|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bulut Amcasina gitti. 
Almanya'daki Tukleri inceleyen bir yazi vardi. Veya bir yerde dinledigim bir konusma da olabilir. Profosor Erdogan Alkin mi? Yanlis olabilirim. Neyse. Esasa gelelim. Diyordu ki; "Simdi insanlarimiz, dilinden, disinden, kokusundan utanacak." (Almanyadan soz ediyordu.) "Onlarin Cocuklari ana babalarindan utanacaklar. Cocuklarinin cocuklari da dedelerini, ninelerini anlamayacak. Bir iki gobek sonra asillarini unutacaklar. Bir zaman gececek. Yeni nesil gecmisini arayacak. Bulduklari ile gurur duyacak. "Ben buralardan geliyorum. Soyum bu, sopum su. Dedem, ninem su sikintilari cekmis." diyecekler. Kendisine, cocuklarina gecmisiyle ilgili isimler, soyadlari koyacaklar..."
Bizim cocuklar da su calkantilari atlatsinlar. Once bir burali olsunlar. Sonra onlar gibi, buralilar gibi, dusunsunler. Kucuk seyler icin yapilan kavgalari, kuskunlukleri yasamasinlar. Unutsunlar herseyi. Birgun, bir medeni insan gibi, kendilerine geldiklerinde, gecmisini, soyunu, sopunu bulurlar. Dedeleriyle, amacalariyla gurur duyarlar.
Bizim gorevimiz? Torunumuzun torununun torununa, gecmise bakmak istediginde, yol gostermek... Biz buyduk diye, kendi agzimizdan kendimizi anlatmak. Nelere uzulmusuz, nelere sevinmisiz. Asklarimiz, kavgalarimiz?
Dusunun. Kanuni Sultan Suleyman'in Zara ya gonderdigi dedemiz, Zaraya gidisini kendi kaleme almis. Anlatiyor, bizlere. Alamanyalara, Ingilterelere, Avusturalyalara, Kanadalara, Amerikalara, Zaralara, Sivaslara dagilmis, Danisiklarda da kalmis torunlarina...
BIRAZ ONCE BULUT ARADI... Biraz once Bulut aradi. Jackson dan. Jackson Mississippi Eyaletinin baskenti. Bulut da Liseler Arasi Eyalet Sampiyonlugu finalleri icin gitmisti. Ceyrek Finale cikti. Bugun yenilmis. Cocuk cok gucluydu, diyor. Uzulme oglum, dedim. Buro dedenin sulalesinden, benim bildigim, sporda bayagi iyi yere gelenlerden birisisin. 25 Bin den fazla lise ogrencisi olan Mississippi Eyaletinde, benim kara oglum teniste ilk sekiz kisi arasinda. Ben de, Mubasir Huseyin Deden de, Buro deden de seninle gurur duyuyoruz. Nerden mi dedelerini bildim? Eh o kadarini da benim duygularima birak. Sen de baba oldugunda seninkilerle gurur duydugumu cekinmeden diyeceksin. Dedeniz sizinle gurur duyuyor, diye.
Madem burada gelecek kusaklara olup bitenleri geciyoruz, biraz daha Bulut tan bahsedelim. Bulut, Biloxi High School'un tenis tarihinde son 43 yilda, teklerde ilk defa bolge (District) sampiyonu oldu. State (Eyalet) sampiyonasina bolge sampiyonu olarak katildi. Bu kadar sikintinin arasinda. Ne sikintisi mi?
Bulut bu hafta sonu agabeyi Umutun calistirdigi 19 yas grubu futbol takiminda da uc mac oynadi. Dun Jacksona giderken yol boyu kusmus. Gunes, asiri yorgunluk, stress. Neyse. Simdi hepimiz kendimizi 3-5 Mayis 2003 tarihlerinde yapilacak baska bir Eyalet Finallerine verecegiz. Bu sefer futbol finali. Umut antronor, Bulut golcu, Kanat antronor yardimcisi, Gaye-Yagmur ve ben saksakci bakalim bu sampiyonada ne yapacagiz?
Burada yazarim.
