ucak bakim hangarini KOGUS yaptik. Acikta bir yemekhanemiz, yine acik arazide yalnizca soguk suyu akan duslar ve tuvaletler var.

Kamp Komutani Tahir Altincekic isminde bir Albay. Uzun boylu, beyaz tenli, bana gore Ataturk, Goksel Arsoy, Garry Grant karisimi heybetli bir adam. Bakislari, yurusuyu, konusmasi insana urperti veriyor.

Tabur Komutanim Pilot Kurmay Yarbay Gokalp Yugnak ile birlikte odasinin kapisi calip, esas durusta kendimizi takdim ettik. Bize bakti. Oturun falan da demedi. Yugnak Yarbaya donup, ben Kurmaylari sevmem, dedi. Bana da bakip, Piyadeleri de, dedi. Ne diyelim? Emredersiniz diyip, ciktik.

Yugnak Yarbay in esi ve cocuklari Izmir de kaliyolar. Ben birbucuk yillik evliyim. Esim ve oglum Umut Istanbul'dalar. Bana soylenene gore hafta sonu (Cuma aksam uzeri) gidip, Pazar gunleri donebilecegim. Altincekic Albayi taniyana kadar, bu planimizi uygulayabilecegimizi saniyorduk!

Birinci ve ikinci haftalar gecti. Ben gun 24 saat, haftada yedi gun calisiyorum. Aday ogrencilerin yemek, icme, yatmalariyla ilgileniyor, evraklarini duzenliyor, ucus ve parasut egitimlerini takip ediyor, bu arada da askeri egitim yaptiriyorum.

Galiba ucuncu hafta sonuydu.. Ucus yok. Benden baska gorevli de yok. Ogrencilere ucus pistinda yuruyus yaptiriyorum: BIR KI... UC DORT. Baktim bir makam arabasi yaklasiyor. Ogrencileri durdurduk. DIKKAT cektik. Kosup tekmilimizi Verdik: Hava Harp Okulu Aday Ogrenci Taburu Bir Subay, 500 aday Ogrenci ile gorusunuze hazirdir komutanim! Hem dizlerim titriyor, hem de Altincekic Albaya tekmil vermek hosuma gidiyor. Babayigit bir adam. Sanki asker gibi asker. Albay gibi Albay. Komutan gibi komutan!


Istirahatte makam odama gel dedi. Korktum. O siralar genciz. Her seyden korkuyoruz. Ayidan kork, ayinin bokundan kork? (Simdi de korkuyoruz da...)

Ustumu basimi duzelttim. Kepimi sol elimde tutacagim yerin, soyleyecegim sozlerin, kapiyi kac kere tiklatmam gerektiginin provasini yapiyorum. Kapiyi vurur vurmaz, otur dedi. Oraya degil, masasinin yanina. Gozunden bir tabak leblebi cikardi. Rakimi, viski mi icersin, diye sordu. Ulan komutanla raki icilir mi? Icmiyorum dedim. Bugun tatil, dedi. Icmeyecegimi anlayinca israr etmedi. Evlimisin diye sordu. Evet, dedim. Cocuklar Izmirde mi? Hayir, Istanbuldalar dedim. Ne kadar zamandir gormuyorsun? Uc hafta dedim. Yuzu kipkirmizi oldu. Nerede senin Tabur komutanin? Orduevinde herhal. Bul dedi. Nasil bulurum? Numarayi cevirince karsina orduevi mi cikiyor?

Olani biteni Yugnak Yarbaya Pazartesi gunu erkenden anlattim. Yugnak Yarbay' la odasina gittik. Altincekic kizgindi. Bu cocugu nasil boyle colugundan cocundan uzak tutariz. Yugnak Yarbay planimizi anlatti. Her hafta sonu gidecektim. Cuma Ovasindan Cigli ye bizim pirpir ucakla Yugnak Yarbay goturecek, oradan askeri Kurye Ucagi ile Istanbula gidecektim. Pazar gunleri de tersini yapacaktik. Altincekic gurledi. Niye yapmadik? Yugnak Yarbay kipkirmizi, ama mavis gozleri sevimli sevimli bakarak gulumsedi. Sizden korktuk komutanim. Ilk gunden canimiza okudunuz (Turkcesi agzimiza sictiniz) nerede o yurek gelip sizden tayyare icin izin isteyelim?

Artik pasalar gibi Cuma aksamlari ozel ucagima binip, Cigli'ye gidiyorum. Cigli den Kurye ile Istanbul. Kurye icin her hafta gorev kagidini Altincekic Albay imzaliyor.

Bir, iki, uc, dort hafta derken, her hafta sonu Komutana gidip gorev kagidi imzalatmaya utandik. Hem ben, hem de Yugnak Yarbay ayni dusunuyorduk. Bizde iyi niyeti su istimal etmeyelim, diyorduk.

Izmir de havalar cok sicak. Sabah erken ucuslar basliyor. Mesai oglen bir gibi bitiyor. Mesai otobusleri gittiginde geriye bizi sehre goturecek hicbir arac kalmiyor. Ucagimiz var, arabamiz yok. Komutanin makam arabasi ve Yugnak Yarbayin kendi renosu haric.

Saat bes gibi, Altincekic Albay beni gordu. Yugnak Yarbay'a sordu. Bu cocuk niye gitmedi, diye. Yugnak Yarbay yine kipkirmizi oldu. Komutanim, sizden gorev kagidi istemeye utandik. Altincekic, "ulan!" dedi, bu herifi gun 24 saat calistirmaya utanmiyoruz da, bir gorev kagidi imzalattirmaya mi utaniyorsun? Emir verdi: Bir ucak hazirlasinlar. Yugnak, Komutanim Kuryeye yetisemezsiniz, dedi. "Kuryeyi de beklettiririz!"

Ben saygi olsun diye mi nedir, ucagin arka koltuguna gectigimde, ulan bizi ozel sofor mu yaptin, gel yanima otur dedi. Cigli Ucus Kulesi ne telsizle emir verdi. Kurye bekletilsin. Biz indigimizde kocaman 130 dort motoruda calisir vaziyette pist basinda bizi bekliyor. Pilot gec kaldigindan, biraz kizgin, gorev kagidi olmadan ucaga alamiyacagini soyledi. Altincekic Albay kuleye talimat verdi. Ucagi bekletin. Emir Astsubayina da haber verin, Usttegmen Kemal Ozturk adina Istanbula gidis donus gorev kagidi hazirlayip, getirsin. Ben imzalarim.

Dev gibi ucak buyuk gurultu ile pist basinda bekliyor, biz bekliyoruz. Gorev kagidi geldi. Imzayip bana verdi. Kuleye telsizle kalkis izni verin dedi. Kalktik. Tirmaniyoruz. Ucagin pilotu beni yanina cagirdi. Yaptigindan utanmis. Niye gorev kagidi istedim ki, diye hayiflaniyor. Ozturk, bir halt ettik. Hic olmaz sa sen kusurumuza bakma!
Estafurullah komutanim...

Pasalar gibi Istanbula gittik.

Yaz bitti. Bizim ogrenciler azaldi. Eylul ayi icerisndeyiz. Yugnak Yarbay, Ozturk yenge ve oglani iki haftaligina getirsene, dedi. Istanbulda bekarlik arkadasim, agabeyimiz Halil Oguz Yuzbasiya telefon ettim. Bindirir gonderir misin diye? O da, cocuk bebek diye Turk Hava Yollari ile gondermeye karar vermemis mi? Hanim ve oglan Cuma gunu dortte Cigli Hava Alanina inecekler. Biz Yugnak Yarbayin arabasini piril piril yaptik. Arabanin cantlari bile parliyor. Hanimi Cigli'den Yugnak Yarbay ile alip, Konakta ki orduevine getirecegiz. Yaz bittigi icin yer bulabildik. Mesai yine saat bir de gitti. Biz Yugnak Yarbay ile Komutanin gitmesini bekliyoruz ki biz de Cigliye gidelim. Saat uc gibi komutan Yugnak Yarbayi makamina cagirdi. Biraz sonra Yugnak Yarbay sapsari bir yuzle yanima geldi. Ozturk, Hava Egitim Komutani Altincekic Albay ve Beni bekliyor. Guzelyali'ya gitmemiz lazim. Ne yapacagiz? Arabayi alip sen gidermisin?

O gune kadar birtek ogrenci iken direksiyonun arkasina gecmisim. Cumaovasi'ndan Cigli'ye gitmeye kalkarsam, herhalde parcalara ayrilmis olarak doneriz. Son care bizimle uckuyulara kadar gel, oradan kendi imkanlarinla gidersin artik,dedi. Yapacak bir sey yoktu.

Altincekic Albay ve Yugnak Yarbay makam arabasinin arka koltugunda, ben emir subayi gibi on koltukta Izmire dogru gidiyoruz. Gaziemir'i yeni gecmistik, komutan, gozun aydin, yenge geliyormus, dedi. SAGOL, dedim. Biraz sonra sordu. Kacta geliyorlar? 4 dedim. Iyi, iyi dedi. Sonra, nereye gelecekler, dedi? Cigli dedim. Parladi. Ulan essoglu esek, saat kac? Yugnak Yarbay devreye girdi. Biz onunla gidecektik. Arabayi hazirlamistik. Son dakikada Hava Egitim Komutani devreye girdi. Ozturk arabayla gidemedi. Saat uc oldu. Bizde sizinle hic olmazsa uckuyulara kadar gelmesini uygun gorduk...
Komutan sofore don geri, dedi, Soforden keskin bir U donus. Cumaovasina geri donuyoruz. Yugnak sordu. Komutanim ne yapmayi dusunuyorsunuz? Altincekic Albay, nobetci subayi pilot. Ozturku alip ucakla Cigliye gider, yenge ve cocugu alip, Cumaovasina donerler, dedi. Yugnak Yarbay, komutanim Cumaovasindan Konaga gitmeleri sorun olabilir, diye fikrini soyledi. Altincekic parladi. Nihayet dogru bir soz ettin! Sofore bagirdi. Don geri...

Noktada arabayi durdurdu. Oglum Yugnak biz burdan Guzelyali'ya dolmusla gideriz. Ozturk'de arabayla gidip, yengeyi alsin.

Ben tabiki Cigliye gec vardim. Hanim inmis. Oglan bir hostesin kucaginda. Cigli 2 nci Ana Jet Ussunun Nobetci Amiri hanimi karsilamis. Megersem, Altincekic Albay Hava Egitim Komutaninin Makam Odasina girer girmez, once bir telefon etmis. Ozturk Ustegmen biraz gec kalacak. Gaye Ozturk ve cocugunu havaalaninda bizzat karsilayin, diye emir vermis.

Hanimi aldik. Makam arabasi ile Izmire gidiyoruz. Kulagima fisildadi: "Ben senin bu kadar buyuk bir adam oldugunu bilmiyordum?"

Onemli ve buyuk bir adam degildik. Fakat; onemli ve gercekten buyuk iki adam, bizim de insan olarak onemli oldugumuzu etrafindaki herkese bagira bagira anlatiyorlardi.

Sofor bizi orduevine biraktiktan yarim saat sonra geri geldi. Bir zarf. Icinde ikibin lira. Ve Albay Tahir Altincekic den bir not: "Sonra odersin. Pazartesi mesaiye gelme."

Pazartesi gunu sabah tam 6 da, her zaman ki gibi, Yugnak Yarbay'a tekmilimi veriyordum:

HAVA HARP OKULU ADAY OGRENCI TABURU GORUSUNUZE HAZIRDIR KOMUTANIM...

Sabah gunesi ortaligi yeni yeni aydinlatiyordu. Artik Hava Harp Okulu na girmeye hak kazanmis, 1982 Devresi Hava Subaylarinin ictimasini komutan, sigarasindan ak dumanlar cekerek icine, uzaktan, gulumseyerek, izliyordu.
....

Babamin Yagiz Atina Binmis Boluk Komutani, Benim Celik Kanatli Alay komutanim olmesinler. Cocuklarimiza, cocuklarimizin cocuklarina anlatalim...



NOT: Belki fotograflarini bulurum diye, Altincekic, Akdemir ve Dengizek komutanlarimi internette aradim.
ABD Ucus Okulu 55-Q devresinin web sitesi ile karsilastim. Devreleri Altincekici anmislar.
NOT-2: Altincekic Albay'in fotografini, bu oykuyu yazdikktan tam yedi yil sonra, bugun yayinliyorum. Oglu Bozkurt Altincekic gonderdi. "Babam ben 9 yasindayken oldu. Babami taniyamadim..." Sanirim bu fotograf benim Altincekic Albay'i tanimamdan cok onceki tarihlerde cekilmis. 

10 Mart 2005, Bloomington



AKDEMIR


Turkiyedeki calkantilar bizide etkiliyor. 1970 lerdeki politik kavgalar hava harp Okuluna da yansimis, komutanlar (kucuk-buyuk) ogrencilerinin dusunce tarzina gore taraf tutmaya baslamislardi. Artik Ogrenci Alayinda acik acik soylenmeyen, gizli gizli isleyen gruplasmalar vardi. Gruplasma olunca, disiplin kalmamisti. Ogrenciler komutanlarina, komutanlar birbirlerine guvenmiyorlardi.

Iste o siralar, Alaya yeni bir komutanin gelecegini duyduk. Ankaradan geliyordu. Hava Harp Okulu birinci olarak bitirmis, ilk hakkinda Hava Harp Akademisi sinavlarini kazanmis, Hava Akademisini birincilikle bitirerek Kurmay Subay olmus. Hava Kuvvetleri Komutanligi Genel Sekreterliginden, Ogrenci Alay Komutanligi gorevine OZEL olarak gonderiliyordu. Alayi adam etmeye geliyordu.

Ilk defa kendisi nobet devir tesliminde gordum. Cok sikti. Ayakkabilari piril piril, ayna gibi parliyordu.

Ogrenci Alayi Kampa Yalovaya gidecek. Butun Alay personelini toplayip dedi ki: Benden bir ikaz sari kart demektir. Ayaginizi denk alin. Ikinci ikazim olmayacak. Ikinci hataniz kirmizi kartir. Kendinize Turkiye sinirlari icerisinde yer begenin. Yapar mi, yapar. Herif koskoca Kurmay Albay.

Ogrenci Alayinda dort tabur var. Taburlarin birinin komutani Kurmay Yarbay Gokalp Yugnak. Benim tabur komutanim. Taburlar iki boluklu. Boluklerde bir boluk komutani ve ucer takim komutani var. Butun Alay subaylari icerisinde en comez (kidemsiz) benim.

Yalova kampina, kan, ter icinde vardik. Ogrencileri tufek cattirip, yemege aldik. Masalarda catal, kasik, bicak, yok. Kamyon yolda kaza gecirmis. Ogrenci homurdanmaya basladi. Ben en comezim ya. Subay masinda ki kepceyle ilk lokmayi aldim. Kepce subay masinda dolasmaya basladi. Hava yumusadi. Ogrencilerde bizi taklit edip, tek kepce ile onar kisi idare ettiler. Bu arada Alay Komutanini gorur gibi olduk?

Aksam toplantida, ben tabur komutanlari ile catal kasik derdine dusmusken, bazi subaylar ogrenci ile zikkimlaniyorlardi, dedi. Hoppala? Bizim niyet neydi? Nasil anlasildi. Toplanti sonunda sorusu olan varmi diye sordu. Ben bekledim. En comez benim, bana soz dusmez diye. Kimse konusmadi. Ben elimi kaldirdim. Niyetimiz anlattim. Zikkimlaniyorlardi ifadesini Kabul etmiyorum, dedim. Dinledi. Sen haric sozum diger subaylar icin gecerlidir, dedi. Ancak, sen de sari kartini aldin!

Sabah sporu ve egitimden sonra ogrencileri Savas ve Beden Egitimi ogretmenlerine DENIZ EGITIMI icin teslim ediyoruz. Takim komutanlari serbest kaldik. Buyuklerimiz hadi Yalova Sitelerine kadar kosup gelelim dediler. Benim canim bir gun onceden sikkin. Sari Kart gormusuz. Hayir, dedim. Hadi, dediler. Caresiz kostuk. Donuste denizden bir motor bize yanasti. Icinde Alay Komutani ve Tabur Komutanlari. Alay komutani bize motordan bagirdu. Durun. Karaya ciktilar. Esas durusta bekliyoruz. Herhesi birakti bana geldi.
Siteler de ne ariyorsunuz, diye sordu. Siz ne ariyorsaniz o nu diye cevap verdim. Sen askeri terbiyeni bozuyorsun, ben komutanim, ben ogrencilerimi kontrol ediyorum, dedi. Bagiriyordu. Hepimizde titriyorduk. Ben, biz de kucukte olsa komutaniz. Biz de ogrenci kontrol ediyoruz, dedim. Saygisiz herif, diye bagirdi. Elimi kaldirip, kepime selam icin gotururken, size biraz saygim vardi, onuda yitiriyorum dedim. Selamimi tamamladim.
Baska birsey demesini beklemeden, izninizle deyip, kosarak uzaklastim. Arkamdan bagirmaya devam ediyordu.

O aksam, toplantidan once, Tabur Komutanim, benim nasil iyi bir subay oldugumu, ukalaligimi cocukluguma ve gencligime vermesi icin yalvariyormus. Yok, Yugnak demis. Cocuk dogru soyledi. O da komutan. Adimiz Alayda KUCUK KOMUTAN olarak kaldi.