28 Nisan 2003, Pazartesi Biloxi
HARUKA'YI ITTIRDILER! Dun son macimizi oynuyorduk. Iki penalti golune bogun egmis, ikinci yarida moralsiz ve umitsiz bir sekilde oynarken, bizim Haruka calimlarla uc kisiyi gecti. Yiktilar. Haruka'yi ittiren uzun boylu Sari Devi de bizim oglan ittirdi. Ortalik ana baba yerine dondu. Hakem ne yapacagini sasirdi. Sonunda Sari Devi oyundan atti.
Haruka Japon. Burada ki liseye bir yilligina mubadele ogrencisi programi ile gelmis. Kafasi benim kolumun altina ya gelir ya gelmez. Ama cok saglam. Biraz kilo alsa aslinda cok iyi Sumo gurescisi olur. Herifte bir top kontrolu var. Sanki top ayagina yapisiyor. Olmadik zamanlar da bir sut cekiyor. Mermi gibi. Japonya da gunde dort saat antreman yapiyoruz, diyor.
Ortalik yatistiginda, macin bitimine otuz dakika kalmisti. Kanli, canli, heyecanli bir otuz dakika oynadik. Iki bir yenildik. Fakat tarihe gectik. Ailelerle birlikte cekilmis takim fotografimiz var. Yayinlayabilirsem, gunun anlam ve onemine uygun olarak bu sitede yayinlarim.
Diger maclar mi? Ilk maci uc sifir, ikinci maci da dort iki kaybettik.
5 Mayis 2003 Biloxi
|
|

Ben Halayi ilk defa Beyoglu nda gordum. Nasil oldu, ne oldu, onlar Gaye ile alisveris yaparken, ben de arkalarina takilmis, dolaniyordum. Arada bir kizin elini tutarim, gonlunu hos tutalim da, aksam yalniz goruruz, diye mi?
Hala o siralar Emniyet Genel Mudurlugu nde Insaat Daire Baskani. Istanbul'a geliyor. Geldiginde karsiliyanlari var. Bayagi havali. Hala kac dogumlu bilmiyorum ama, Istanbul Teknik Universitesi'ni, Erbakan'la ayni yilda bitirmis. Sonra Ankara'ya gitmis. Doktor Mustafa Kemal Gavuzoglu ile evlenmisler. Doktor Gavuzoglu, bir ara, Ankara Numune Hastahanesi Bas Tabibi idi. Anamin bir kadin hastaligi vardi. Devamli kan kaybediyor. Numune Hastahanesinde derdine deva buldular.
Hem hala, hem doktor Gavuzoglu tam burokrat. Durust. Durustlukleri standartlara uymadigi icin ha bire halayi gorevden aldilar. O da mahkemeye verdi. Danistay Karari ile her seferinde gorevine geri dondu.
Kari koca, kavga edecek birilerini buluyorlardi. Benim gibi.
Halamiz Bedriye Gavuzoglu da, esi Mustafa Kemal Gavuzoglu da emekliler. Ankara da kendi evlerinde oturuyorlar.
Gaye nin oz halasi, Hadiye Hanimin ve Yakup Efendi nin kizlari Bedriye Gavuzoglu, Kanser tedavisi icin New York'a gelmisti. Iki gunlugune ugradi.
Halimizi, vaktimizi pek begenmedi. Uzuldu. ZIYA'LAR 
Esref Dayimizin oglu Ziya ve Dayim Ziya soguk bir Aralik gunu bir araya gelmisler. Hadi gel bir de fotograf cektirelim demisler. 1952 yili, Aralik ayinin onikinci gunu bir fotografhaneye gitmisler. Tokalasiyormus pozu verip, bu fotografi cektirmisler. Dayim Ziya boyun atkisini boynunda mi unutmus, yoksa aksesuar olarak bilerek mi tutmus, bilinmez. Fotografin arkasina da bir not dusulmus: "Bu fotograf baktiginizda bizi hatirlamaniz icin degil, bizi hatirladiginizda bakmaniz icindir..." Cumle guzel olmadi ama, anafikir boyle. 13 Kasim 2003 Fotografin asli Haydar Amcamin evindedir. 
BILL COK HORLUYORDU!