Kamp bitti. 30 Agustos torenlerine gidiyoruz. Otobuslerin tekeri saat 7 de donecek diye emir verdi. Saat yediye ceyrek var. Ben Bolugu kontrol ediyorum. Merdivenlerle cikilan yeni Alay Binasi kapisindan bagirdi. Hala ne kari gibi sallaniyorsun? 15 dakika var, komutanim diye bagirarak cevap verdim. Ogrencide Alay Komutani ile iliskilerime sahit. Gozumun icine bakiyorlar. Uc dakika kalana kadar kontrola devam ettim. Alay Komutani saatine bakiyor. Zamani geldi. Komutu yapistirdim. Saga don. Ogrenci zipkin gibi. Capraz tutus. Cat, cat. Sagdan bireli kol, istikamet otobus. Mars, mars. Gum, gum, gum. Ogrenci otobuse yerlesti. Ben otobusun kapisinda esas durusta bekliyorum. Alay Komutani konvoyun onundeki makam aracina gidiyor. Yanimdan gecerken gostere gostere saatime baktim. Iki dakika vardi. Durdu. Kulagima egildi. Yine belamizi... dedi. Hareket ettik.

Nobetciyim. Alay Nobetci Subayi odasina girdi. Dikkat cektim. Esas durusa gectik. O siralar, Akademi sinavlarina hazirlaniyorum. Niyetimizi duymus. Akademiyemi gireceksin, diye gulumseyerek sordu. Siz girmissiniz, biz niye girmiyelim, dedim. Odadan cikti.

Ogrenciyi yemege aliyoruz. Yanimizdan gecerken durdu. Butun subaylarin icerisinde, kimsenin uniformasi benimkinden daha duzgun, daha temiz, daha sik olamaz, dedi. Beni onurlandirdi.

Hava Pilot Kurmay Kidemli Albay Lutfu Akdemir, Hava Harp Okulu Ogrenci Alayini zirveye cikarip, Alaydan ayrildi. Kendisi ile anilarimiz cok. En son ordudan ayrilacagimi duymus, Gokalp Yugnaka telefonda sormus. Senin ki ayriliyor mu?

Ben Yarbay rutbesinde ordudan ayrildim. Komutanim askerlikten ayrilmadi. En son Korgeneral Rutbesinde 1 nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanligi gorevini yapiyordu.
Birgun duydum ki, olum kendisine kirmizi karti calisma odasinda gostermis.

Oldu mu dersiniz?



DENGIZEK


Hava Er Egitim Tugay Komutanligi'na ikinci gelisim. Bu sefer Kurmay Subayim. Uzun zamandan beri ilk defa bir Kurmay Subay, Komutanin haricinde, Tugay'a atanmis.

Komutan ne bizi cagirdi, ne konustu. Yuzunu bile gormedik. Galiba Cumhuriyet Bayrami nedeni ile bir kokteyl veriliyordu. Yanimiza geldi. "Tugayi nasil buldun, degisiklik gordun mu?"  Biz cevap veremeden buyuklerimiz devreye girip,Tugay'a Piyade Sinifindan bir generalin komutan olarak atanmasinin nasil yararli oldugunu anlattilar.

Komutan, israrla benden cevap istedi. Ne umitlerle gelip, nasil hayal kirikligina ugradigimi anlatinca kizdi. Yarin odama gel, goruselim, dedi. Nihayet komutana gorduklerimizi anlatma firsatini yakalamistim.

Genc Subaylarin, astsubaylarin, cavuslarin, onbasilarin, acemi erlerin sikintilarini anlattim. Dinledi. Bana bunlari kimse soylemedi dedi.


Bir rapor hazirla, getir bakalim. Yahu ne raporu?  On bin kisilik bir sehrin sikintisi, 5-10 sayfaya sigar mi? Hele bir de,; su kenari olmamis, su ifadeyi degistir, bunu duzelt dediklerinde, anlatacak bir sey kalmiyor.

Gece onbir bucuk calisiyorum. Calisiyorum ama, birsey de uretemiyorum. Actim Komutanin evini. Alo, Komutanim. Ben Yuzbasi Ozturk. Hayirdir, Ozturk. Komutanim ne yapiyorsunuz? Vaktiniz var mi size bir icki ismarlayayim? Sasirdi. Sen nerdesin, diye sordu. Tugaydayim, calisyorum ama, birseyde yapamiyorum dedim. Ben sana araba gonderiyorum. Bize gel konusalim.

Gittim. Esi cok alcak gonullu, cok icten bir Anadolu hanimefendisi. Dengizek General viski diyor, kosturuyor. Buz diyor, firliyor. Meyva diyor. Hanim efendi; "elmaniz yesil mi olsun Kemal Bey?" diye soruyor. Elmalari soydu. Cerezimizi, buzumuzu, viskimizi getirdi. Bizi yanliz birakti.

Ben anlatiyorum. Komutan dinliyor. Saat sabaha karsi ikileri gosterdiginde ne yapalim, diye sordu. Tugay'i ciplak gozle bir gorun dedim. Omer Seyfettin in "Yuksek Okceler" inde ki gibi sessiz, sedasiz, arka kapidan girip, Tugayi gezmeyi onerdim.

Iki sarhos, Kurslar Taburu nizamiyesinden girdik, kimseye haber vermeden Tugayi dolastik. Bir ara camura saplandi. Cikamiyor. "Yardim et oglum!"  Camurdan zor cekip cikardik. Iste Komutanim, Tugayiniz, dedim. "Yeter lan!"

Sabah oldu. Dus yapip goreve gittik. Odasina cagirdi. "Rutbenin kucuk olduguna aldirma. Sen ikinci komutansin. Ne dersen yaparim."


Ertesi gun, genc subay ve astsubaylari toplamis, isteklerini dinliyordu.

Tuggeneral Yilmaz Dengizek, gribim diye hastahaneye gitti. Bir daha geri gelmedi.

Ben "Dengizek Komutanim"a da oldu demeyi yakistiramiyorum.





GURAY ERGUVEN
Guray Erguven komando subayiydi. Guzel futbol oynardi. Erkek guzeliydi. Cok sik giyinirdi. Cok sik yururdu. Biz son sinifta iken Boluk Komutanligimizi yapti. Kutahya da birlikte calistik. Hala ben ogrencisi, o komutanimdi. Kotuluklere karsi bizi korurdu. Gecenlerde Huseyin Oglakcioglu Albay ile gorusuyordum. Boluk Komutanin oldu, dedi. Hazirliksiz yakalanmistim. Hangi komutan? Guray Erguven...

Yengeyi aradim. Sasirdi. "Kemal Bey, Guray sizi cok severdi..." 

 Biz de "o" nu yenge...


TUGAYA TAYYARE LAZIM...

Ben bu oykuyu epeydir yazmak istiyordum. Bugune kismetmis.

Nobetciyim. Yanilmiyorsam Sonbahar aylari. Yil 1986. Hava kararmis. Nobetci Amirligi odasinda benden baska kimse yok. Televizyon yok ta, radyomuz var mi, hatirlayaniyorum. Koltugu biraz geri cekersem, kaloriferin radyator peteklerine yaslaniyorum. Sirtim isiniyor. Kutahya sonbaharda da serin oluyor.

Tugay Komutanimiz Yilmaz Dengizek general Ankara Gulhane Askeri Hastahanesinde yatiyor. Komutana Ozturk Albay vekalet ediyor. Ozturk Albayi mesai sonu ugurladigimizda, Tugay sana emanet, deyip gitti. Ozturk Albayin cocuklarinin onemli saglik problemleri var. Cocuklari ile o kadar mesgul ki, telefonlara bile cevap veremiyor.

Taburlardan, Destek Gruptan aksam yoklamalarini aldim. Tugayin icerisinde birde 100 yatakli hastahanemiz var. Oranin yoklamasini bekliyorum.

Telefon caldi. Hastahanenin Nobetci tabibi asttegmen. Ben yoklamayi vermesini bekliyorum. O, heyecanli bir sesle, bir askerin kalbi durdu, dedi. Ben birsey soramadan devam etti. Kalbini calistirdim. Ama yine durabilir. Ben ortopedi mutehasisiyim. Bir dahiliyeci lazim. Dahiliyeci kim? Bulduk. Geldi. Cocuk gidip, gidip geliyor. Hemsire, hastabakici, eczaci derken sabah uce dogru butun hastahane tam tekmil, genc askerin hayatini kurtarmaya calisiyordu.

Bas tabib telefon etti. Hastahaneye kadar gelebilirmisin, dedi. Gittim.
Butun doktorlar bastabibin odasinda toplanmislar. Bastabib, size soyleyeceklerim 100 Yatakli Hava Hastahanesi doktor heyetinin kararidir, dedi. Bu cocugun sabah Ankara Gulhanede olmasi sart. Gulhane de sabah nasil hazir olur? Ucak lazim.

Kutahya Tugayinin bir pisti var. Arada bir, gunduz gozu ile ucak iner. Sabahin korunde hic ucak gelmemis. Kulede gorevli astsubayi arayip sordum. Iner dedi. Yeter ki, siz ucak bulun.

Hava Egitim Komutanliginin Kurmay Baskanini uyandirdik. Ucak, dedik. Delirme Yuzbasim, dedi. Sabah Ambulansla Eskishire gonderin dedi. Olmaz, dedik. Doktorlar olmaz diyor. Ben komutani uyandiramam, dedi. Israr edince kizdi. Senin Komutanin nerde? Caresiz komutanimizi bir kere daha aradik. Ozturk Albay yok.

Ankara Hava Kuvvetleri Nobetci Amiri, ben bir sey yapamam, Herekat Merkezini ara dedi. Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi yilin 365 gunu, 24 saat acik. Harekat Merkezindeki albay, burasi harekat merkezi, dedi. Ucak kiralama sirketi degil. Anlattim. O da komutanin yokmu diye sordu. Komutan benim, dedim. Nobetci generali uyandirin dedim. Nobetci General kim biliyormusun, senin de benim de agzimiza sicar dedi. Nobetci general kim bilmiyorum komutanim ama bu cocuk olecek. Yumusadi. Bekle dedi.

Biraz sonra telefon caldi. Tugaya sabahin korunde ucak inemez. Hem ucagi, hem pilotlarin hayatini riske sokamayiz. Bunu kim diyor komutanim, diye sordum. Nobetci general, dedi. Nobetci General kim. Tumgeneral Lutfi Akdemir. Hava Kuvvetleri Lojistik Baskani. Komutanim. Bir daha soyleyin. Tugaydan Nobetci Amiri Kurmay Yuzbasi Ozturk telefon ediyor deyin, dedim. Peki dedi. Telefonu kapatti. Biraz sonra telefon caldi. Albay, ulan kim oldugunu daha once niye soylemedin, ucagin geliyor. Sagolun, dedim. Bana degil, Akdemir Generale tesekkur et, dedi.

Kuleci Astsubayi evinden cagirdim. Pisti bastan asagi kendim kontrol ettim. Kuleye ciktim. Ucagi bekliyoruz.

Gun agiriken, C-47 isiklarini yakmis, piste alcaliyordu. Ne gorelim. Bir traktor, tam ucagin onunden, pisti caprazlama geciyor? Pilotlar bizim gibi son anda traktoru gorduler. Guc bela, pas gectiler. Yere indiklerinde o kizginlikla uzerime dogru geliyorlar. Harbiyeden talebelerim. Komutanim, bu ne hal? Vallahi dedim, pisti ben kontrol ettim. Nedir, bilmiyorum. Sonradan ogrendik. Seker fabrikalari Tugayin bos arazilerini ekmis. Onlar calisiyorlar. Bize haber vermeden, kendi ozel girislerinden araziye girmisler. Sofor de bu piste inen kalkan olmaz diye, pisti keyfine gore gecmeye kalmis. Iki pilot, iki makinist , bir sofor, bir ucak, ve bir traktor yok yere telef olup gidecek?

Mehmetcigin yanina iki doktor, bir hemsire verdik. Gunes tepelerin arasindan gozukurken, C-47 mehmetcigi almis yanina, gokyuzune yukseliyordu.

Sedye ile arkadaslarini ucak basina getiren mehmetciklerle ucagin yukselisini izliyoruz. Memedin biri,

komutanim bir sey diyem,

diye sordu.

De len,

dedim.

Komutanim, bundan boyle komutanlarimiz bize sogseler de, bizi dogseler de gam yemem.

Niye len?

Komutanim biz zor hale dustugumuzde komutanlarimiz dohtorlar bulur, ucaklar lar getirirler...


NOT: Donuste doktorlar anlatmisti.
Ucak Etimesgut'e indiginde, bir helikopter hazir bekliyormus. Mehmetcigi Gulhaneye zamaninda yetistirmek icin.
Ben bosuna yukarida yazmadim.
Altincekicler, Akdemirler,Dengizekler
kolay kolay olmezler, diye...



KARGA SEKMEZ
Kargasekmez de dort gundur nobetciyim. Uyku yok. Yemek yok. Bir sandovic icin onbin lira. Iki tane yiyemezsin. Bir ara dediler, komutan seni istiyor. Gittim. Aman allahim. Hostesler yemek servisi yapiyorlar. Bir kus sutu eksik. Komutan otur, dedi. Ben oturunca Yugnak Yarbay'dan odunc aldigim egitim elbisesinin pacasi yukari cikiyor. Postalin uzerinden etim gozukuyor. Daha once bana baska bir nedenden kizgin Komutan Yardimcisi Kurmay Albay, etin gozukuyor, dedi. Dort gundur uyumamisim, yemek yememisim, acim, susuzum. Iki dakikaligina otur dediler, etimden dem vuruyorlar. Dayanamadim. Komutanim dedim. Acim, susuzum. masallah sizin keyfiniz yerinde, benim pacamla ugrasiyorsunuz. Albaya Komutan firsat vermedi. Bu cocuga sicak bir sut getirin, dedi. Sinirlerini yatistirir. Albaya dondu. Belli ki iyi iliskileri var. Albayim, dedi. Bu Yuzbasi Seni doverse kurtaramam...

NASIL ANONS YAPARIZ?
Yurtdisindan gelen tayyareler pespese iniyor. Salon hinca hinc dolu. Yolculara anlatmamiz lazim. Biz ihtilal yaptik. Sokaga cikma yasagi var. Elinizi kolunuzu sallayarak Istanbula gidemezsiniz.
Anons sistemi yok mu?
Var...
Nasil anons edilir?
Ozel gorevlisi var ama, yerinde yok.
Bir saatte zor bulduk. Geldi ama ates puskuruyor. Bu ne telas diye. Genc bir delikanli. Kiz arkadasini ziyarete gitmis. Zamansiz cagirdik diye bize kizgin.
Sabaha dogru amiri ile yanima geldiler. Ihtilali yeni ogrenmisler. Biz ettik, sen etme diyorlar. Tamam,dedim. Ben olayi unuttum bile.
Aylarca sonra bizim anonscuyu vapurda gordum. O sabah amiri yanina cagirmis. Yuzbasi bir sey olmaz dedi ama, aklini degistirir sikayet ederse, beni de isten atarlar. Seni rapor etmek zorundayim, demis. Delikanliyi isten atmislar.




IHTILAL
Kurstaydik. Apar topar otobuslere bindirdiler. Hemen kendi birliginize katilin, dediler. Yesilkoy Askeri Hava alaninda ucaklar bekliyor. Arkadaslarimi ugurladim. Ben Ogrenci Alayina gittim. Ustumde yazlik harici uniforma var. Egitim elbisen nerede diye sordular. Evde, dedim. Tabur Komutani kendi egitim elbiselerinden birini Verdi. Yarbay rutbesini Yuzbasiya kolay cevirdik. Uyumadan bekliyoruz. Belli ki onemli biseyler oluyor. Sabaha dogru, Alay Komutani subaylari topladi. Yesilkoy Hava Alaninin yeni komutani kendisiydi. Ben de Kargasekmez Salonundan sorumlu olacagim. Kargasekmez neresi, nasil bulurum? Elimde sten, belimde beylik tabanca Kargasekmez salonunu buldum. Kargasekmez o siralar Dis Hatlar terminali gibi. Yurtdisindan gelen yolcularin islemleri Kargasekmezde yapiliyor. Gumruk, Gumruk muhafaza, banka, postahane, hamal, taksici, jandarma herkes orada. Kocama bir salon. Nasil teslim alinir?

Kapinin ustunde Gumruk Md. Mv. Yaziyor. Onemli bir yerdir diye gittim. Acik kapiyi tiklattim. Masanin basindakiler hararetli hararetli masada oturan beyle konusuyorlar. Masada oturan bana soyle bir bakti. Bekleyin, dedi. Belki bir on dakika gecti. Biz hala kapidayiz. Kargasekmezi teslim alamadik. Yine kapiyi vurdum. Bekelesene kardesim, dedi. Biraz sabirsizligima kizmisti. Belki bir bes dakika daha. Kargasekmezi bir turlu Teslim alamiyorduk. Yine kapiyi tikladim. Daha yavasca. Daha kibar. Ses vermedi. Biraz sonra, etrafindakilere, durun hele, su arkadasa bir bakalim, dedi. Bana dondu, Buyrun, dedi. Nereden baslasam. Yavas yavas anlatmaya basladim. Silahli Kuvvetler Turkiyede Yonetime el koymustu. Yesilkoy Hava Alanina da. Ben, Kargaskmezin yeni sorumlusuyum. Bana, bir radyosu, telefonu olan bir yer gosterebilirlermiydi. Radyoyu acip dinlemeleride iyi olurdu. Ben konusurken odada cit cikmiyor, Mudur Muavini yavas yavas oturdugu koltuktan kalkiyordu. Burun, Yuzbasim dedi. Kendi koltugunu isaret ediyordu. Boyle buyrun. Ben sanki biraz utanmis, biraz sikilmistim. Salonu soyle bir dolasayim, birazdan gelirim, dedim.