Yillardan 1995 di sanirim. St. Louis sehrinde SVERDRUP isimli bir fimaya projemizi anlatacagiz. Masraflarimizi bizim Bill karsiliyor. Bill Manning. Bill Utah'li Mormon. sessiz sedasiz, iyi bir insan. St. Louis'de bulustuk. Mutevazi bir otele yerlestik. Otelde iki yatak var. Yataklar rahat da, sorun Bill. Kafasini yastiga koyar koymaz horluyor. Ama ne horlama?
Turkiye'den projemize ilgi duyan iki kisi gelecek. Onlara da oda alalim dedik. Yer yok. Bizim olculerimizde ki butun oteller dolu. Caresiz, daha luks otellere bakiyoruz. Yukarida ki resimde ki ARK'in sag ayaginda gozuken kule misali bir otelde yer bulduk. Herkese ayri oda! Bill herkese ayri oda ayirdigimi ogrenince bozuldu. Anladim. Izah ettim. Odalar tek kisilik. Iki yatakli oda yok, diye. Rahatladi.
Neyse, aksam oldu. Odamiza gittik. Vay anasini! Fotografta gordugunuz ARK sanki kucaginiza dusecek. Tam ortasindan isil isil parlayan sehri, ve nehri izliyoruz. Yastigimizin ustunde naneli cikolatalar, masamizda meyve dolu bir tabak. Keyfe bak!
Iki mi, uc gun mu bu otelde kaldik. Yukarida ki resmi bugun buldum. Size de yazayim istedim. 5 Ocak 2004 |
Serpil hanimin annesi, TEYZE'miz, EDITOR ile.

................................................... TIPKI BURNUNDAN DUSMUS...
Bugunun gazete haberi: Insanlari kopyaliyorlar. Yani benim aynimin tipkisini yapacaklar. Kendim gibi kendimle beraber yasayabilecegim. Icim bir hos oluyor!
Dun, bir anne, kendi tipkisinin aynisini dogurmus. Herseyleri ayni olacak. Kas, goz, tirnak, sac. Tipkisinin aynisi. Bir tek, hatiralari farkli. Annenin bugune kadar bir yasam tecrubesi var. Yeni kopya bebek, buyuyecek, annesi yasina gelince, kendi hayat tecrubeleri beyninde yer edecek. O zaman insan diyor ki, ulan zaten bizi klonlayan zamaninda klonlamis. Bu da ayni sey degil mi?
Insan vucudunun haritasini cikardilar. Buna DNA dediler. Bu haritaya gore, insanlari bir birinden ayiran cok kucuk farklar var. Bu kilonlama ile, o farki sifir yapiyorlar. Ama simdilik, beyinde yasam boyunca birikenlere bir sey yapamiyorlar.
Benim kilonum Mubasir Huseyinin oglu olmadigina gore, onunla ilgili hatiralari, Gokce Bostan da kavgalari, Fatih de asklari olamiyacak?
O da oyle degil!
Diyorlar ki, bugun ki kopyalamalarda, cocuklarin buyumesini bekliyoruz. Fakat ileride, tipkisinin aynisini yapacagiz. Yeni kopyalara eskinin hatiralarini yukleyecegiz. Al sana tipkinin aynisi! Digerini al copluge at. Oldun uyandin olacak! Bugun oldun. Yarin kopyan senin kaldigin yerden devam ediyor. Uyumus da uyanmis gibi.
Kopyalarin ayni zamanda birlikte yasamalari da mumkun. Benim kopyami yapmislar. Benim kafamdakiler de, tecrubelerim, acilarim, hatiralarim, nefretlerim, sevgilerim karsi tarafa kopyalanmis. Yahu o herif cekilir mi? Arada sirada sumuklu halimizi aynada gorup, uzun sure bakamiyoruz. Kendimizi yandan, arkadan gormusuz sevimsiz degil mi? Buyuk oldugunu bildigim, fakat aklimiza getirmedigimiz kulaklarimi, kopyamin arkasindan seyreyliyorum! Yerden bir metre 78 santim yuksekte, havada agir agir ilerliyen bir cift yelkenli. Veya ense tirasi? Yuru ense tirasini gorelim demezler mi? Kopyanin ense trasini goruyorsun. Ne kadar da cirkin olmus diye icinden geciyor.
Mevcut durumumuzda bize yuzde doksan dokuz benzeyen insanlarla, yuzde bilmem kac kusur farkimiz var diye bir kavga, bir gurultu. Benim beynimdekileri benim kopyaya verdiklerinde bile, ben biraz daha eski, biraz daha tecrubeliyim. Zamanin milyonda biri bile bir farkla bile olsa. Herifle ne kavga ederiz? Butun zaaflarini, butun sirlarini, butun hiyarliklarini biliyorum. Tehdidi yapistiririm: Uzak dur benden. Aynisi ondan. Her halde ayni saniyelerde birbirimizi imha planlari hazirliyor, ve bir digerimizin imha plani hazirladigini biliyor oluruz.
Ayni anda benim kilonla beraber olmak aklima yatmadi. Zaten, kilonlanir kilonlanmaz, el ele el basa. O kendi yoluna, ben kendi yoluma. Benim ictigim su, yedigim yemek, konustugum insan, ondan farkli olur olmaz, farkliliklarimiz basliyacak.
Aslinda simdi ki farkliliklarimiz da sadece onlar. Ben Gokce Bostan da Tekke Onu Salataligi yerken, oburunun onune Fransanin Boli sehrinin France Evenusunde onune soyup koymuslar. Yedikleri hiyar Marsilyadandir, allah bilir. Aramizda ki fark yedigimiz hiyarlardan geliyor...
Hani o meshur filim yonetmeni var ya. Spielberg mi? Evet. Adam benim yaslarda. Kucuklugunde bahcelerinde oynarken, anasi babasi ogullarinin filmini cekmis. Oyuncaklari ile oynuyor. Amerikanin bilmem ne sehrinde. Babasi Bilgisayar Muhendisi, anasi muzisyen. Biz? Besince ara sokak ta bokumuzla oynuyoruz. Filmi buyuyunce yazlik sinemalarda gorduk.
Aramizda hic de oyle fazla bir fark yok. Iste o bilmem yuzde kac farkimiz o siralarda olgunlanmis.
Spielberg denilen adam eliyenlerle muzikle anlasabilmeyi hayal etmis. Biz kendimiz eliyen olarak onun buyudugu ulkeye gelmis, derdimizi anlatmaya calisiyoruz. Onun muzigini uzaydan gelen eliyenler bile anliyor, bizim derdimizi Amerikaya bizden once gelenler tinlamiyor. Ah o yuzde bilmem kaclik fark?
Ayni anda kopyamizin olmasindan vaz gectik. Ya bizden sonra bizim kopyamiz? Etrafimizdakiler birbir bir gidiyor. Bizim kopyayi her elli yilda bir yeniliyorlar? Hatiralar, hatiralar... Nereye kadar?
28 Aralik 2002 ....................................................
Yukari da benim ve teyzenin cok ilkel sayilabilecek bir kopyasini goruyorsunuz!
|
|
 BULUT'UN PROMU? Ula Prom da neyin nesi? Demeyin. Anlamini valla ve billa ucuncu oglanda da ogrenemedim. Bildigim, Lisenin Mezuniyet balosu. Maliyeti? 96 dolar 7 sent balo kiyafeti. Black Tie diye bir firma dan iki gunlugune kira. Dansa gidecegi kiza bir cicek. Onun da adi var. Yemek. Birlikte cekecekleri fotograf. Cok para. Oglum, cok para gitmesen? Akilli oglan. Olur dedi. Gitmem. Biz oyle dememisiz. Okuldan bir mektup. Bizim oglani dansi acacak on delikanli ve kizin icine secmisler. Yani on cift dansi acacak. Nasil gelmiyorum, desin?
Neyse emekli maasimiz imdada yetisti. 96 dolar ve 7 senti bayildik. Fotograf parasi? 70 dolar. Hayda. Anasi oradan buradan bulacak?
Yemek. Bu bolgenin en fiyakali lokantasi Jazzeppis diye bir yer. Oglanlar hava olsun diye kizlari bu lokantaya goturuyorlar. Iki kisi diyelim 150 kagit. Yer bulmasi da bu aksam zor. Neyse. Biz hem yer bulduk. Hem de bedava. Bizim Umut bu lokantanin garsonu. Hem de en kidemli garson.
Istanbul da karnimiz aciktiginda Sivasli bir hemsehrimizin calistigi lokantaya giderdik. Burada da Sivasli bir garson hemsehrinizin oldugunu unutmayin!