Kargasekmezin dev gibi salonunda dolasirken dikkatimi cekti. Artik beni goren gorevliler, saygiyla ayaga kalkiyorlardi. Kargasekmezi teslim almistim.

KENAN EVREN
Ihtilalden hemen sonraydi. Orgeneraldi. Genelkurmay Baskani, Devlet Baskani, Konsey baskaniydi. Arkasinda bir suru komutanla Dersaneleri geziyordu. Bende Ogrenci dersanelerinde gorevliyim. Arkasinda Okul Komutani Kemal Yalcin aciklamalar yapiyor. Bana soyle bir bakip, gecti.

Ben Kurmay Subay olarak Hava Harp Okuluna dondum. Okulda ki tek piyade ve de kurmay boluk komutaniyim. Bu isleri iyi bilir diye, 30 Agustos Mezuniyet Toreninde Cumhurbaskani Kenan Evreni karsilama gorevini bana verdiler. Bando ve ogrencilerden olusmus bir Toren Birligi ile karsilayip, ugurlayacagiz. Okul Komutani Tumgeneral Ahmet Corekci. Cok heyecanli. Her ise karisiyor. Oyle ki bir keresinde ben Cumhurbaskani oldum, o benim yanimda toren komutani gibi yurudu. Prova ustune prova yapiyoruz. Kenan Pasa giderken donup, tesekkur etti. Hatta biraz sohbet etti. Bu arada cok kibar bir sekilde Takim Komutanlarindan birinin kilicinin kilifini yanlis tuttugunu soyledi.

Corekci General cok memnundu. Boluge tesekkur etti. Biz hep bir agizdan, sagol diye gurledik.

TAHSIN SAHINKAYA
Tahsin Sahinkaya biz Hava Harp Okulu ogrencisi iken Okul Komutanligimizi yapti. Bizleri sinema salonuna toplar konusurdu. Cok ictendi. Tegmenken ucus egitimi icin Kanadaya gondermisler. Yuzme havuzuna gitmisler. Kanadali tegmenler on metrelik kuleden taklalar atarak havuza atliyorlar. Bizimkiler cekingen. Tegmen Tahsin firlamis. Kuleden kendisi ya allah deyip asagiya firlatmis. Zor kurtarmislar. Yuzme bilmiyormus.

Ucakta onunu goremiyor. Boyu kisa. Onunu goremeyince, pistin ortasinda duramiyor. Ucustan ayiracaklar. Hocasina yalvarmis. Ne olur bir minder diye. Altinda minder olursa, onunu gorebilecek. Ucus hocasi olur, demis. Minderin ittirmesiyle, Tahsin Tegmen ucus okulunu bitirmis. Aptalmiyim ki ucustan ayrilayim. Adami piyade yaparlar. Sonrada on sirada oturan piyade komutanlarimizin gonlunu alirdi. Siz alinmayin ha.

Sizin omuzlariniza basa basa Korgeneral olacagim, derdi. Biz ogrenciler basardik kahkahayi. Kafasini geri donderen komutanlarimiza birakin gulsunler, derdi. Bize de gulun gulun, derdi. Birgun Hava Kuvvetleri Komutani olursam gorursunuz. Biz daha da gulerdik. Neden Cumhurbaskani olmayayim, diye, bize sorardi? Biz makaralari koyverirdik.

Hava Harp Okulu bitiminde 10 kisiyi PSIKO NEVATIK SISTEM KAMCILAMASI mi ne diye bir nedenle ucustan ayirdilar. Her yerimiz saglam. Ama asabiyeci bir binbasi, zamaninda da boksormus, bizi ucustan goz gore gore ayiriyor. Saglik Raporlarini tasnif eden astsubay bizi yatistiriyor. Bir telefon etsin. Sunun ustunu cizer, SAGLAM yazarim. Peki Ne yapalim? Hava Harp Okulu Misafirhanesinde kaliyor. Gidin odasini ziyaret edin. Gittik odasina. Ayrilmis. Eskisehire donmus. Biz hemen o gun karara itiraz ettik. Bizi Ankara Etimesgut hastahanesi ne gonderdiler. Daha bizim raporlar gitmedigi icin sil bastan muayene ettiler. Birsey bulamadilar. Hastahanede yatiyoruz. Bir haftayi hastahanede gecirmistik. Yarin dediler sabah Bastabibin Odasinda olacaksiniz.

Kendimize jetonlu bir telefon bulduk. Haldir haldir, bize iki yil ben aptalmiyim ki piyade olayim, demis Okul Komutanimizi ariyoruz. Ankarada, biryerde gorevli, Korgeneral Tahsin Sahinkaya nin emir subayi, siz kimsiniz, dedi? Ogrencisiyiz, ne olur, dedik. Bagladi. Komutanim, ben 3508 Kemal Ozturk. Soyle, dedi. Derdimizi anlattik. Bu adamlar bizi goz gore gore piyade yapacaklar. Halbuki biz komutanimiz gibi pilot olmak istiyoruz. Merak etmeyin, dedi. Yarin hastahanede olurum. Telefonu kapatti. Merakla bekleyen arkadaslara anlattim. Inanmadilar.

Pijamalarla bastabibin odasina girdik. Bastabib tam konusmaya baslamisti. Kapi caldi. Tahsin Pasa. Dediler. Bastabib, buyrun pasam, dedi. Sahinkaya iceri girdi. Eli karninda, doktor buram cok agriyor. Sanki icerden cekiyorlar. Bizi gordu. Agrilarini unuttu. Ne ariyorsunuz burda? Sanki bizi kirk yildir taniyor. Bastabib izah etti. Problemimiz vardi. Olamaz doktor, dedi. Olamaz. Bunlar benim ogrencim. Hepsini pilot olacaklar diye yetistirdim. Bir sorun olmaz. Ha? Olmaz komutanim, dedi, bastabib. Sakinkaya, haydi bakalim, deyip, cikti, gitti. Bastabib de bizi odalarimiza gonderdi. Artik her gun goz, kulak, dis, ozel kontroldan geciyoruz. Bir sey yok. Ama belli ki, meslekdaslarini kirmak istemiyorlar. Ikinci Kibris Baris Harekati baslamaz mi? Bastabib bizi cagirdi. Su siralar, Tahsin pasanizi bulamazsiniz. Biz de sizi okulunuza geri gonderelim, dedi. Karar ayniydi. Psiko Negatif Sistem Kamcilanmasi. Dogrusu bu galiba.
Ben Piyade Subayi oldum.

Hasan Basri YURDAKUL

Ben toren kitasinin basinda Cumhurbaskani'ni bekliyorum. Bu arada davetliler geliyorlar. Orgeneraller, Bakanlar, Kuvvet Komutanlari, Genelkurmay Baskani, Basbakan. Davetliler onumuzden gelip geciyor. Hem ben, hem bando, hem de Hava Harp Okulu ogrenci toren bolugu ziyaretcileri seyrediyoruz.


Uzaktan, orta boylu, tiknaz, esmer, kara gozlu, sivil kiyafetli orta yasin uzerinde bir beye takildi gozum. Toren kitasinin onune yakin bir yerden gecip, tribunlere gidecek. Bize yaklasiyor. Kim bu adam? Tanidik bir yuz. Aman allahim...


"Toren Kitasi!" dedim. Demedim. Haykirdim. Kit'a esas durusa gecti. Sivil adam tam onumuz de. "DIKKAT!", diye bagirdim.

Sivil adam kit'anin kendisini selamladigini anladi. Utandi. Etrafina bakti. Sonra durdu. Bize dondu. Basiyla Toren Kitasini selamladi. Bana ayrica, icten bir bakis firlatti.

 
Hasan Basri Yurdakul bizim ogrencilik donemimiz de Alay Komutanimizdi.

Not: Bugun bir ogrencimden, belki de bu toren kit'asinda birlikte benim Alay Komutanimi selamladigimiz ogrencilerimden birisinden, bir e-posta aldim. Isim. Imza. Rutbe: Hava Pilot Kurmay Albay. Hava Harp Okulu Ogrenci Alay Komutani.

Kutlarim komutan!



MUZAFFER OZYIGIT
Hava Harp Okulu ogrencisiyiz artik. Ucuslar, kamplar, askeri egitimler geride kalmis. Hava Harp Okulu 3ncu Tabur 6nci Ogrenci Bolugu. Takim Komutanimiz, bizi Boluk Komutanimiza takdim edecek. Yuzbasi Muzaffer Ozyigit.
Ozyigit Yuzbasiyi biz ogrenciler, Goksel Arsoya benzetirdik. Ince dudaklarini islatarak, yavas yavas konusurdu. Cok kizgin oldugu zamanlarda bile cok kibar bir hali vardi. Bizim ilk goz agrimiz. Ilk boluk komutanimiz.
Yanlis hatirlamiyorsam, Kutahya da Nobetci Amiriyim. Bir bey iceri suzuldu. Yaninda da esi. Yuzbasim, dedi. Ben emekli yuzbasiyim. Falancayi ziyarete geldik. Gorusebirmiyiz? Ben ayaga firlamisim. Emredersiniz komutanim... Sasirdi. kendimi tanittim. Duygulandi. Ertesi aksam eve yemege davet ettim. Esimle tanistirdim.



THE ANSWER MY FRIEND IS, BLOWIN IN THE WIND

1979 Yilinda (BIYIK KURSU) na gonderildim. Normalde Havacilar Hava Lisan Okulunda lisan ogrenmeye gidiyorlar. Bizi English Fast isimli bir sirketin actigi kursa gonderdiler. Kurs ucretlerini Hava Kuvvetleri kendi anlasmasina gore bu sirkete oduyor.
Kurs yeri Konakla Alsancagin arasinda yuksek bir binanin orta katinda. Kursa sivil gidip geldigimiz icin kursun adini BIYIK KURSU koyduk. Dersimize iki Ingiliz kiz geliyor. Biri kirmizi sacli, kirmizi yanakli, yanaklari konusurken daha da kizaran, boncuk mavisi gozleri olan bir genc kiz. Diyelim ki 25 lerinde. Digeri uzun boylu, seksi, rahat, acik acik arkadasalrimizdan biriyle fingirdesen, Anna. Guzel kari, alimli kari, bizim arkadas da yakisikli mi yakisikli. (Arkadas dediklerimin hepsi yine benden buyuk. Kurs arkadasi diyelim.)
Bizde kimsenin Ingilizce bildigi yok. Ingilizcenin I sine, Ingilterede kullanilmis araba satan birinin hayat hikayesini anlatan ARTHURu taniyarak basladik.
Bu arada bizim MAVISin marifetlerini ogreniyoruz. Gitar caliyor. Muzik egitimi almis. Ingilizce ogreniyoruz ya. Muzik de, Ingilizce ogrenmenin bir yolu. Agzindan YES binbir guclukle cikan yirmiye yakin kiroya sarki ogretiyor:

How many roads must a man walk down
Before you call him a man?
Yes, 'n' how many seas must a white dove sail
Before she sleeps in the sand?
Yes, 'n' how many times must the cannon balls fly
Before they're forever banned?
The answer, my friend, is blowin' in the wind,
The answer is blowin' in the wind.

How many times must a man look up
Before he can see the sky?
Yes, 'n' how many ears must one man have
Before he can hear people cry?
Yes, 'n' how many deaths will it take till he knows
That too many people have died?
The answer, my friend, is blowin' in the wind,
The answer is blowin' in the wind.

How many years can a mountain exist
Before it's washed to the sea?
Yes, 'n' how many years can some people exist
Before they're allowed to be free?
Yes, 'n' how many times can a man turn his head,
Pretending he just doesn't see?
The answer, my friend, is blowin' in the wind,
The answer is blowin' in the wind.

Bu sarkiyi bagira cagira, bazan uzun hava niyetine soyluyorduk. Fakat kiz sonunda hepimizi terbiye etti. Artik, Usulune uygun soyluyoruz. Ama kursumuz daha uc, dort haftalik oldugundan sozlerini anlayamiyoruz. Onumuzde bir tabureye oturmus, kalin, canli, beyaz bacaklarini ust uste atmis, kirmizi sacli, al yanakli, mavus ogretmenimizi derinlere dalarak dinliyoruz:

THE ANSWER MY FRIEND IS, BLOWIN IN THE WIND.

Tam tamina 23 yil sonra, bugun, 17 Kasim 2002 gunu Turkceye, kendime gore, iki dakikada cevirdim. Kusurlarimiz affola. (Sozler: Bob Dylan)

Ne kadar yol yuremesi lazim ki bir adama adam diyesin? Evet. Bir Beyaz Guvercin kac denizde seyreylemeli ki, beyaz kumlarda uyuya bilsin?
Evet. Top gulleleri ne kadar daha ucacak ki, sonsuza dek yasaklansin? Cevap, uguldayan ruzgarin icerisinde arakadas. Ruzgarin.

Gokyuzunu gormek icin daha ne kadar yukarilara bakmamiz gerek?
Evet. Ve ne kadar fazla kulagimiz olmasi gerekli ki aglayan insanlari duyalim?
Ne kadari cok, artik olumlere yeter demek icin?
Evet. Arkadasim. Cevabin uguldayan ruzgarin icerisinde. Ruzgarin.

Kac yil bir dagin var olacagini saniyorsun? Eriyip denizlerin suyuna karisana kadar?
Evet. Insan oglu daha ne kadar var olacak saniyorsun, ozgurluge bile ulasamadan.
Gormemis olmak icin daha ne kadar kafalarimizi oteye cevirecegiz?
Cevap arkadasim. Uguldayan ruzgarin icinde. Ruzgarin.
......
Kursun daha dorduncu haftasindaydim. Beni kurstan aldilar, Almanya ya Savas ve Beden Egitimi Kursuna gonderdiler. Ilk defa yurtdisina cikacagim. Gobek atmam lazim. Hayir. Beni biyik kursundan aldilar diye cok uzuldum. Cok hayiflandim. Sarkimiz yarim kaldi. Mavus gozlu ogretmenimi bir daha hic goremedim.
HAVA ULASTIRMA

Bursa ya 1964-1965 yillarinda tasinmistik. Babama ilik havasi iyi gelir demislerdi. Yazlari da sayarsak iki yila yakin Bursa da kaldik. Orta Okulun birinci sinifini (tekrar) Bursa da okudum. Bursa Erkek Lisesi. Ev sahibimiz daha yeni Bulgaristan dan gocmustu. Ovaya bakan bir ev yaptirmisti. Bizim de oturdugumuz ikinci katta iki daire yapmisti. Girisleri asagidan ayriydi. Binanin on yuzunden baslayip, Uludaga dogru uzayip giden bir balkonu vardi. Sabri amca asagida bir bakkal isletiyordu. Binanin cepheye dusen tarafinda bir de kahvehane vardi. Birisi kiralamis. Sabri amcanin biraz tombul, cok guzel bir gelini vardi. Rediye nin kocasi Almanyaya gitmisti. Rediye iki oglan cocuguna bakiyordu. Bir gun babam Sabri amca ile konustu, Abdurrahman Abi (Saribal) dukkanin onune bir kamyon karpuz yikti. O yaz hem bol bol Washington karpuzu yedik, hem de bir kamyon karpuz sattik.


Bursa ya Ikinci gidisimiz, Hava Harp Okulu ogrencisi olarak Bursa Hava Motorlu Araclar ve Ulastirma Okul Komutanligi na oldu. O yaz soforluk ogrendik. Babamin bana aldigi ilk saatim, Hislon Marka, kayboldu. Vites degistirirken elimizin ayagimizin titremesine gulenler, sizden mi pilot olacak, derdi. Arkadaslarimizin yaridan cogu hala pilot. Belki de o siralar dalgasini gecen komser, bilmem kac kere Turk Hava Yollari Jetinin arkasinda, kendi ehliyet verdigi harbiyeliye emanet ucmustur. Haberi olmadan.


Yavuz Sultan Selim i kandirip, bir izinde Sabri amcalara ugradim. Sultan Selim, bildiginiz Sultan degil, benim devre arkadasim Yavuz.


Bursa ya bir sefer de Yalova kampindan gittik. Gaye ile. 1977 yilinin yazi. Gidip doner yedik, Sabri amcalara ve Kazim amcalara ugradik. Topal Kazim amcanin bizim cocuklugumuzda gittigimiz, ovada ki Seftali Bahceleri hala duruyordu.

Bursa Motorlu Araclara 1985 yilinda bu sefer ogrencilerimin basinda gittim. Ulastirma Sinifindan subaylarla cok icten dostluklarimiz, Okul Komutani ile tatsiz tartismalarimiz oldu. Benim ogrencilere egitim veren bir ogretim gorevlisi agabeyimiz anlatiyordu:
Biz burada, park lambasi gibi herifleri egitip, koca koca tirlarin direksiyonuna geciriyoruz, derdi. Hic unutmam. Hem o agabeyimizin sevimli, icten sohbetlerini, dostca yardimlarini, hem de park lambasini. Bazen bizim hanima diyorum: Park Lambasi gibi kari. Bu lafi derken, elinizi de yere yakin tutup, iyi vurgu yapmaniz lazim.


Hava Ulastirma Sinifi ndan bir de devrem var. Omer Uyar. Herifi kaybettik. Nerededir? Ne yapar? Tuvalet kagidinin yararlarini bana Omer anlatmistir.