Bulut yukarida giyiniyor. Anasi da ogluyla fotograf cektirmek icin susleniyor.
Fotograflar cikarsa burada yayinlarim.
10 Mayis 2003 Biloxi
Bu fotografi 10 Mayis 2003 de cekmistim. Bir de toplu olan var. Gunesi arkaya almisim. Kapkaranlik cikmis. Bunu da cok zor buraya kopya edebildim. 50 sinde bilgisayar ogrenirsen bu kadar olur?
Bilmeyenlere: Bulut ortada ki delikanli. Beyaz elbiseli kiz Yagmur. Siyah elbiseli hanim da Bulut'un annesi. Arkada gorunen bizim meshur Fairway View Apartimani. Tam tamina 11 yildir otururuz. Bir turlu cikamayiz. Ciktigimizda da tam cikacagiz?
15 Mayis 2003 Biloxi
SEREFLERIN EN YUCESI! Bizim koylulerden birisi Istanbul'a is bulmaya gitmis. Yillar sonra da babasi, oglunu ziyarete gitmis. Istanbul donusu koyluler merakli. Babanin evine toplanmislar. Senin oglan ne is yapiyor, diye sorgu suale baslamislar. Vallahi, demis, benim oglan cok onemli bir is yapiyor. Ne yani, demisler, Jandarma mi? Daha da yuksegi, demis. Ula hakim midir? Daha da yuksek. Reis? Daha da yuksek. Kaymakam? Daha daha yuksek. Vali? Pasa? Ii-ihh. Daha, daha yuksek. Sonunda ziyaretciler patlamis, de ulan, demisler. Senin oglan ne is yapar? RISKI ALEMI BELEKERDO, demis. Benim hatirladigim boylesi. Tam tercumesi, Butun Alemin Riskini veriyor. Vayyy, demisler. Vayy! Vay. Vay.
Bizim koylu ne ismi mi yapiyormus? Butun alemin riskini nasil mi veriyormus? Benim hemsehrim, o zamanlarda, gelecekte ki Sivasli hemsehrilerinin yolunu acmis. Garsonluk yapiyormus.
Babalarin ogullarini daha da onemli gostermesi yeni degil. Bizim babamiz da bizi bize degil ama baskalarina methederdi. Mesela, bizim Kenan icin mahkeme salonundakilere, "gordugum en dirayetli hakim bu" demis.
Bizim oglanda bugun, HIGHEST HONOR ile liseden mezun oldu. Bunu da Turkce'ye cevirince, Sereflerin En Yucesi, oldu. Bulut'u soran ese dosta, bizim koylu gibi oglumuzu anlatacagiz. Benim oglan bilaksi hay sikuldan sereflerin en yucesi ile mezun oldu. Bunu duyan dusunecek. Ne demek sereflerin en yucesi ile mezun olmak? Bu okulun 100 yillik tarihinde boylesine mezun olan baskasi olmamis mi? Ogretmenler yokken senin oglan mi arkadaslarina ingilish ogretti?
Vallahi bilen bilmeyene anlatsin. Bizim oglan, Sereflerin En Yucesi ile, Amerikanin Misisipi Eyaletinin Bilaksi sehrinin Lisesinden 8 Haziran 2003 tarihinde mezun oldu.
Isteyene parasi mukabili, belgesini de gonderebiliriz.
Fotograflarini cektik. Birgun buralarda yayinlariz.
Simdilik, 2010 yilina kadar, liseden mezun olacak kimsemiz kalmamistir.
8 Haziran 2003 Biloxi, Mississippi
NOT: Bulut Liseyi' 28 nci olarak, Iftiharla bitirdi. Liseyi dort yillik not ortalamasi 95 ve uzerinde bitirenlere HIGHEST HONOR diyorlar.
...
Ben bir keresinde iftihara gecmistim. Lise mezuniyetim mi? Belki de. Babam bana 2.5 lira vermisti. Yil, eger lise mezuniyeti ise, 1971. Yil 2003. Tam 32 yil sonra, Bulut'un mezuniyetinde ben Bulut'a 5 dolar verdim. Ne dersiniz? Babamin 1971 yilinda bana verdigi 2.5 liranin dolar karsiligi neydi? Babam mi, yoksa bendeniz mi daha bonkoruz?
|
 Umut'la Yagmur. 10 Mayis 2003. Asagida ki fotografla karsilastirin diye yayinliyorum. Bildiginiz gibi Umut Universite mezunu garson. Yagmur da 5nci sinif ogrencisi. Aralarinda tam 15 yas var. Arkada ki araba Umut'un. Arkadasindan 522 dolara satin aldi. Vallahi ve billahi cok iyi calisiyor. (Aman tahtaya vurun!)