Bir Ulastirma Subayi agabeyimiz daha var. Ben diyeyim 200, siz deyin ucyuz otobusun komutaniydi. Ikiyuz otobusu, yirmilerinde ikiyuz kisinin altina veriyor, saliyor koca sehire. Cocuklarin cogu plaka demesini bilmiyor. Direksiyonun arkasina benim gibi yirmi yaslarinda ve asker de gecmis. Dev gibi bir sehirde, garc gurc vites degistirerek otobus kullaniyorlar. Mehmetcik kazara (!) kaza yapar sa, zarar ziyani cebinden odeyecek?
Komutan denetlemeye geliyor. Sevgili Agabeyimiz komutana brifing veriyor. Gectigimiz yil, hic bir kaza kirimimiz yok, diye. Olamaz. Gorulmus sey, degil. Komutan soruyor, nasil basardin, diye. Cevap basit, net ve acik: EGITIM, EGITIM ve yine EGITIM.

Her kazadan sonra rapor tutacaksin, mahkeme evraklari hazirlayacaksin ki, arabalari tekrar elden geciresin, malzeme, yedek parca bulasin.
Agabeyimiz hem bu sikintilardan kendisini, ozellikle mehmetcigi kurtaracak bir formul bulmus. Bir sigorta sirketi ile anlasmis. Her ay, az bir para oduyor kasko sirketine. Onlarda her kazada otobusu cekip, tamir ediyorlar. Ertesi gun, otobus yine serviste.
Kazalari rapor etmiyor. Rapor olmayinca Birlikte Kaza Kirim da yok...
EGITIM, EGITIM, EGITIM...



GOKSEL DOGAN
Hava Kuvvetleri Pentatlon takimini seciyorlar. Bu bildigimiz Hava pentatlon degil. Yarisma da; 8 kilometrelik kosu, Engelli Parkur, Engelli Yuzme, Tufek ve El Bomba atislari var. Bes ayri yarisma. Hava Kuvvetleri takimini Tugay'dan Binbasi Mehmet Ali Ulucay seciyor, diye duyduk. Boluk Komutanimdan izin istedim. Secmelere katilabilirmiyim, diye. Olur, dedi. Tabur Komutanindan gizlice gonderdi. Secmeler Tugayin Engelli Parkurunda. Parkuru 5 dakikanin altinda gecemiyenleri, Ulucay Binbasi takima almayacagini soyluyor. Elinde kronometresi, CIK, dedi. Firladik. Olumune kosuyor, atliyor, zipliyoruz. Bitti. Kusuyorum. Tam bes dakika, dedi. Takimi yaptik.
Takima Radar dan, bir subay katildi. Goksel Dogan. Benden bir sinif once. Agabeyimiz. Judo da siyah kusak. Her yeri adele. Bacaklari benim belim kadar. Vurdugu yerden ses geliyor, tuttugunu kopariyor. Nedense isin basinda birbirimize kanimiz isinmadi.

Foca ya gittik. Foca da, takimin Genel Meneceri olarak, Guneri Teleri katildi. Uzaktan uzaga ismini duyariz. Teleri, teleri, diye.

Engelli parkurda bir engel var. Mayin tarlasi diyorlar. Tugaydakini geciyorumdum. Sanki dereden karsi karsiya gecerken taslardan sekiyorsun. Foca Jandarma Komando Okulunda ki bizimkine benzemiyor. Celik borularin ici betonla doldurulmus. Borular yerin zemininden nerdeyse bir metre. Kazara birinden ayagin kaysa... Atlayamiyorum. O engele geldigimde, odum pokuma karisiyor. Olmuyor. Simdi antreman neyse. Yarismada gecemezsen, diskalifiye. Rezil olacagiz. Guneri Teleri gecti obur tarafa, korkma dedi. Kollarini acti. Ben seni tutarim. Siritti, gel benim kollarima...Ya allah, deyip, kendimizi firlattik. Gecmistim.

Sorunumuz bitmiyor. El bombalarini atamiyorum. Hedefine dusuremiyorum. Zamanin da tas atmamisim ki, simdi bomba atayim.

Engelli yuzme. Bir engelin altindan, oburunun ustunden. Tuzlu su. Bir engelein altinda kalip gidecegim. Olmuyor ama, sonunda karsi tarafa sag salim geciyorum.

Tufek atisi. Yatarak atislarim bomba... Keskin nisanci. Yuz, ucyuz metre dinlemiyor, hedefin gozunden vuruyorum. Ayakta, belli bir sure sonra tufegi hedefte tutamiyorum. Namussuz namlu, hedefte dolanip duruyor.

8 km kosu. Favorim. Bir gram yagimiz yok. Dag bayir, yuruyerek, kosarak, buyumusuz. 16 desen, 16 kosariz. 20 desen, yirmi kosariz.
Kisacasi formuzun zirvesindeyiz.

O aksam, Foca da, Belediye parkinda, folklorcu genler gosteri yapiyorlar. Gosteriden sonra, folklorcu kizlarla konusalim dedik. Aman, yaman. Erkekler uzerimize gelmez mi? Goksel Agabey sirtini duvara verdi. Elinde bir sandalye. Gelene vuruyor.
O aksam ne dayak yedik, ne dayak, anlatamam. Her yerimiz ezilmis, curumus, yara, bere, kan icinde, ugruna dayak yedigimiz kizlarla fayton turu yapiyoruz. Bir yanimizi kimildatsak, agrisi dayanilmaz. Biz kahkahalar icerisindeyiz.
Ulan genclik!

Goksel Abinin bir Renosu var. Bazen hafta sonlari bizi Istanbula goturuyor. Eskisehire varmadan bir kestirme yol var. Inonu, Bilecik yapiyorsun. Dum duz. Gece gidiyoruz. Abi dedim, sen eski jet pilotusun. Karanlikta farsiz gidermisin? Farlari sondudu. Gidiyoruz. Abi karsidan araba geliyor! Farlar. Jivvvv... Son anda bizim isiklari goren sofore ne almustur, kimbilir?

Istanbula girdik. Mecidiyekoye galiba gelmek uzereyiz. Onumuzde yol bitti. Abi fren. Abi saga kir. Abi sola kir. Kapinin koluna yapismis. Koltuga butun gucumle dayanmis, bagiriyorum. Goksel Abi ne dersem yapiyor. Yola dik durduk. Indik, baktik.
Yol bitmis. Resmen asagiya ucacagiz. Ben diyeyim 10, siz deyin, 20 metre yuksekteyiz.
Demek ki biz yol yapimina girmisiz...

Goksel Dogan abi, sonradan F-4 lere Silah Sistem Operatoru oldu. Ucagi kullanan degil. Ucagin arkasinda Silah sistemlerini kontrol ediyor. Onde ayrica pilot var.
Duyduk ki, Goksel abi sehit olmus.


GUNERI TELERI
Hava Harp Okulunda gorevliyim, gelecegin pilotlarina Kacma Kurtulma Hayatta Kalma dersleri veriyoruz ama, kafadan. Okuluna gonderdiler. Izmir Cigliye. Pilot arkadaslarla birlikte, Hayatta Kalma Kursuna basladik.
Kursun amaci. Pilotsun. Savastasin. Dusman arazisinde ucagini vurdular veya ucagin ariza yapti, atladin. Nasil dusmana yakalanmadan, hayatini idame ettirip, dost tarafa gececeksin.
Kurs Komutani, Binbasi Guneri Teleri.
Once parasutle basliyorlar. Parasutle yere dustun. Ruzgar parasutu cekip, goturuyor. Yerlerde surunuyorsun. Nasil kurtulacaksin. Parasutu bir pikabin arkasina baglamislar. Sofor basiyor gaza. Sen arkada surunurken, klipsleri atacaksin.
Once gosteriyorlar. Ogretmen Saban Yuzbasi miydi? Onu parasute bagladilar. Teleri, bas gaza, dedi. Saban Yuzbasi bir kere kotu yakalandi. Surunuyor. Yuvarlaniyor. Araba gidiyor. Saban Yuzbasi bir turlu kurtulamiyor. Rezil olmak var. Teleri daha bas, diyor, sofore. Neyse, Yuzbasi kendini kurtardi. yara bere icinde.
Ucaktan atladin. Bir parasut. Bir bicak. Daglarda yuruyeceksin. Parasutunle barinak yapacaksin. Saklanacaksin. Bicaginla avlanacaksin. Yilan, kaplumbaga, kurbaga, yaprak, ne bulursan yiyeceksin.
Biz dagda ilk gunler ogurerek, sonrasinda istahla kurbaga bacagi yiyoruz. Bir golun kenari. Baktik cocuklar, kurbaga yakalamis pisiriyorlar. Amerikali askerlerin cocuklari dagda kamp yapiyorlar...
Denize dusersen, yaninda bir botun var. Saatlerce, gunlerce belki botta kalip, yardim bekleyeceksin. Kurek cekeceksin.
Teleri bizi Kasim ayi gibi Focanin denizine atti. Su buz gibi. Saatler sonra, aksam olmadan, Deniz Kuvvetlerinin botlari ile bizi denizden topluyorlar. Sudan cikana sicak cay, biraz da kahvalti veriyorlar. Ben ciktigimda, ne cay, ne kahvalti, birsey kalmamisti.
Dagda, parasut parcasindan yaptigin barinakta iki kisi yatiyorsun. Kipirdamadan. Yanindakinin nefesine, ossuruguna, horultusuna, bir gunde alisip, gecenin ayazinda sirtini sirtina dayiyorsun.
Berkan Akkus diye bir Yuzbasi vardi. Once kavga ettik. Teleri bizi ayni time verdi. Daglarda yol kaybettik. Sicimler omuzlarimizi kesti. Kan revan icinde, barinak yaptik. Baldizimi sana veririm, dedim. Yuksek tahsilli. Sarisin. Yesil gozlu. Bir altmis sekiz boyunda. Terbiyeli. Guzeller guzeli. hem de Jet pilotu hayrani. Geceleri Akkus Yuzbasiya baldizimi anlatiyorum. Uykudan once. Misil misil uyuyor. Biz de baldiz, maldiz yok. Ogrenirse ne olacak? Nereden incelirse... Simdilik, allahin daginda iyiyiz. Ot, cicek topluyor. Kusburnu buluyor. Bana bulduklarindan cay yapip getiriyor. Baldiz sana kurban olsun hocam...

Harbiyeliye Sabah Sporlari yaptiriyoruz. Hadi dediler. Ankaraya. Spor Ogretmeni olacaksiniz. Savas beden Egitimi ve Spor Kursuna. Harp Okulu, Ankara. Icimizde bir de yasli kursiye var. Bizim ogretmenlerden bile kidemli. Binbasi Guneri Teleri.
Komutanim? Bana komutanim demeyin. Ben de sizin gibi ogrenciyim, derdi. Megersem Guneri Teleri Hava Hava Harp Okuluna veya baska bir yere Savas beden Egitimi ile ilgili sorumlu bir goreve gelecek. Bu gorev icin bu kurs sart. Pesinden Almanyaya bu kursun benzerini gormeye gidecek.

Kosu disinda cogu isi bizden iyi beceriyor. Kosularda da iyi de, daha uzunca surede kosuyor. Bir gun Yakin Bogusma dersindeyiz. Hadi abi dedim. Goster numarani. Eski judocuydun hani? Kurtar bakalim kendini. Arkadan atladim sirtina. Ayaklarimi beline kenetledim. Birak oglum, dedi. Yavas sesle. Bir yerinini kirarim. Guldum. Hadi, dedim. Ne oldu, nasil oldu? Tavana dogru yukseldim. Uctum yani. Minderlerin ustune bos cuval gibi dustum. Bir yerin acidi mi, Ozturk? Sagimi solumu kontrol ediyordu.
Genclerin parasi mi yok. Abi para? ne kadar? Ertesi gun bir zarfta getirir. Nereden bulur/ Nasil bulurdu? Ama bulurdu...
Yillar gecti. Karsilastik. O Albay, ben Yuzbasi. Beni , devrem diye tanistirirdi. Sinif arkadasim.
Eger bu yaziyi okursa, guluyordur. heh, heh, he...
Uzun omurlu olun komutanim!


BU DA AMERIKALI KOMUTAN
Keesler Hava ussunde lojman verdiler. Lojmanin etrafinda ki cimleri para verirsen, 15 dolara kesiyorlar. On gun de bir 15. Ayda 45. Turk parasina carpiyorsun, boluyorsun. Aboo... Cok para. Biz koy cocuguyuz. Kendimiz yapariz. Amma gel gorki aletlerini hic gormemisiz. Bir tel takiyorsun. Virrr diye donuyor. Kaldirim kenarlarini onunla tras ediyorsun.
Ben alet edavatla bogusuyorum. Bocekler sagimi solumu isiriyor.
Biri arabasi ile geciyor. hey, dedi. hey, dedim. Bakti kan ter icindeyiz. Nid help? yes, dedim. Arabasini park edip, geldi. Ben oturdum, o kesti.
Bakti yabanciyiz. Nerden gelmistim. Ne ariyordum burada. Anlattim. Du yu vant e dirink, dedim. he, dedi. Cimleri kesmeyi bitirdi. Guzel oldu mu, diye sordu. Eline saglik, dedim. Elbette gad give helt to yur hends, demedik canim. Tenk, dedim. tenk yu, sor. Birbirimize iyicene isindik. Anam geldi yanimiza. Kim bu gavur oglum? Sahiden kim bu herif. Sorduk. Hu ar yu? Ben, dedi. Ceniril, falan. Bu ussun komutaniyim. Lan esas durusa gec. Komutanla laubali olunurmu? he, hu, dedim. Gulumsedi gitti.
Benim yeni komutanim...


ALBAYLAR
Benden onceki Suha Atature Albaya sormuslar. Kim senin yerine geliyor, diye. Piyade subayin Teknik okulda ne isi var? Ne yapsin. Gercekleri yaziyor.
Er Egitim Tugayi. Komutan. Harp Okulu. Komutan. Er Egitim Tugayi. Yine Komutan. Hemde 2, 3 bin kisinin komutani? Adamlarda bir telas. Onlarda komutan olmak buyuk bir is. Bir Turk Binbasi geliyor. Omru Komutanlikla gecmis. Bir debi derya. O sirada yeni Alay Komutani da tain olmus. Kennedy albay. Kennedy ailesi ile bir iliskisi yok. Filipinlerde us komutanligindan gelmis. Oralarda krizler yonetmis. Bizi tanistirdilar. Bu da Turk Komutan...
Alay Komutanin Yardimcisida baska bir albay. Karisi cocuklugunda Izmirde uc yil kalmis. Fatma bacinin yaptigi menemenin tadi damaklarindan hic gitmemis. Menemen sevgisi, bize olan sevgiye aninda donustu. Bir de ogrenci Gurup Komutani Albay var. Kaninda Amerikan Kizilderilerinin kani dolasiyor. Herif bana benziyor. Kanim bu albaylara isindi. Onlarin da bana. Her firsatta, bir partimi var, evlerine cagiriyorlar. Seref Konugu. Ben de benimle birlikte calisan Mister Cenkinsin ogrettigi ingilizce esprileri satiyorum. Karilar oluyor. Ev sahibesine, may bek tut is filoding, diyorum. Ortalik bir birine giriyor. Turkcesi, cisim var, demek. Ama argosu. nasilsin, diye soruyorlar. Hepi ez pig ez in silap... Allah. Ne tatli sohbet adam. Vat yu vant to dirink? sikac. On di raks. Piliz. Babadan mi gormusuz?

Bu arada Korfez Harbide cikmaz mi? Ozal hergun Amerikan tivisinde. May firend Bus en ay... diyip, dokturuyor.
Bir seferinde bir balo var. Biz de davetliyiz. Mesteresimizi giydik. Kari minilerini giydi. Gittik. Ar turkis firend kaming, diye anons yaptilar, salon ayakta. Bizi alkisliyorlar. Sanki Ozal gelmis.

Ulan biz altinda kalirmiyiz? Kahraman Turk cocugu... Turkiyeyi temsil ediyoruz, sunun surasinda. 29 Ekim geliyor. Kutlayalim dedik. En iyi zaman? Sabah kahvaltisi. Kac kisi gelir? bedava olunca herkes orda. Yuz, besyuz? Bir genc Turk Subayi gunun anlam ve onemini belirten bir konusma yapti. Alkisladilar. Afiyetle kahvaltilarini yaptilar...Hesap? Sormayin... Bizi gocerrti! Iki ay kendimize gelemedik...
Torenden sonra, biri kulagima egildi. Her sey cok guzeldi ama, niye bizim usttegmenin gomlegi utusuz du?
Dost aci soyler...


BICAN ERCAKIR
Lutfi Akdemir, Hava Harp Okuluna Kurmay Subaylari doldurdu. Piyade Boluk Komutanlari gitti, Pilot Kurmay Boluk Komutanlari geldi. Bizim Bolugun yeni boluk komutani Kurmay Yuzbasi Bican Ercakir. Cok icten, cok temiz bir adam. Obur boluge de Selahattin Sener boluk komutani oldu. Hangi boluk daha iyi?

Belli ki bizim tabur komutani obur bolugun komutanina daha yakin. Bana mi oyle geliyor?
Bu Kurmay Yuzbasilar yukselip, ta yukarilara kadar gidecekler. Onlar yukari giderken, Tabur Komutani, Alay Komutani durmayacak ya! Hepsi Pilot, hepsi Kurmay. Birbirlerini cekerek yukselecekler. Tuggeneral, Tumgeneral, Korgeneral, Orgeneral olacaklar. Diyelim, Akdemir Orgeneral, Yugnaga Korgenerallik, Senere ve Ercakira Tumgenerallik yakisir.