BURAYA BIR FOTOGRAF KOYMAK ISTIYORUM? Hikmet aradi. Orada buradan. Derken Dayim dan soz ettik. Gorusuyormusun? Ne demek, dedi. Elbette. Onumuzde ki gunlerde, benim koyde (!) ki eve davet edecegim. Gelsin bir 15 gun dinlensin!
14 Mayis 1988'de babamlari ugurlarken, yan yana durup bir fotograf cektirmedik. Sonra cektiririz, diye. Sanki birileri yarin icin yazili senet vermis gibi. Sonra. Sonra cektiririz. O zamanlar Bulut 4 yasinda, Umut 11, Kanat 9, Gaye 33, ben 35 yasindayim. Ne olur bir fotograf cektirseydik?
Yukarida ki Biloxi'nin kuslarini atip, bir baska resme yer vermek istiyorum. Hakki Abi, Ismet, Hikmet kardaslar, Babalari Ziya'yi aralarina almis, Hikmetin koyunde bir digital fotograf cektirmisler.
Diyelim ki 17 Mayis 2003 tarihli. Bana gondermisler. Ben de yukarda ki Biloxi'nin kuslari yerine, "Dayim ve Ogullari" diye, o fotografi koymusum. Dunya alem izliyor!
14 Mayis 2003 Biloxi
BAS, DIS AGRILARI Burada Bulut'un mezuniyeinden, aldigi odullerden, burslardan bahsedecektik. Onun yerine bas ve dis agrilari oncelik aldi. Saglik yoksa, mal, mul, sans, seref?
Benim anladigim kadari ile, olum bir gercek olarak bilinmesine ragmen, yine de bir umut var icimizde? Belki? Belki de?
Dun degil evvelki gun, NOKTA Dergisinin kurucusu, benim hic daha once ismini duymadigim, parasi-pulu, sohreti, dusmani olan birine otobus carpmis. Halk otobusu. Bir kose yazari diyor ki, isemeye bile ozel soforu ile giden herifin basina gelen olume bak. Yakisir mi? Yakisikli olum bile elimizde degil.
Ustten alttan bosaltiyorum, tuvalete oturmusum bir elimde de plastik bir tas, aklima geldi hic de guzel degil. Kirli, kusmuk ve bok icinde olmek. Goruntum, geridekilerin icini kaldiracak!
Cikacagin yeri secemiyorsun, gidecegin yer icin elinden bir sey gelmiyor. Ulan peki biz ne ise yariyoruz? Kendi ciktigi ve gittigi yer icin bile karar vermekten aciz bizler, neye birbirimize bukadar tafra atariz? Ne ciktigin yer icin, ne de gidecegin yer icin hicbir sey yapamamissin? Neye gururlanirsin padisahim? Benim dedemi de Hafsa Sultan dogurmus olabilirdi.
Bu olen NOKTA Dergisinin kurucusu icin biraz daha yazacagim. Niye mi ismi yok? Yalnis yapmayayim diye simdilik yazmadim. Yazacagim. Asagiya bir not duserim. Beni etkiliyen, arkasindan yazilanlar. Belli ki, gazetecilik mesleginin icerisinde olan epeyce kisinin hayatini etkilemis. Birisine bursla yurtdisinda iken maasini odemis. Oburune 500 dolari cok gormus. Catir catir geri almis. Arkasinda ki insanlar buruk. Oldu diye gobek atmasi gerekenler, keyifli degiller. Herkes bir ayri cesit burulmus. Sanki bu adam bizim Albay ve Kuyruklu Yildiz oykusunde ki Yuzbasi gibi, herkesin gonlunde, yureginde birseyler birakmis.