Bican Ercakir komutanim beni sikistiriyor. Calis. Calis akademi sinavlarina. Kurmay ol. Bizim Memed gibi soruyorum. Niye komutanim. Okuyup da, Bican yuzbasi mi olacagim? He, diyor. Kurmay olursun, doner Harbiyeye gelirsin. Boluk Komtani olursun. benim gibi. Piyade Kurmay. Senden iyisini mi bulacaklar? Lisan ogrenirsin. Yurtdisina gidersin. Kursa. Gorevli. Adam yerine konursun. Lafin sozun dinlenir.

Biz komutani ciddiye almiyoruz. Duyduk ki obur taburdan Yusuf Esmer calisiyor. Bize de hirs geldi.

Bican Ercakir mesele veriyor, cozelim diye. Tayyareler planliyorsun. Hesaplar yapiyorsun. Kararlar veriyorsun. Yuruyorsun dusman ustune. Piyade subayi tayyareci gibi nasil dusunur? Tayyareciden ogreneceksin. Hem de Kurmayindan. Bican orda duruyor. Hem de bizi zorluyor.

Akademinin birinci sinavi Genel Kultur. Neredeyse ciceklerin dilini soracaklar. Ikinci gun Askeri Kultur. Ikisi berbat. Pazartesi mesele sinavi na gitmiyecegim. Kizdi. Gidip, dedi, mesele sinavinda da zayif alirsan, bir yerin mi eksilecek? Gideceksin.

Sinav sonuclari Genelkurmaydan onaylanmis. Akademide ki devre arkadasi ogretim uyesine telefonda soruyor. Hava Piyade Yuzbasi Kemal Ozturk?
Dondu bana. Ulan hiyar!

Sevgili Komutanim. Kurmay olduk. Yurtdisina gittik. Ama Yarbayliga kadar becerebildik. Duyduk ki, sizde Tuggenerallikten emekli olmussunuz. Sener Yuzbasi Tume devam. Uzatmislar. Yugnak Yarbay, Korken emekli olmus.

Internette adinizi gordum. Mr. and Mrs. Ercakir diye...

BOLUK KOMUTANLARIM
Askerlikte gozunuzu acip, kendiniz Boluk Komutani oluncaya kadar, hep bir boluk komutaniniz vardir. Boluk Komutaniniz izinli mi, istirahatli mi, baska bir yerde gorevde mi? Yerine vekaletle bakan baska bir Boluk Komutani muhakkak vardir. Boluk Komutani sahiden komutandir. Yetkileri vardir. Ceza verir. Yetkisi vardir. Izin verir. Cebinde parasi vardir. Harclik bile verir!

Bizim Harbiye de ilk Boluk Komutanimiz Muzaffer Ozyigit Yuzbasiydi. Ilk goz agrimiz.
Pesinden Sait Erol diye bir Yuzbasi Boluk Komutanimiz oldu. Kendisinden urktuk. Niye? Sonra Aydin Kurt Yuzbasi ve Guray Erguven. Biz Harbiyeden Mezun olduk. Piyade Okulunda Karaci bir Yuzbasi. Kibris Harekatina katilmis. Yari deli diyorlar. O deli, ben Hava Piyade 70 Tegmen deli. Idare ettik.
Kutahya da, Boluk komutanimiz Mustafa Celik Yuzbasi oldu. Sessiz. Insanlari kirmayan. Insan gibi insan bir Boluk Komutani. Sonrasinda Hava Harp Okulu Muhafiz Bolugu. Harbiye de ki Boluk Komutanim Aydin Kurt yine komutanim degil mi? Nikahimizda benim sahidim oldu. Hanima bir bilezik takmisti. Bilezik durur mu?

Sonra Ogrenci Alayi. Ogrenci olarak mezun oldugum 6nci Boluge Takim Komutani olduk. Boluk Komutanim kalin catik kasli, sert yuzlu, yuregi pamuk gibi Halil Tatar Yuzbasi. Benden baska iki takim komutani daha var bolukte. Benden kidemli komutanlarim. Boluk Komutani olmadiginda vekaleten bana baktilar. Ahmet Celik ve Huseyin Oglakcioglu. Ahmet Celik Yuzbasi, Huseyin Oglakcioglu Ustegmendi o zamanlar. Sonra, Bican Ercakir geldi. Ben Bican Ercakir doneminde bolukten ayrildim. Iki bucuk yil sonra ayni boluge dondum. 6nci Boluk Komutani.

Boluk Komutanligi guzel bir gorevdir.

SEZAI YUZBASI
Hava Harp Okulu son sinif ogrencisiyiz. Havamdan gecilmiyor. Agabeyim Ismet, Hava Kuvvetlerinde adi sani bilinen iyi bir ucucu. Ustune ustelik Hava Harp Okulu ndan sonra gidecegimiz ucus okulunda da bayagi kidemli ucus ogretmeni mi? Arkadaslar diyorlar ki, tas olsak bile en azindan bir C-47 pilotu yaparlar!

Olamadi. Bence kaprisli, burokrasinin nasil isledigini bilen bir doktor, bir grup ogrencinin hayatini degistirdi. Fatih den evlendiysek, oturmus bu satirlari yaziyorsak, butun bunlar o nun bize kucuk bir hediyesi. Sikayetci miyiz? Cevabini bulmaniz icin size Koskoca bir site hazirladik. Buyurun okuyun.

Neyse. Darmadagan olmus bir sekilde Piyade Okulu na gittik. Ilk gunden basladim dilekce yazmaya. Tekrar saglik kontroluna gitmek istiyorum, diye. O kadar etkilenmisim ki, halen ruyamda saglik kontroluna gittigimi gorurum.

Benim gibi darmadagin olmus biri de, Boluk Komutanim. Kibris harekatinda yaralanmis. Deli Sezai diyorlar. Benim de "DELILIKTEN" ucusu kaybettigimi biliyor. O deli. Ben deli. Iki deli bir yerde.

Bir seferinde bir hafta okula gitmedim. Amacimiz ordudan atilmak. (Ne pok yiyeceksek?) Ertesi hafta beni odasina cagirdi. Nerdeydin, gecen hafta, diye sordu. Pazartesi viziteye ciktim, dedim. Yalan. Dogusunu biliyor. Sali? Hastahaneye gittim. Ulan ne hastahanesi, demedi. Carsamba, Persembe, Cuma? Hafta bitti be komutanim! Bu cevaba gulumseyip, bir deli dolu tegmeni hos gorebilecek bir Boluk Komutani nasil DELI olur?

Okula gittigimiz bir gun, Havan ogretmeni bizi yakaladi. Sinav yapip, not verecek. Kendisi Havan Boluk Komutani. Bolugune gittik. Bir havan orada duruyor. Sok-tak dedi. Yaninda duran cavusa, Cavus, dedim. Emret komutanim, diye firladi. Sok, dedim. Soktu. Yuzbasidan hic ses yok. Tak, dedim. Cavus, takir takir. Yuzbasiya dondum. Bana bakti. Hic de saskin degil! Hava Piyade 70! Belki havani bilmiyorsun ama, komutanligin yeter, dedi. Yetmis. Havandan yetmis aldim.

Bu iki boluk komutani; hayatindan bezmis, uniformasinin pantolonunu (Egitim elbisesi) palaska yerine iple tutturan, gunlerce tras olmayan, okula gitmeyen bir Havaci Tegmeni silkeler ve ordudan atarlardi. Atmadilar.


TUVALET NOBETI
Bizim taburun yemekhanesinin iki girisi, iki girisinde de ikiser tuvalet vardi. Ben diyeyim yirmiser, siz deyin kirkar pisuvar, bir o kadar lavabo, hela. Her uc ayda bir nerdeyse ikibin kisinin elinden geciyor. Pisuvarlar akar. Lavabolar tikanir. Helalar dolar. Cocuklarin cogu epeyce bir sure, su yerine tas kullaniyorlardi. Bu isin askerde nasil yapilacagini ogretene kadar da, helalar atilan taslarla tikanirdi.Tuvaleti idare etmesini bir becersek, taburu adam edecegiz. Olmuyor.

Her tuvaletin bir de nobetcisi var. Tikanan tuvaletlere su dokuyorlar. Lavabolari pompaliyorlar. Yerleri supuruyorlar. Paspasliyorlar. Hem arkadaslari kullanmadan, hem de kullandiktan sonra.

Boluk Komutani arkadaslarla tuvaletin birine girdik. Nobetci elinde bir lastik pompa kosturdu. Ahmet Eczacibasi. Istanbul. Tuvalet gorusunuze hazirdir komutanim. Bir eli kepinin tereginde, bir elinde pompa. Heyecendan tir tir titriyor. Ikibin kisilik taburda, Tabur Komutani ile yuz yuze gelme sansi cok dusukken, sansa bak diye icinden kufur ediyordur. Kapali egitim elbisesin yakasi, gunesin altinda sanki derisine islemis. Boynu yara olmus. Genellikle uzun sacli cocuklar, saclarini kestirdiklerinde, hic gunes gormemis enseleri, gunde bilmem kac saat Kutahya gunesini gorunce once yara olur. Sonra yaralar kurur. Uc ayda ense de, gencde renk degistirir.

Bizim gencin daha ilk gunleri. Ustune ustluk bir de tuvalet nobetcisi. Yerler bi karis sidik. Bir oraya, bir buraya kostururken biz girdik mi? Bu ne hal delikanli? Komutanim, pompaladim gitmiyor. Giderlere baktin mi? Pompaladim. Pompalamayla olamaz ki. Elini daldirip, gider kapaklarini kaldiracaksin. Yuzume oyle bir bakti ki! Ulan ben askere mi geldim, bok temizlemeye mi? Ben dedigimi demis, soylenirken, kollarimi sivaslamis, elimi suya daldirmistim, bile. Kaldirdim kapagi. Sular, sidikler gurul gurul gidiyor. Bak dedim, elinini de bir kac kez sabunlayinca, koku falan da kalmiyor!

Cocuk saskin. Tuvalette ki Mehmetcikler saskin. Biz elimizi sabunluyoruz.

Istanbullu delikanli nereden bilsin? Tabur Komutani kucukken evlerinin tuvaletine babasinin dusurdugu bozukluklari elini sokar toplardi. Hele hele eski helalar boyunlu olurdu. Elini dirsekten de oteye sokamazsan, bozukluklari zor alirdin!

Bizim taburun tuvaletleri, o celp donemi bir daha hic tikanmadi!


MEMED OLDU DEDILER!
Kalorifer kazanlari komurle calisiyor. Butun gece Kutahya nin sogunda komur yetistireceksin. Geceleri bu isi Memedcige birakmisiz. Askere gelen Memedcik, niye kalorifer kazaninda komurcu olarak calistirilir? Siz sorun ki, ben soyleyeyim.

Bizim Taburdan da Koloriferci istendi. Ilac muptelasi bir delikanliyi gondermisiz. Kendini jiletledigini ogrenir ogrenmez geri aldik. Saglikli, heybetli, guclu kuvvetli bir delikanliyi Kalorifer dairesine gorevlendirdik. Ben diyeyim iki, siz deyin uc gun sonra, oldu dediler. Komurlerin uzerine uzanmis. Uzanis o uzanis.

Bizim hastahanenin Dahiliye mutehasisi ile birlikte otopsiye katildik. Bir sey bulamadilar. Bazi organlarini incelenmesi icin Istanbula gonderdiler. Sonucta, niye oldu, nicin oldu ogrenemedik.

Mehmedcik vakfi o siralar olen cocuklarin ailelerine bir miktar para veriyor. Cenaze masraflarini devlet karsiliyor. Tugaydan da bir miktar para topladik. Benim niyetim hic olmazsa ailesine bir milyon lira verebilmek. Olmadi. Kisa kaldik. Neyseki maasimiz imdadimiza yetisti de, Memedin ailesine bir milyon verebildik.

Memedcigin amcalari, kardaslari, yegenleri cenazeyi almaya geldiler. Biz bir minibus tuttuk. Tabutu minibusun ustune yerlestirdik. Bizim bir astsubay arkadasi da, Memedi memleketine kadar goturmesi icin gorevlendirdik. Taburu topladik. Subay, astsubay, cavus, onbasi, er nerdeyse ikibin kusur. Memedin ailesi Taburun basinda bekliyor. Dedim ki izin verin Tugay Komutanini cagirayim. Gittim. Komutan Hava Egitim Komutani Korgeneral Koseoglu bekliyor. Olmaz, dedi. Sen de benimle kal. Saat 9 da Plan Harekati baslayacak! Komutanim, dediysek de dinlemedi. Neyse, birazdan Hava Egitim Komutani geldi. Tugay Komutaninin odasinda konusuyorlar. Daldim iceri. Komutanim hosgeldiniz! Hos bulduk Ozturk. Nasilsin? Kibar adam. Insan adam. Cesaretim artti. Komutanim cenazemiz var biliyorsunuz. Evet, dedi. Tabur da, Cenaze de sizi bekliyor. Hadi ne duruyoruz, gidelim, dedi.

Flamalari ruzgardan dalgalanan uc yildizli makam arabasi ile taburun onune vardik. Memedin aile efradi Korgeneral Koseoglunun eline varip, opmeye calisiyorlar. Kim kimin elini opecek? Komutan da duygulandi. Simdi ne yapiyoruz Ozturk? Komutanim Taburun basina gecerseniz, Taburla birlikte cenazeyi selamlayarak ugurlariz. Komutan ve yanindakiler taburun basina gecti. Bende taburun karsisina. Tufek, dedim. Ortalik cinladi. Omuza, dedim. Sanki Memedciklerin tufege vuran ellerinden kivilcimlar fiskiriyor. Baktim yay gibi gerilmisim. Sesim hirlayarak cikiyor. Selam, dur. Dikkat! Memedcik selam durda, yere ok gibi saplanmis ama goz yaslari da cesme gibi bosaliyor.

Arkadaslari Memedi tasiyan minibus, agir agir, benimle tabur arasindan suzulup, gitti.


TAKIM KOMUTANI SAHIN TURKESSIZ VE TURK SANAT MUZIGI
Harp Okulu Temel askerlik egitimini yaptiran subaylardan biri Ustegmen Sahin Turkessiz. Biz kendisine Puik derdik. Puik de ne mi? Bizim devreler bilirler. Bu herif zayif, ciroz, sevimsiz, sinirli, imansiz, vicdansiz, acimasiz, insanlikdan nasibini almamis biri. Bize gore. Biz; sivil hayattan gelmis, asker adayi ogrencilere gore. Herif bize betonun ustunde tufekle ayakta nisan vaziyeti gosteriyor. Tufegin ucunu bir karis asagi dusurene gule gule. Sivil hayatta basarilar. Bes dakika, on dakika. Namlu durdugu yerde durmuyor. Ulan vicdansiz? Ulan namussuz herif. Neyse insafa gelip, esas durus, diyor da tufekleri indiriyoruz. Bu hiyar herif, namluyu dusurdu diye kimseyi de okuldan atmadi ya!

Baska namussuz, vicdansiz, acimasiz bir herif bilirim. Dagda sirtlarinda elli kilo yukle butun gun yuruyen Harbiyeliler siradan cikip, izinsiz mataralarina su doldurdular diye, sulari dokturmustu. Olayi goren koylu kadinlarda, allah senin gibi komutanin belasini versin, diye bagirmislardi. Isin kotusu bu namussuz, dinsiz, imansiz, vicdansiz komutan, Ustegmen Sahin Turkessiz'in, tufegini dusurdugunde okuldan atacagi ogrencilerinden birisiydi. Devran degisiyor. Mazlum, canavar kesiliyor. Kim miydi bu Harbiyeliye su icirtmiyen komutan?

Temel Askerli Egitimi bitti. Okul basladi. Derslerden sonra herks kendi bransinda gidip calisacak. Biz de kafayi kullanip, Turk Sanat Muzigi'ne gidelim dedik. Yazildik. Sinema salonu'nun sahnesinde toplanmis, bize Muzik ogretecek ogretmenimizi bekliyoruz. Ogretmeni gordugumuzde kucuk dilimizi yutacagiz. Ustegmen Sahin Turkessiz?

Ayrildi gonul, simdi yine bir tek esinden.
Bulmakta teselli batan aksam gunesinden.
Canim yelelellellellelli. Ahim yelelelli.

Simdi gorevde olan albay, general arkadaslar, selamlamayi Ustegmen Sahin Turkesiz den ogrenmislerdir. Hele, hele bazilari; 30 yil sonra Ustegmen Sahin'den ogrendikleri klasik parcalari mirildanirlar.

Sahin Ustegmen'in klarnetinden yayilan muzik se Hava Harbiyenin Sinema Salonunda cinlamaya devam ediyordur.

Kapildim gidiyorum bahtimin ruzgarina.
Ey ufuklar diyorum...
Yolculuk var yarina...

Sagolun komutanim!

Mayis 2003


SEN KOMANDO OLAMAZSIN!
Su siralar Amerika ile aramiz gergin. Sirtimizi sivazliyanlar, birden bire terslemeye baslayinca bir tuhaf oluyoruz. Aslinda yuzumuze demeseler, arkamizdan konussalar, sanki daha az zorumuza gidecek.

Biz komandolarimizin bazilarini Amerikaya ranger egitimine gonderirdik. Geldiklerinde ranger brovelerini kasila kasila tasirlardi. Broveyi tasiyan omuzlari, obur omuzlarinan bir karis onde giderdi! Amerikanin rangerini pek bilmem ama, bizde komando olmak cok zordu. Hele hele havacidan komando?