O nu taniyan hic kimse, kuru kuru, allah rahmet eylesin diyemiyor. Hepsinin bogazinda dugumlenen bir ilik sey, ta yureklerine dogru akiyor. Iz birakiyor. Kizginlik, uzuntu, nefret, sevgi, ask, kiskanclik, ne derseniz. Bu adam, etrafinda olan herkesin hayatini etkilemis. Iyi, kotu. Onlar yasadigi surece, onlarla birlikte olmaya devam edecek.
.... Bence; ERCAN ARIKLI Bey'e sadece otobus carpmis. Olmemis.
5 Haziran 2003
OKULLAR TATILE GIRDI Bugun okullar kapandi. Yagmur oglenleyin eve geldi. Karne almis. Sinifi gecti mi? Gecti. Sereflerin En Yucesi, degil. Orta seker, sinifi gecer.
Uzun bir yaz basliyor!
11 Haziran 2003
|
|
UC NESIL BIRARADA...
 Hala. Yegeni Gaye. Gaye'nin kizi Yagmur. |

Umut ve Yagmur. Umut Universiteyi 2000 yilinda bitirdigine gore, bu fotograf Haziran, Temmuz 200'e ait. Ise giderken cekmisim. Bir de, 10 Mayis 2003 de yine ise giderken Yagmurla cekilmis bir fotograf daha var. Buralarda bir yer de yayinlayacagim. 15 Mayis 2003 .......
Umut, baba, dedi. Benim Ingilizcem senin Turkcenden daha temiz, daha basit. Daha kolay okunur. Niye yazmiyorsun len, dedim. Yaziyorum! Hayda!
Yuzyillarca yazmamisiz. Birden bire yazmaya basladik. Baba ve ogullar. Bulut da, Lise mezuniyetinde yapacagi konusmanin metnini hazirliyor.
Haydi hayirlisi!
14 Mayis 2003 Biz buralarda 1998 yilindan beri yazariz. Yazdiklarimizi kagida dokemedik. Umut kitabini yayinladi: "America Hates Me but, I still Love Her!" www.amazon.com sitesinde "Umut Ozturk" ismini arayarak bulabilirsiniz! Satin almayi da ihmal etmeyn!
11 Mart 2005
15 MAYIS 1988 yilinin 14 Mayis aksami, ertesi gunu Hava Sehitleri icin yapacagim konusmami hazirliyordum. Gece bir gibi Saffet aradi. Babam oldu, diye. Biz 1988 yilinin 15 Mayis gunu tam bu saatlerde Erhan'in kullandigi Murat 124 ile Alanya ya dogru gidiyorduk. Neler konusuyorduk? Kim bilir.
Benim su anda ki saatim 8:15 gece. Turkiye saati sabah 4:15. Tam 15 yil once, Afyon'u gecmis, Burdur'a dogru yol aliyorduk. Neler konusurduk Erhan? Sen hatirlar misin?
Tam onbes yil sonra, bu saatlerde, dunyanin bir ucunda, su yazdiklarimi kaleme alacagim hic aklima gelir miydi?
Anneler gununde anami aramadim.
14 Mayis 2003 Biloxi
|
|
Umut Mayis 2000 yilinda University of Southern Mississippi dan mezun oldu.
Pesinden Hukuk Fakultesi sinavlarina hazirlandi. (Amerika da Hukuk Fakultesi, 4 yillik Universite egitiminden sonra ilave 3 yil. Zaten adina da Hukuk Doktorasi diyorlar.) Sinav sonuclari na gore COOLEY LAW SCHOOL a kabul edildi. Ama paramiz yok. ABD Devleti nden para almak icin de, vatandas olacaksin. Ya da GREEN CARD in olacak. Bunlarda bizde yok. Niye mi? Bana gore kolay elde edilen seylerin bir kiymeti harbiyesi yok, bir. Ikincisi, ben hicbir zaman Amerika da calismayi, Amerikan Vatandasi olmayi dusunmedim. Cocuklar? Madem NATO Vize'leri var, Madem istedikleri surece Amerika da kalabiliyor ve calisabiliyorlar, madem 25 yasina kadar Green Card a muracaat icin haklari var, bu karari kendileri versinler, demistim. Iyi halt mi etmisim?
Dolasin sayfalari. Okuyun oykulerimizi. Karari siz verin...
BIZE YAZMAK ICIN TIKLAYIN!
TURKIYE SITEMIZ
|
|