Aslinda bir zamanlar Hava Kuvvetleri'nin kendi Hava Indirme Birlikleri varmis. Amerikan Savunma Bakani'nin su anda yapmak istedigine cok benziyor. Bombalamasi, ulastirma ucagi, tankeri ve komandosu ayni birlikten ozel kuvvetler. Hadi, dediklerinde, deprem, dogal afete karsi da egitilmis bir tabur ozel kuvveti, iki saat icinde Turkiye'nin oteki ucuna indiriyorsun? Bizimkiler bu kuvvetleri niye dagitmislar?

Hava Kuvvetleri, Indirme Birlikleri dagilmasina ragmen, Komando Egitimine az da olsa subay, astsubay gondermeye devam etmis. Bunlarin cogu egitimci, az bir kismi da arama-kurtarmaci olarak gorev yapmistir. Benim bildigim bir kac komando subayi var. Hava Piyade Komando Subayi. Sahiden bu adam komando mu, diye soru sormayacaginiz gibi komandolar. Bunlardan birinin oykusunu gunun anlam ve onemine uygun olarak, hem de isim vererek anlatacagiz. Ahmet Celik Yuzbasi. Diyeceksiniz ki bu adam Yuzbasiliktan ordudan ayrildi mi? Hayir. Albay da oldu. Ama, biz komandolugu, essah komandolugu, Yuzbasi rutbesine kadar bildik.

Celik Ahmet guresci. Elinizi tuttugunda mengeneyle elinizi sikistiriyorlar saniyorsun. Adami tutup da, kafa ustu yere dikdi mi, vallahi o hizla tarlayi surer. Celik Ustegmen Komando okulunda dereceye oynuyor. Belli ki birinci bitirecek.

Bu arada komando okulunda amerikali subaylarda var. Bir gece gazino da, bilek guresi yarismasina onlarda katiliyorlar. Bagirti, cagirti, marslar arasinda, is Turk-Amerikan savasina donusuyor. Yikilanlar agliyor. Hirslarindan masalar, camlar kiriyorlar. Sonunda gozlerinde yaslar kurumadan, ayakta kalan arkadaslarini destekliyorlar. Hadi! Turk ulusu senin arkanda! Vatan senden hizmet bekliyor! Dayan! Ah! Vah! Yapma! Gitme!

Diyorlar ki amerikali conun bilegi celik gibiymis. Amerikali co, ranger okulunu birinci bitirmis. Amerikali co, daglar devirmis. Evereste bile cikmis. Amerikali co, ornek olsun diye, davet uzerine komando okuluna gelmis. Amerikali co iki metre. Amerikali co amerikanin nivyorkindaki empayr gokdeleni gibi saglam. Hangi Turk yikar co yu?

Co devire devire, bagira bagira, amerikan marsi ile finale geliyor. Bizim Merzifonlu Ahmet de. Celik Ahmet.

Celik Ahmet'in her devirdigi Amerikali, yu vil si, diyerek, arsiz arsiz masayi terkediyormus. Sen ebeninki ni gorursun, gibi, siritarak, ukala ukala masadan kalkiyorlarmis. Bizim Celik de utangac utangac ingilizce bilenlere soruyormus. Ne dedi? Ne dedi bu gavur? Diyorlarmis ki, co finale kaldi.

Co Ahmet'in karsisina oturdugunda, Ahmet kafasini kaldirip yuzune bakiyor. Conun kollari, Ahmedin beli kadar. Co Ahmedin elini bir kavriyor, ahmedin eli conun avuclarinin icinde corduk armudu gibi guccucuk, caresiz kaliyor. Hem haydi, hem de go, diyorlar. Gooo!

Co arkasindaki hemsehrilerine buyuk bir gosteri yapip, koca avucunun icinde ki ahmedin kucucuk elini masaya carpacak. Yaaaaaaaaaaaa diye yeri gogu degil de, gazinoyu titreten bir nagara atiyor. Ahmedin guccucuk elini masaya vurup ezmek, kirmak icin butun gucuyle yukleniyor. Yaaaaa....

Bir sey oluyor. Ahmedin guccucuk eli, conun avuclarinin icinde yitik ama, bir santim bile oynamiyor. Celik. Dimdik. Guccucuk Ahmedin eli, celik vidalarla kenarlarindan baska celik desteklere baglanmis gibi sapasaglam duruyor. Saskin codan bir yaaaaaaaa... daha. Olmuyor, o corduk armudu gibi ranger conun kocaman elinin icinde kaybolmus ahmedin eli tas olmus yerinden oynamiyor.

O zamana kadar saskin, sessiz, umutsuz, ahmedin arkasindaki arkadaslari basliyorlar cigirmaya. Ahmed. Ahmedim. Celik. Celik. Celik. Celik. Diye. Celik Ahmedin zaten kirmizi yuzu nar kirmizisi olmus, boyun damarlari disari firlayacakmis gibi atiyor, gozleri kan canagi, arkasinda Turkiye, Turkiye diye bagiran, harbiye marsi soyleyen arkadaslarinin sesleri kulaklarinda ugulduyor. Kafasini kaldirip, yukarilarda ki amerikali ranger conun saskin gozlerine bakiyor. Basiyor o meshur narasini.

Allahhhhh!

Celik Ahmedin narasi Gazinodan cikip, komando okuluna, oradan daglara, daglara carpip Egridir Golune, golden de Egridire vuruyor. Derler ki Celik Ahmedin narasini duyan Ispartada ki guvercinler bir bulut kumsesi gibi havalaniyorlar. Taa Burdur ovasinda ki tavsanlar korkudan deliklerinden cikip, etrafi kokluyorlar.

Amerikali conun eli masaya vurdugunda masa ortadan ikiye catliyor, masadan cikan toz duman, bogazlari yakiyor. Amerikali rangerlerde sessizlik, saskinlik, bizimkilerde ezilmislere has gurur.

Celik Ahmed kalkiyor, amerikali ranger coya sariliyor. Yu ar guuud, diyor. Yu ar gud.

Ahmet Celik Yuzbasi'nin narasini (Gur sesini)bilmeyen harbiyeli, cavus adayi, memedcik yok gibidir. Bilmiyen varsa, Celik Komutanla birlikte olamamislardir.

Celik Komutan, Turkiye'nin en iyi komut veren ilk uc kisisinden birisidir!

Haziran 2003



METE AYKEN - ALI GULLU - HALIS BURHAN - KKK - DOGAN GURES

Amerikadan donduk. Gorev analiz timinde calisacaksin, dediler. Gittik. Elime Hava Piyade Birliklerini verdiler. Duzenle, diye. Biz dedik ki, mevcutla olmaz. Hava Kuvvetlerinin guvenligi icin, profosyonel birlikler, yeni techizat lazim. Yaz, dediler. Yazdik. Andicimiza once Harekat Baskanimiz Mete Ayken, Sonra Kurmay Baskani Ali Gullu, en sonunda da Komutan Halis Burhan,,olur dedi. Hadi dediler. Seni Guvenlik Sube Muduru yaptik, yapta gorelim.

Yukarilarla hasir nesir olunca, sasiriyorsun. Kara Kuvvetleri Komutaninin onayini falanca is icin niye alirlar, diye kendi kendine soruyorsun. Adam Kara Kuvvetleri Komutani, bizimkiler Hava Kuvvetleri Karargahinda, o ne der, diye dusunuyorlar.

Artik, Guvenlikle oturup, Guvenlikle yatiyorum. Tepkiler de var. Kurmay Baskanim dedi ki, Ozturk cok abartiyorsun. Hayir, komutanim. Bu teroristler simdilik bizim gibi geri. Biraz akillari baslarina gelirse, yandik. Sen Ozturk, Genelkurmay Baskanindan daha mi iyi bileceksin? Alti ayda kokunu kaziriz, diyor.

Bir andic daha hazirladik. Yine Guvenlik ama nedeni farkli. Bir Ustegmeni, birlik komutani 21 gun iceri tikmis. Neden? Toren mangasi, iyi sagol cekememis. Piyadenin derdi. Her gelen ziyaretciye toren mangasi. Yuz torenden ellisinin sonunda Toren Birligi komutani hapis. Eli ayagi tutmayan, gun yirmi dort saat calisan cocuklardan, toren mangasi olur mu? Harbiye mi ki Harbiyeliyi caki gibi hazirlayasin?

Bir andic hazirladik. Torenler de, toren Birlikleri tarafindan oldurulen dunya liderlerinden soz ettik. Insan gucu kaybini yazdik. Sonunda onerdik. Torenleri kaldiralim. Bir tek yabanci devlet buyuklerine toren yapalim. Inanilmaz bir sey oldu. Hava Kuvvetlerinde ki her imzaya ciktigim general, evet dedi. Kaldiralim. Hava Kuvvetleri Komutani da imzaladi. Genelkurmaya gonderdik.

Harekat Baskani cagirdi. Gures Pasa cok kizmis. Ne yani, torenleri mi kaldiracagiz?
Yazili cevap gelmeyecek, dedi.

Harekat Baskanim Tumgeneral Mete Ayken, Kurmay Baskani Ali Gullu gocup gittiler. Halis Burhan Emekli oldu. Kara Kuvvetleri Komutani da. Sonradan gazetelerde ismini gordum. Dogan Gures de milletvekilliginden emekli oldu.

Genelkurmayi ziyarete gittiginde kendisine toren yapiliyor mu, bilmiyorum.


GENERAL VE ASTSUBAY
Amerikada ki yeni birligimizde haldir, haldir yollari asfaltliyorlar. Her yer toz, duman.
Ussun Gazetesinde bir astsubay hesap soruyor. Diyor ki, bu kadar asfalt, bu kadar harcama niye. Nerden bulmus sa, rakam da veriyor. Bu kadar milyon?
Ertesi hafta ayni gazetede bizim cimleri kesen komutandan aciklama:
Bu yil, diyor. ussun mevcudu su kadar artti. Bu artisla, usse su kadar arac giriyor. Yollarimizdan gunde su kadar, hafta sonu ku kadar, ay da, yilda, su kadar arac geciyor. Eger, yollarin bakimini yapmazsak, asfaltlamazsak, tamiri su kadar paraya mal olacak. Bu kadar kisi artisi olacagi gecen yildan bilindiginden, butceye bu para bizden onceki komutanlik tarafindan alinmisti. Falan, filan. Rakamlar, detaylar.

Tabur seviyesinde brifinge giriyorsunuz. Sorumlu astsubay komutani uyariyor. Butcemiz ne kadardi. Kac para harcadik. Ne kadar paramiz var? Oneriler. Kagit peceteden kisinti. Naylon cop torbalarini tasarruflu kullanalim.

ESAS DURUSUN BOZUK
Bir buyugumuz vardi. Sert. Asker. Onunla nobet tutmaya korkardik. Bekardi, annesiyle oturuyordu. Derlerdi ki, kahveyi getiren annesine, anne kahven guzel de esas durusun cok bozuk, dermis.

Amerikaya donusumuzde hayallerimize devam ediyoruz. Irak sinirinda oyle bir sistem olsa ki, ucan kustan haberin olsun. Gercekten kus ucmasin. Uc sa haberdar olalim. Sinirimiza, yuruyerek, hayvanla, aracla, ucakla, neyle olursa olsun girenleri bilelim. Kac kisiler? Nereye gidiyorlar? ne zaman orda olurlar? Silahlari var mi? Varsa ne? Galiba o siralar Guvenlik dusunerek butun sinirlari zorlayarak hayal ediyoruz. Ya diyoruz ucakla, ucarak su kadar yuksekten geliyorlarsa?
Hayal ettiklerimizi kaleme aldik. Saga sola soruyoruz. Bir daktilomuz var. Bir suru hatayla yazdigimiz isteklerimi ABD Silahli Kuvvetlerine buna benzer projeler yapmis bir firmaya sordum. yapariz dediler. Nasil? Gelin anlatalim. Bana anlattilar. Bir yila yakin uzerinde calistilar. On hazirliklarini yapip, yazili olarak Turk yetkililere gonderdiler. Sonrasinda da donemin Basbakanina gidip, yuz yuze anlattilar. Tamam demis, Basbakan.

Sonradan duyduk. Genelkurmay Ikinci Baskani, olmaz, demis.

Proje iyiydiyse, esas durusumuz mu bozuktu? Nedenini bilemedik. Ordan burdan birseyler duyduk, ciddiye almadik.

Bizim ilk sivil projemiz de boylece bitti.

ALI RIZA BALTA
Cok sikilmistik. Cok uzulmustuk. Alti ay miydi, bir yil miydi, ne desem yalan olur, kabus gibi gecmisti.
Tugayi bilir bir komutan geliyor dediler. Yeni komutanimiz kir sacli, babacan gorunuslu, sevimli bir adamdi. Karsisinda rahat ediyor, anlatacaklarimi anlatabiliyordum.

Kutahyanin ovasina bakan bir odam var. Sicak. Yaziyorum, ciziyorum. Babam geldi ziyaretime. Lojmanlardan Tugay karargahi epeyce uzak. Nasil gelmisti? Berbere gitti. Donusunde kac para verdin baba, diye sordum. Soyledi. Cok para dedim. Niye? Kurmay Yuzbasinin Babasi az bahsis vermez, dedi. Oglen tabildota gittik. Albaylar, baban cok gencmis, dediler. Tesekkur etti. Kendi tesekkuruyle. Yemekten sonra ben artik gidem, dedi. Baba yolu biliyon, dedim. Boyle dogru. Ilerden sola. Sonrasini biliyorsun. He, dedi. Sesini hic cikarmadi. Yuruyor. Bir saatte gider herhal, dedim. Babamin altina bir araba vermedim. Ne derler, diye. Babami yuruyerek gonderdim.

Yolda bir araba yanasmis. Resmi bir araba. Amca nereye? Lojmana. Buyur, demis, beraber gidelim. Bizim komutan. Ali Riza Balta. Amca, senin Kurmay Yuzbasi oglun sana bir araba bulamadi mi? Babam gulmus. Herhal bir bildigi vardir komutan...

O aksam babami ve anami Orduevi ne yemege goturdum. Kapidan giriste tam karsida komutan masasi. Babam caketinin onunu ilikleyip, komutani selamladi. Komutan da ayaga kalkip, babamin selamini aldi.

Cetin Altan, babami niye beklettim, diye elli yil sonra hayiflaniyor. Babasi Hukuk Danismani, oturmus amirinin bosalmasini bekliyor, 26 yasindaki oglu Cetin, babasini gormezden gelip, cal kapi daliyor iceri. Babasindan daha onemli adam ya? Aradan elli yil gecmis. Keske, diyor. Keske.

Keske diyenler cok. Keske bekletmeseydim. Keske altina en kiralindan araba cekseydim, diyenler. Keske. Neyse. Yillar sonra, keske deyip rahatladik.
Hic olmazsa, benim Komutanim benim ayibimi orttu diye, icimizde ki buruklugu, biraz olsun, attik.


OZTURK ALBAY, ERCUMENT BINBASI, MEMED
Ercument Binbasi'nin bolugu tam tabildotun karsisinda. Arada kocaman bir cim alan var. Cime basip gecmesinler diye, Ercument Binbasi Memede gorev vermis. Belinde bir beyaz palaska, basinda beyaz bir plastik migfer, elinde bir lastik cop, sol on cebine bagli bir duduk. Cime basan olursa seyirtiyor. Dirtttt. Dirrtttt. Agzinda duduk. Yasaktir... Cimlerin kenarinda da da bir yazi. Gecmek yasaktir.

Ozturk Albay Tugay Komutanligina vekalet ediyor. Oglen yemeginden cikmis. Tabildottan, Ercument Binbasinin bolugune gidecek. Kahve icmeye. Cime dogru hamle yapiyor. Aslinda biliyor Memedi. Memed kosturuyor. Yasaktir. Ama Memed ben Tugay Komutaniyim, diyor. Memed olmaz, diyor. Yasaktir.
Nafile, cimlerin etrafindan yuruyorlar.

Ercument Binbasi Mehmedi odasina cagiriyor. Yalnizlar. Bak Memed, diyor. Tugay Komutani sana bu armudu gonderdi. Artik izin ver de cimden gecsin... Memed armudu eline alip soyle bir bakiyor. Armuda ici gidiyor. Biraz dusunuyor. Sonra hiddetle armudu Ercument Binbasinin masasina birakiyor. Gummm.
Yuksek sesle soyleniyor:

MEMED BU ARMUDU YEMEZ, O GOTIK KOMUTAN DA YESILLIKTEN GECEMEZ...



Ercument Binbasiya nobetci cavuslarin sikayeti var. Memed, gece okuma yazma egitimine gitmiyor. Kimse Memedi zorluyamiyor. Komutana rapor ediyorlar.
Ercument Binbasi cagiriyor Memedi. Soruyor. Niye gitmedin? Memedden ses yok. Usteliyor. Niye?
Memed sonunda cevap veriyor. Yavasca. Komutanim, gidip okuyup yazip Teyfik Astegmen mi olacam sanki?

Gideceksin diyor. Goreyim seni.
Memed bir gun rapor vermeye gelmis. Egitim elbisesinin gogsu kabarik. Ne var gogsunde? Hec, diyor. Ne var? Utanarak, alfaba, diyor. Cikar bakalim. Cikariyor. Gel diyor. Parmagi ile gosteriyor. Bu ne? C, Cicek. Memed utarak gulumsuyor. Goley. Goley se, de, diyor Ercument Binbasi. Memed, Uzum, diyor. Gulmuyor Ercument Binbasi. C ile Civcivi gosteriyor. Goley. Yine israr. Cevap, TAVUK...

Memedin Okuma yazma Egitimi devam etti mi, orada kesildi mi, bilmiyorum.


BEKIR YARBAY
Tugay, Izmir deki Hava Egitim Komutanligina bagli.
Tugayi temsilen her firsatta Hava Egitimdeyiz. Hava Egitimede gittigimizde cok calisiyoruz ama, hava farkli. Bir gun devre arkadasim Veysi ile calisiyoruz, iceri biri girdi. Bana merhaba, hosgeldin, dedi. Ne yapiyorsunuz? Oturdu masaya bizi dinliyor. Rahat. Stressiz bir ortam. Karsimiza oturan adam, Hava Egitim Komutani. Korgeneral. Hamdi Koseoglu.

Anam da Izmir de Ablamlarda kaliyor. Oglum tanisiyonum. Beni bir Hava hastahanesine gotursen? Basimizi kasiyacak zaman yok. Vatan kurtariyoruz. Anaya nasil zaman ayrilir. Bir Usttegmen arkadasim var. Cemal. Hizmet Boluk Komutani. Erleri Hastahanede calisiyor. Anam icin bir randevu alabilir miyiz? Komutanim, dedi. Hastahane Destek Grup Komutanindan sorulur. Niye o na gidip, soylemiyorsunuz? Olur mu? Hic gormemisim. Hic tanimamisim.

Bekir Yarbay diye biri. Gittim. Sekreter. Bekleyin dedi. Adam buyuk adam. Kapida sekreter var. Iceri girdik. Ayaga kalkti. Hos geldin, dedi. Ne icersin? Kara, kuru bir adam ama, cok kibar. Sigara uzatti. Sagolun komutanim. Anam,dedim. Yuksek tansiyon. Doktora gorunmesi lazim. Eski Izmir de oturur. Sizi gormemi soylediler. Ad istedi. Adres, dedi. Niye ki diyemedim. Verdim. Yarin dedi, haber veririm.

Ertesi gun, bir astsubay arkadas kapiya dayanmis. Anami doktora gostermis. Ilaclarini alip, eve geri getirmis. Anam zevkten dort kose. Allah razi olsun oglum. Allah sizlere daha iyi gunler gostersin. Ne oldu ana? Anam anlatiyor. Gelip doktora goturduler, diye.

Ertesi gunu Bekir Yarbaya gittim. Komutanim, sagolun ama, ben sadece bir randevu istemistim, dedim. Gonlunu ferah tut, dedi. Seni goruyorum hep. Kutahyalardan buralara kosturup duruyorsun. Yaptigimiz hic bir sey degil. Ben bunu hergun yapiyorum? Biz Yuzbasinin anasina yapmisiz cok mu?

Sonradan duydum. Koseoglu Orgeneral olacak. En kidemli Korgeneral o. Hava Kuvvetleri Komutanligina gittiginde, Bekir Yarbay da Hava Kuvvetleri Destek Gurup Komutani olacak. Bekir Yarbay, Destek Kitalar Komutani oldu. Koseoglu General ise emekli.

Birgun Hava Kuvvetleri Destek Kitalarin er kogusunu geziyorum. Piril, piril. Tertemiz yatak carsaflari, yastiklar. Dolaplar. Gun 24 saat sicak su? Birgun Bekir Albaya sordum. Vereceksin ki, alasin dedi. Memede sicak su, temiz carsaf, sicak yemek verirsek, senin benim sicak suyumuz, temiz carsafimiz, sicak asimiz olur.

"En yukaridan degil, Ozturk, en asagidan baslayacaksin ise."

Sonradan duydum. Bekir Albayi gorevden alip, baska bir yere vermisler.

O GECE, COK KOTU BIR GECEYDI...
Yine Kutahya. Yine nobetciyim. Eski Tugay tarafinda ki koguslarin onunden geciyorum. Gorduklerime inanamadim. Koca boluk, don-gomlek ictima etmis, tir tir titreyerek bekliyor. Gece saat bir. Ayaz. Belki sifirin altinda 20. Cocuklar donacaklar? Ne yapiyorsunuz, diye sordum. Nobetci Cavusu emretti, dediler. Ceza vermis. Nobetci cavusu nerede? Tras oluyor?

Baska bir boluge girdim. Boluk Cavuslari, bolugun bir kosesinde, cay yapmis iciyorlar. Acemi erler uyuyor. Onlar bir kosede cay-sigara sohbet ediyorlar. Zaten sinirliyim. Iyicene dagildim. Bu ne hal? Ne yapiyorsunuz? Cavusun biri cevap vermeye kalkti. Bir tokat. Cocugun gozleri gozlerimin icine cakildi.

Acemi Birlikleri cavussuz olmaz. Cavus olmazsa egitim de olmaz. Acemi Er bilemediniz 6 hafta Acemi Egitiminde kalir, Cavuslar 18 ay. Acemi Erle yatar. Acemi erle egitime cikar. Her celp donemini sil bastan yasarlar. Bizim cavuslara verdigimiz bir sey yoktur. Hep isteriz? Hem komutandirlar, hem degildirler. Onlara, onlar icin "komutana layik" birseyler vermeyi pek aklimiza getirmemisizdir.

Eger; Amerikan filimleri izliyorsaniz gorursunuz. Acemi Erleri Egiten Cavusun, Acemi kogusunun kose basinda, kendi calisma ve yatak odasi vardir. Istedigini yer. Istedigini icer. Istedigi zaman yatar. O komutandir.

Benim gozlerimin icine saskin-nefret-acima ile bakan Cavus ta, herhalde, ne verdin ne istiyorsun, diye soruyordu?

Komutanin kucugu, buyugu yok. Kucuk komutanlari onurlandirmadiktan sonra, en buyuk komutani tuvaleti altin musluklu binalarda saklamissin, ne yazar!

Sevgili Cavusum. Ozurlerimi ve saygilarimi kabul et. Lutfen?


BEN SANA PASA OLAMAZSIN DEMEDIM KI?
Bildiginiz bir oyku. Baba haylaz ogluna diyor ki, oglum senden adam olmaz. Oglan da kufur gunah kapiyi carpip, evden gidiyor.

Gel zaman git zaman. Bizim baba ihtiyarliyor. Bir gun taralada calisirken Zaptiyeler geliyor. Konaga gidecegiz, diyorlar. Ne konagi? Vali Konagi. Vali seni istiyor! Bizim ihtiyarda bir telas. Bizim avukatin beni aradiginda ki gibi bir korku. Yine ne oldu sorulari? Valinin huzuruna titreye titreye cikiyor. Beni tanidin mi ihtiyar, diye vali kukruyor. Bilemedim sayin valim, diye fisildiyor. Vali daha da gurluyor. Ben, diyor. Senin adam olamazsin diye sokaklara attigin oglunum! Bak vali oldum! Ihtiyar saskin ama, daha rahat. Gulumsuyor. Ben sana Pasa, Vali olamazsin demedim ki? Adam olamazsin, dedim.

Gecenlerde, bu sikintilarin arasinda, bir iki yere telefon ettim. Biri, bir zamanlar yanimizda, agabey agabey diye dolasan, birseyler ogrenmek isteyen, sevimli bir arkadasimizdi. Sekreterine uc kez not biraktim. Donup aramadi. Aslinda, benim amacim hala kendisine bilmedikleri birseyler ogretmekti?

Filmin birinde, skandallar sonrasi istifa eden Baskan diyordu ki; "Unuttum. Siz beni size hizmet vereyim diye secmistiniz. Hem de gecici bir sure?"

Secilmis, atanmis, bu ulke insaninin vergilerinden aldiklari maasla gecinen kisilere, gercek amirlerinin-komutanlarinin kim oldugunu ogretmek icin cok da gecikmedik!

20 Nisan 2003

INZIBAT KOMUTANI
Izmir Fuari Agustos mu, yoksa Eylul de mi aciliyor?

Iste yilin o zamani, 1978 yili, Izmir de, Tabur Komutanim beni fuara goturmeye karar verdi. Belki uc aydir Cuma Ovasindayiz. Ilk defa Izmire gece cikacagiz. 1978 nere, 2003 nere? O zaman Harp Okuluna sectigimiz lise mezunlari Albay oldular. Eksik, yalnis, fazla yazabiliriz ama, sahidimiz de coktur?

Komutanimin renosu ile fuara gidiyoruz. Basmahane tarafinda Merkez Komutanligi var. Onun park yerine arabayi park edecegiz. Komutanim koskoca Kurmay Yarbay. Bir park yeri mi sorun olacak? Gittik. Heryer bos. Park ettik. Nobetci inzibat geldi. Komutanim kibar adam, insan adam. Nobetci cavusa guzelce kendini tanitti. Emel Sayin'in programi bitene kadar park icin izin istedi. Inzibat komutanin huviyetine bakti, bakmadi dikkatlice her ayrintisi okudu. Fotagrafi komutanin yuzune tuttu. Defolup gidin burdan, dedi! Vallahi ve billahi dedi. Azini demedi. Cogunu, dedi. Obur laflarini baska bir yerlerde de duydugumuzdan, baska oykumuzde de anlatacagimizdan simdilik bunlari dedi, diyelim.

Benim komutan kizardi, bozardi. Ne diyecegini sasirdi. Merkez Komutanligi binasina girdik. Nobetci Cavusuna Nobetci Subayini gormek istedigi soyledi. Ondan da bir sorgu sual. Oturduk, nobetci subayini bekliyoruz. Bir Binbasi geldi. Bizim Komutani gulumseyerek dinledi. Devresini sordu. Ha dedi. Ben aslinda sizden bir devre onceyim. Kac yil Kurmay kidemi aldiniz? Ucustan da kidem var mi? Pasalik ne zaman? Hadi sizi Emel Sayin'in programina gotureyim.

Komutanlar, bazen, astlarinin baskalarina neler yapabileceklerini bir turlu anlayamazlar. Belki de anlamak istemezler. Bu kendi cocugunuzu disardan gelen tehlikelere karsi koruma duygusuna benzer.
Cocugumuzun haksiz oldugunu, yalan soyledigini bilir, yine de koruruz.

Komutanlarin buyuk bir cogunlugu, kendi karsisinda el pence divan duran birisinin, baska bir subaya hakaret edebilecegini tahayyul bile edemezler!

SIZ KOMUTANLARIMIZ EMREDIYOR, BIZLER UYGULUYORUZ!
Harbiye Orduevinde kaliyorum. Evimiz, barkimiz heryerimiz orasi. Nizamiyeden bir telefon. Ziyaretciniz var, dediler. Resepsiyona alabilir misiniz? Ben hemen geliyorum, dedim. Olmaz. Yasak.

O siddetle asagiya indim. Nizamiyede bir cavus. Cok da saygili. Niye, dedim. Siz komutanlarimiz emir veriyorsunuz, bizler uyguluyoruz, dedi. Ne diyem?

Bu cocuk Universite mezunu, askerligini 8 aylik cavus olarak kisa donem yapanlardan. Yuzune baktim. Gulumsedim. Ben Nobetci Amirinden izin istemeye gittigimde, ziyaretcimin nizamiyede durabilmesi icin kibarca izin istedim. Verdi.

Gel zaman, git zaman, yine telefon. Yine Nizamiye. Yine ayni cavus. Ziyaretciniz var, dedi. Benim konusmama firsat vermeden, iceri aldim, resepsiyonda sizi bekliyor, dedi. Resepsiyona indigimde bir garson ziyaretcime cay servisi yapiyordu!

KUTAHYA DA INZIBAT KOMUTANI OLDUM!
Yazin sabah sporunda ustumuzu cikariyoruz, Mehmedcikle beraber, ayagimizda postal 5 Km kosuyoruz. Donusde kafamizi musluklarin altina tutup ter atiyoruz. Bu is hergun boyle olunca, uzun sac olmuyor. Kafalari SIFIR tras ettirdik.

Hafta sonu gule oynaya Kutahya carsisinda dolaniyoruz. Bir inzibat eri durdurdu. Izin Kagidin hemsehrim, dedi. Hemen Subay oldugumu soyleyip, huviyetimi cikarip gosterdim. Siktir ol git basimdan, dedi. Vallahi, dedi. Billahi dedi. Halk etrafimiza toplanmis. Beni acemi er saniyorlar. Is daha da buyumesin diye, hadi Merkeze gidelim, dedim. Gidelim, dedi. Gidelim de ananin a... gor!
Merdivenlerden yukariya cikiyoruz. O onde. Yine geriye dondu. Bir kufur daha. Ana avrat.

Merkez Komutani Binbasi. Hava Piyade. Dinledi. Inanmadi. Inzibati cagirdi. Bir de o nu dinleyelim, dedi. Inzibat, komutanima asker misiniz diye sordum, o bana kufur etti. Ben de kendilerini Merkeze davet ettim, dedi. Binbasi soran gozlerle bana bakti. Askeri gonderdi. Beni de bir cay ismarlayip yolcu etti.

Gel zaman, git zaman. Merkez Komutani Binbasi izine gitmis. Vekaleten Merkeze bir Subay lazim. Ozturk Tegmeni gonderdiler.

Merkez isi iyi is. Altimizda araba. Sehiri geziyoruz. Ama yorucu da. Aksam yorgun argin merkezin merdivenlerinden cikiyorum, kulube de bir inzibat eri nobetci. Selam veriyor. Aha! Baktim bizim ki degil mi? O da beni tanidi. Adin ne, diye sordum. Dizleri ve cenesi titriyordu. Ismini bir turlu anlayamadim.

Sabah yoklamalarina baktigimda, genellikle bir yerlerde gorevli veya nobetciydi. Bir ay bana gozukmedi. Ben de nerededir, ne isle istigal eder, deyip, aramadim.

Ama merak ederim. Yasiyorsa, otuz yil sonra, bu olayi, cocuklarina nasil anlatiyordur?

SUBAY VE KOMUTANLARLA HASBIHAL?
Biz bu kosede yazar dururuz. Bir de baktik, eline kagidi kalemi alanlarin yerine, klavyeyi alanlar bize dertlerini dokerler. Biz biliriz. Komutan olmak hic te kolay bir meslek degildir. Kolayi secmezseniz?

Komutanlar icin savasta basarili olmanin sirri, dusmani bilmektir. Kuvveti nedir? Imkanlari nedir? Niyeti nedir? Dusman da bir degil, bir coktur. En guclusunu, sana en bulasma tehlikesi olani secer, kendini sana ziyan verebilecek en gucluye gore hazirlarsin. Dusman; Nereden, nasil, ne zaman vurur, komutanlar bunu iyi bilirler.

Komutanlarimizin son gunlerde verdikleri bir karar var. Dusmana karsi basarili olmak icin, uzerinde radari olan dort tane dev tayyere alma zamanidir, dediler. Boeing firmasindan 4 AWACS ucagini bir bucuk milyar dolar vererek almaya karar verdiler.

Tam boyuk bir dusmana karsi hazirlanmaya karar vermistik, sinsi bir dusman gelip bizi olmadik zamanda, olmadik yerde vurdu. Hem de 6.4 le. Bir sey degil, ama, yikti gecti. Devletin Okulunu yerle bir etti. Amerikanin Irak savasinda verdigi candan belki de daha fazlasini 17 saniye de bizden aldi.

Derler ki bu sinsi dusman, yine vuracak. Siz deyin bir, ben deyim on yilda. Hem de daha guclu vuracak. 7 siddetinde, 8 siddetinde.

Komutanlarimiz dusmani biliyorlar. Komutanlarimiz dusmanin imkan ve kabiliyetlerini de biliyorlar. Komutanlarimiz dusmanin ne zaman, nasil, nerede vuaracagini da uc asagi bes yukari biliyorlar. Iste simdi bu dusmana karsi hazir olma zamanidir.

Komutanlarimiz (Sivil-asker) bir araya gelip, oturacaklar. Ulan, 4 koca kusa verecegimiz bu kadar milyar dolarla okullarimizin temelini, catisini, diregini, kolonunu bu sinsi dusmana karsi guclendirelim, cocuklarimiz olmesin, diyecekler!

Diyecekler ve tarihe gececekler. Okul kitaplarinda resimleri olacak. Yenil nesil resimlerine bakip, biz yasiyorsak bu komutanlarin cesur kararlari sayesinde yasiyoruz, diyecekler.

Bu adamlar, bu buyuk devlet adamlari; Bir bucuk milyar Amerikan dolarini 4 kusa vermeyip, her seyi goze alip, okullarimiza harcadilar, diyecekler! Cocuklarina; bizim burada anlattigimiz gibi, bu komutanlari, onlarin bu sinsi dusmana karsi yaptiklari Istiklal Harbini ve Zaferi anlatacaklar!

On* atli akinlarda cocuklar gibi sendiler.
On atli o gun, dev gibi bir depremi yendiler!


2 Mayis 2003

* Bir arkadasimiz sormus. Niye On atli, diye.
Atlilarin sayisini artirmaktan cekindigimiz yok.
Siz soyleyin. Biz yazalim.

3 Mayis 2003

Atli sayisi 9'a (Yaziyla: dokuza) dustu!

15 Mayis 2003


ALBAY VE KUYRUKLU YILDIZ...
Ingilizce calisiyoruz. O siralar ne bulursak okuyoruz. Nereden buldum, kim verdi? Ingilizce bir oyku. Diyelim ben bu oykuyu 20 yil once okudum. Oyku belki 30 yillik. Bilim-kurgu.

Uzay gemisi uzayda yol aliyor. Hersey gulluk gulistanlik. Birden bire alarmlar, ziller, anonslar, bagirtilar. Geminin basinc sistemi bozulmus, 10 dakikaya kadar gemi uzay da parcalanacak. Komutan emir veriyor:

"Gemiyi terkedin! Uzay kiyafetlerinizi derhal giyip, gemiyi terkedin. 9 dakikaniz kaldi. Sekiz dakika! Yedi!"

Uzay kiyafetini giyen kendini kapkaranlik uzaya firlatiyor. Ozel uzay kiyafetlerini biliyorsunuz. Sirtlarinda ki tuplerde hava var ama, ne kadar dayanir? Birbirleri ile de haberlesiyorlar. Oleceklerini bildikleri icin de olumden degil, oradan buradan sohbet ediyorlar.

Gemi personeli kirk kisi. Kirki ayri ayri yerde. Kirki ayri ayri istikametlere, buyuk bir suratle, uzayin karanligi icerisinde yildirim gibi gidiyorlar. Yokluga, yok olmaya dogru.

Bir ara Gemi Komutani Albay konusuyor. Kisa bir konusma. Kirk kisilik murettebat dinliyor.

Albay:

"Sizlere komutanlik etttigim icin gurur duyuyorum." diyor. Ses yok.

"Iyi sanslar." diyor. Herkes sususuyor. Kimsenin konusmaya hali yok.

Saatler oylesine geciyor.

Bir ara Albay soruyor:

"Yuzbasi Jo neredesin?"

Yuzbasi cevap veriyor. Buradayim komutanim.

Ne yapiyorsun?

Sevdiklerimi dusunuyorum. Sevgililerimi. Asik olduklarimi. Kapilarina saatlerce beklediklerimi. Sevdigim insanlari. Onlara yaptiklarimi. Onlarla gecen zamanimi. Onlarin bana verdiklerini.

Albay: "Sen zaten iyi bir asker olamadin. Aklin fikrin hep birileriyle beraber olmakti!"

Iyi yapmamismiyim Komutanim? Bakin bu karanlikta binlerce insan gozumun onunden geciyor. Bir film seridi gibi.

Albay: "Aramizda ne fark var?" diye soruyor.

"Sen de, ben de hayal ediyoruz. Farkimiz ne?"

Oyle demeyin Komutanim, diyor, Yuzbasi. Ben dusunurken yuregim daha hizli carpiyor, gogsumde bir seyler akiyor. Deneyin. Siz bunlari hissedemezsiniz.

Albay zorluyor kendini. Hayal ediyor. Birilerini aklina getiriyor. Ne yureginin atisi hizlaniyor, ne de icinde bir seyler akiyor.

Itiraf ediyor. "Ne yapmam lazimdi?"

Birilerini karsiliksiz sevmeniz, birilerine karsiliksiz el uzatmaniz, birileri icin birseyler yapmaniz gerekirdi.

Cok mu Gec mi kaldim, diye Albay soruyor. Cok mu gec, birseyler yapmam icin?

Yuzbasi, hayir, diyor. Hala birseyler yapabilirsiniz!

Albay birde bakiyor dunya atmosferine girmek uzere. Yanacak. Kul olacak. Bitecek! Tanrim, diyor. Tanrim. Olmeden once hic olmazsa bir kere bir ise yarayayim. Ne olur?

Yer yuzunde kucuk bir cocuk annesine yanarak atmosfere giren Albayi gosteriyor. Anne anne bak! Kuyruklu yildiz! Anne, aman bir niyet tut, diyor. Gerceklesir.

Cocuk niyetini icinden tutuyor ama, hikaye bu ya, bizim komutan tamamen yanmadan once kucuk cocugu duyuyor. O anda Icinden birseylerin aktigini hissediyor. Keyifle gulumsuyor. Kendi kendine mirildaniyor:

Tesekkurler Tanrim! Tesekkurler!

NOT: Bu oykuyu bu site de baska bir yerde de yazmis olabiliriz.

Mayis 2003

GELECEGIN KOMUTANLARI
Yazinin basligini palavra sanmayin. 1981 yilinda girdigimiz Akademiden mezun olan sinif arkadaslarimizin epeyce bir kismi general. Bizimle birlikte mezun olan 1968 li subaylardan, muhtemelen Korgeneral'lerde vardir. Veya yakinda olurlar. Kara, Deniz, Hava, Jandarma. Bizim ogrenci oldugumuz donemde, hem havaci, hem de denizci subaylarin epeyce bir bolumu Kibris Harekatina katilmisti. Gemiyi batiranlar ve gemide olanlar yuzyuze tartisirlardi. "Vatan Sagolsun!" oykusunu de bir Denizci arkadasimiz anlatmisti. Ama biz burada, bunlari degilde, baska bir tartisma konusunu anlatacagiz.

Galiba plan tatbikatina hazirlaniyoruz. Babasi emekli astsubay bir agabeyimiz, cocuklugunda Diyarbakir'da yedigi armutlari anlatiyordu. Diyarbakir'da gorev yapmamis kisi sayisida bir ikiyi gecmiyordu. Diyarbakir Armutunun lezzetinde hepsi fikir birligine vardilar da, armudun buyuklugu konusunda buyuk bir tartisma cikti.

Cocuklugu Diyarbakir'da gecmis agabeyimiz, vallahi armutlar kocamandi, avucuma sigmiyordu, diyor, avuclarini gosteriyordu. Digerleri, atma yahu bizde ayni armuttan yedik ama, avuc kadarini gormedik. Avuc kadardi, degildi. Peki avuc kadar armutlar Diyarbakirin neresindeydi? O zaman ki agaclar sonradan kesilmesin? Armutlar kuculmesin? Bir hastalik girmis olmasin? Belki de agaclar asilanmistir!

Bir turlu bir anlasma zemini bulamadik. Plan Tatbikatinda dusmani yerle bir edecek Kurmay Zabit Adaylari, Diyarbakir'in sulu sulu, lezzetli armudunun buyuklugu konusunda anlasamiyorlardi. O kadar da degil! Atmayalaim beyler! Biz de yedik!

Sonunda tartismaya fiilen istirak etmemis biri, durun yahu, dedi. Bu iste herkes hakli! Hemen, "herkes hakli" diyene cullanildi. Sus sen! Sen Diyarbakir da hic bulundun mu? Bulunmadim. O zaman ne konusuyorsun?

Yahu, dedi. Dinlerseniz fikrimi soylerim. Sonra kavgaya devam edersiniz. Ne olur otuz saniyenizi de bana verseniz? Kidemlimiz, konus, dedi. Bizim ki dondu Diyarbakir'da cocuklugunu gecirmis agabeyimize. Kac yasindaydin? Galiba alti. Bilemedin Yedi. Ellerin alti yasinda iken ne kadar buyuktu? Diyarbakirli ellerinin yarisini gosterdi. Hakem, sinifa dondu. Yuzbasimin elinin yarisi buyuklugunde armut yediniz mi? Herkes, he, diye kafa salladi. Demedim mi herkes hakli diye?

Biz Diyarbakir'da cocuklugu gecmis Yuzbasi'nin avuclarinin yirmi kusur yil once simdikinin yarisindan bile kucuk oldugunu dusunememistik.

O hizla bizim sinif, Plan Tatbikatinda Kirmizi tarafi tarumar etti...

SATANTA

Buraya, belki de cok yadirgiyacaksiniz, bir Kizilderili Komutanin resmini koydum.

Satanta Kiowa Sefiyken, 1867 Amerikalilarla anlasma yapmis. Ustunde ki apoletli uniforma beyaz adamdan hediye. Boynunda da koca bir madalya var. Madalya da beyaz adamdan.

Kendine Beyaz Ayi diyorlar. Bu anlasma ile kabilesini, beyaz adamin gosterdigi bir yerde yasamaya zorlamis. 1871 ayaklanmis. Beyaz adam bu sefer Satanta yi hapise atmis.

1878 de hapis oldugu bir kalada kendisini asmis.

Tipini mi bize benzettim? Basina gelenlere mi uzuldum? Kanim mi kaynadi? Yoksa, gecte olsa, onurlu olumu sectigine mi saygi duydum?

Torunlari dedelerine sahip cikmislar. Kalintilarini alip, dogdugu yere gommusler.

CIGLI 2 NCI ANA JET US KOMUTANLIGI NOBETCI AMIRI BIZE NIYE COK KIZMISTI?
Kurye'den iner inmez Cigli'den Gaziemir'e otobus var. Oradan da Cumaovasina gidiyorum. Bizim kurye tekledi. Cigli'ye gece yarisina dogru inebildik. Ne otobus, ne araba. Hic bir sey yok. Ben de bir telas. Cumaovasina geciktim, diye. Kosa kosa Nobetci Amirine gittim. Bana bir arac! Ne? Ben gorevliyim. Cumaovasi'nda olmam lazim!

Nobetci Amiri bir Binbasi. Yuzume garip, garip bakti. Herhalde hic boylesini gormemis. Anlattim derdimi. Olmaz, dedi. Benim yetkim yok. Ancak Harekat Komuta'nin yetkisi var. Niye? Cumaovasi cok uzak. Vakit cok gec...

O zaman Harekat Komutani'na soyleyin? Yuzume garip garip bakti. Biraz da kizgin. Yahu dedi, her araba isteyen icin ben gecenin bu vaktinde Harekat Komutani'ni nasil ararim? Hem, kimsin sen? Ustegmen Ozturk. Sari Cizmeli Memed Aga gibi. Ama, degil. Nobetci Amiri'nin tepkisi farkli oldu. Sen, dedi, Ozturk'un nesi oluyorsun? Abimi soruyor. Kardesiyim, dedim. Bak, dedi. Otur soyle. Arkada bir yatak var. Orada yat. Sabah otobusu ile gidersin. Bu kiyak da, devrem icin. Abimin devre arkadasi. Ben kendimi o kadar onemli bir adam saniyorum ki, olmaza devam ettim. Nobetci Amiri, abinin hatirina, Harekat Baskanini aradi. Olmaz. Sabah gitsin. Bana dondu. Demedim mi?

Komutanim, bana izin verin, Tabur Komutanimi arayayim. Kim senin Tabur Komutanin? Kurmay Yarbay Gokalp Yugnak... Len oglum, dedi. Sen bu Kurmaylari bilmezsin. Herif senin icin gecenin bu vaktinde tuyunu bile kipirdatmaz. Komutanim, bir telefon?

Telefonu baglattik. Tabur Komutanim cikti. Komutanim otobusu kacirdim. Bana bir arac gonderir misiniz? Neredesin? Cigli Nobetci Amiri'nin odasinda. Tamam. Ben sana bir arac gonderirim.

Nobetci Amiri sordu. Ne oldu? Arac geliyor, dedim. Guldu. Haydi oradan. Sen beni dinle git yat!

Yarim saat, bir saat. Bir bucuk, iki saat. Araba maraba yok. Zaten Cumaovasin dan ha desen bir saatte gelinir. Nobetci Amiri bana kizdi. Ulan hiyar. Gidip adam gibi uyuyacagina burada, kendine oturmus iskence yapiyorsun. Arac gelecek, dedim. Nah gelir! Hiyar! Sen cok beklersin! Bu arada masasindan kalkmis, bana bagiriyordu. Adi ustunde. Delikanli? Sen ekmege mama derken, biz tramvayda tam bilet aliyorduk. Ulan dinle su abini!

Daha lafini bitirmemisti ki, kapi acildi. Iceriye uzerinde ucus kiyafeti ile bir Yarbay girdi. Benim Tabur Komutanim. Gokalp Yugnak. Haydi Ozturk. Gidelim!

Bizim Nobetci Amiri sasirdi. Yarbayim bu saat de kimden, nasil arac buldunuz? Bulamadim. Benim arabaya atlayip geldim. Bu arada bana bakip gulumsedi. Kazara gelmesek, bu herifin dilinden kurtulamazdik!

Nobetci Amiri, vallahi pes, dedi. Ben de bu adama iki saattir, git yat oglum, herkesin gotunde bu saatte pireler ucusuyor. Kimse sana arac marac gondermez, dedim. Hayret valla. Bu saatte? hem de kendi arabanizla?

Tabur Komutanim gulumsedi. Ben de. Selamimi verdim abimin devresi Nobetci Amirine. Iyi nobetler komutanim. Gulumsedi. Abine selam soyle...

29 Haziran 2003
ESKISEHIR INONU'DE CUHADAR USTTEGMEN.

Hava Harp Okulu Yesilyurt da. Sinavlar sabahdan. Dayimlardan Hava Harp Okuluna gidecegim. Sirkeci de ilk defa banliyo trenine bindim. Bakirkoyle Yesilyurt arasi bir uzun, bir uzun geldi. Ulan Yesilyurdu kacirdik mi diye korktuk.

Yazili sinavlarda sonra kazananlari spor sinavina aldilar. Atladik. Kostuk. Kol cektik. Pesinden Saglik Kontrolu. Hayatimizda ilk defa bu kadar doktoru ayni anda ayni yerde gorduk. Kanimizi aldilar. Siselere sidik doldurduk. Kas, goz, dis kontrol ettiler. Filimler cektiler. Kulaklarimiza acaip aletler takip, sag mi, sol mu diye sordular. Sag kulak mi, sol kulak mi? Garip, garip sesler. Sesi hangi kulagina veriyorlarsa o tarafta ki elini kaldiriyorsun. Renkli kitaplar gosterdiler. Icinde rakamlar sakli. Ilk bakista renkli noktalardan baska bir sey yokmus gibi geliyor. Dikkatli bak diyorlar. Aha. 6 Yaziyor. Renk koru olanlar, dikkatli de bak desen goremiyorlarmis. Bitti muayeneler. Saglam olanlarin adlarini okudular. O gece artik okulda kalacaksiniz dediler. Ertesi gun elimize birer naylon torbada kumanya verdiler. Peynir, salatalik, kaynamis yumurta. Baska ne vardi? Ekmek. Biz bu kumanyalari sonradan cok yedik.

Eskisehir Inonuye vardigimizda, bizi bir subay karsiladi. Kisik sesli. Kel kafali. Bodur bir herif. Uzun bir burnu, kocaman gozleri var. Gozleri yesil renk miydi? Yurusuyu bir hostu. Sanki kucuk kucuk adimlarla, cabuk cabuk yuruyordu. Bize ilk askerligi bu havaci subay ogretti. Ustegmen Ahmet Cuhadar. Yil 1971. Aylardan herhal de Haziran. Veya Temmuz. Ise bakin. Tam tamina yedi yil sonra onun yaptigi isi, ben 1978 yilinda Cumaovasi'nda yapiyordum!

Bize birer yesil tulum, ayaklarimiza birer bez ayakkabi, basimiza birer kep verdiler. Saclari sifir kestirdik. Cuhadar Ustegmen bize askerligin temel kurallarini, Sivil parasut ogretmenleri parasutle atlamayi, pilotlar da ucmayi ogretecekler. Becerdin? Becerdin. Temel Askerlik Egitimi icin Hava Harp Okuluna gidecegiz. Beceremedin. Sivil hayatta basarilar dileriz.

Icerisinde belki 100 ranza olan koguslara girdik. Ben ranzanin ustundeki yatagi aldim. Sait diye kara kuru bir oglan var. O da benim altimda ki yataga dustu.

Dediler ki buyuk C-47 denilen tayyareden atlayacaksiniz. Tayyare gelene kadar yer egitimi. Birbiiin, Ikiibiiin, Ucbiiin. Tayyareden atladikdan sonra guya sayip, sonra parasut acildi mi diye yukari bakacagiz. Acilmadi ise, ya allah deyip, yedegi nasil acacagimizi ogretiyorlar. Yerlerde guvercinler gibi sekiyor. Taklalar atiyoruz. Tayyare, mayyare gordugumuz yok. Her sabah pencereden disari baktigimizda Inonu bozkirini goruruz.

Bir sabah uyandim. Gunesin pencereden icerisini engelleyen koca bir alamet kogusun onunde duruyor. Atlayacagimiz tayyare gelmis. Simdi dusunuyorum da, koskoca bir tayyarede degilmis.

Ucagin kapisinda bekliyorum. Atlatmadilar. Ucak meydanin ustunde dolasiyor. Iki elim kapida. Sag ayagimin ucu belki de azicik ucagin kapisinin disina cikmis. Hoca sordu. Korkuyon mu? Hayir hocam. Saskinliktan korkmaya firsat mi bulduk? Haydii. Firladik. Birbiiiin. Hooop. Agzimiz burnumuz havayla doldu. Tayyerenin ruzgari samar gibi suratimiza tokati gecirdi. Ikibini, ucbini unuttuk. Ne oldugumuzu bilemeden, sarsildik. Parasutumuz acilmis. Cok sukur. Suzule suzule indik. Bagiranlar. Sarki soyleyenler. Ben yere kotu vurdum. Ne guvercin taklasi. Ne oyle, ne boyle. Cuval gibi. Gumm! Baktim bir yerim kirilmamis.

Hangi devreler Inonu den gecti tam hatilamiyorum. Ama bildigim, bu kamptan gecen hicbir Aday bu kampi, Cuhadar Ustegmeni, Parasut ve ucus hocalarini unutmamislardir.

Ilk ucusumuzu da sonra, keyfimizin iyi oldugu bir zaman anlatiriz.

Sait mi? Ayrildi. Inonu de cekilmis bir resmimiz vardi. Inonu Kampindan sonra hic gormedim. Sait den sonra, Tahir diye baska biri ile tanistik. Tahir Duzce.

Mayis 2003

NOT: thy.org.tr sitesinde Inonu Kampi'na ait iki guzel fotograf var. Inonu'ye gidemiyenlere duyurulur.
29 Haziran 2003

KORE'DE TURK ASKERI

Turk askeri. Yuzler hic degismemis. Bu Memedcikler benim 20 kusur yil birlikte oldugum Memedlerden 25-45 yil onceler. Yillar gecmis. Bizim Memed degismemis. Bickin Memed. Karadenizli Memed. Dogulu Memed. Sevgi dolu Memed. Icten Memed. Bizim Memed!