|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ISSIZDIM... IS ARIYORDUM... BAKTIM GUZEL BIR GOREV BOSALIYOR. DILEKCEMI HEMEN HAZIRLAYIP GONDERDIM:

SAYIN YETKILI:
SIMDIYE KADAR, KENDIMI GENELLIKLE IKI TURLU TANITABILDIM:
"EFENDIM, BEN "BURO" NUN TORUNUYUM." VEYA, "BEN "MUBASIR HUSEYIN" NIN OGLUYUM."
"BURO" HAKKINDAKI BILGILERIM, HEP HAKKINDA ANLATILAN HIKAYELERDEN OLUSUYOR. ANNEM, BURO HAKKINDAKI EN CANLI KAYNAGIMIZ. BIR TURLU ANLATIKLARINI KALEME ALAMADIK.
"MUBASIR HUSEYIN" ISE, HAYATIMIZA DAMGASINI VURDU. YAKLASIK KIRK YILLIK (OTUZBES YILDAN 6 GUN EKSIK)OMRUMUZU PAYLASTIK. HALA, SIKISTIGIMIZDA; "BU DURUMDA 'MUBASIR' OLSAYDI NE YAPAR DI?" DIYE KENDI KENDIME SORUYORUM.
HUSEYIN, IKINCI DUNYA SAVASI DONEMINDE ON SEKIZ YASINDA, "ADAM OLSUN" DIYEREK ASKERE GONDERILMIS. ASKERLIGININ IKINCI YILINDA ZATURIYE OLMUS. HAVA DEGISIMI VERMISLER. IYILESTIGINDE DONUP, DORT YILLIK ASKERLIGINI TAMAMLAMIS. HAYATINDA HAYRAN OLDUGU KISILERDEN BIRI, "YAGIZ ATINA BINMIS, BIRLIGINI DENETLEYEN BOLUK KOMUTANI YUZBASISI".
ASKERLIK SURESINDE ANAM KOY DE AGABEYIMI BUYUTMUS. SIVAS'IN ZARA KAZA'SININ DANISIK KOYU. BIR "KURT" KOYU. DEDELERIMIZ, KENDILERI ICIN EN IYI SOY ADI'NIN "OZTURK" OLACAGINA KARAR VERMISLER.
AGABEYIM"IN ADINI DA DEDEM, "BUYUK SEF" TEN ALMIS: ISMET.
ASKERLIK HIZMETI SONUNDA ABLAM DUNYA YA GELMIS. AGABEYIMDEN ALTI YAS KUCUK. ISMI, TURKAN. BU ISMI NEDEN VERMISLER, BILMIYORUM. ABLAM KUNDAKTA IKEN, ANNEM BABAMI SEHIRE GITMEK ICIN ZORLAMIS. BABAMIN ASKER DE OGRENDIGI TURKCE VE ALFABEYE GUVENMISLER. SIVAS'TA MEZARLIK YANINDA, TEPE BIR YERDE BIR ODA TUTMUSLAR. BERABERLERINDE GETIRDIKLERI BIR YUN DOSEK VE YORGAN EVLERININ TEK MOBILYALARI OLMUS. BIR BUYUK YAG TENEKESININ ICINDE, SOKAKTAN BULDUKLARI KULLANILMIS "KOK" KOMURU ARTIKLARI ILE ISINMAYA CALISMISLAR. AGABEYIMIN USTUNDE, BEYAZ RENKLI, UZUN BIR ENTARI DEN BASKA KIYAFET YOKMUS. YAGAN YAGMUR VE ERIYEN KAR ODANIN ICINE GIRDIGINDEN, HER SABAH YERDEKI CAMURLU SULARI SUPUREREK GUNE BASLAMISLAR.
AGABEYIM, TURKCE BILMEDIGI, KIYAFETI OLMADIGI VE ARKADASLARINDAN UTANDIGI ICIN EPEYCE BIR SURE OKULA BASLAYAMAMIS. BEN SONRALARI, AGABEYIM"IN "ULKU ILKOKULU" NDAKI ILK OGRETMENI ILE TANISTIM. BU HANIM OGRETMENIN YUZ HATLARI NEDENSE HALA GOZLERIMIN ONUNDE.
BIR KOMSUMUZ ANLATIR: BIR GUN AGABEYIM KOSARAK KENDISINE GITMIS. TURKCE BILMEDIGI ICIN, HEYECANLA GOKYUZUNU GOSTEREREK "TA, TA, RA, TA, TA, RA" DIYEREK BAGIRIYORMUS. SONRADAN, UZERLERINDEN GECEN BIR UCAGI GOSTERDIGINI ANLAMISLAR.
BABAM, "HUKUMET KONAGI" NDA BIR IS BULMUS:KAPICILIK. DEVLET KAPISI OLDUGU ICIN DE ORADA KALIP YUKSELMEYE KARAR VERMIS. YUKSELMISDE. BEN BABAMI, KIRMIZI SERITLI, LACIVERT (MUBASIR)ELBISELERI -UNIFORMA- ILE TANIDIM. OYLE DE BUYUDUK. BIRINCI ASLIYE HUKUK MAHKEMESI MUBASIRI, HUSEYIN OZTURK. ADLIYE, SIVAS.
BENDEN ONCE BIR AGABEYIM DOGMUS. EN BUYUK SEFI NASIL UNUTURUZ DIYE, ISMINI "MUSTAFA KEMAL" KOYMUSLAR. BU AGABEYIM,UC YASINDA "ZATURYE" DEN OLMUS. HALA, NUFUS HUVIYET CUZDANI"NI SAKLARIM.
BEN, MUSTAFA KEMAL AGABEYIMIN OLUMUNDEN UC YIL SONRA DUNYAYA GELMISIM. SIVAS'IN GOKCE BOSTAN MAHALLESI. IKI KATLI, KERPIC EVIN UST KATINDA. SANIRIM, BEN ON YASINA GELENE KADAR DA BU EVDE OTURDUK. BUTUN COCUKLUK ANILARIM BU EVLE ILGILI. KARSI KOMSU SEHER TEYZE, SEHER TEYZENIN KIZLARI, TORUNLARI AYLA, KARSI KOMSUMUZ OSMAN EFENDILER. OGULLARI ZEKI. ERMENI KOMSUMUZ MANUKYAN'LAR VE RENKLI YUMURTALARI. FADIME ABLALAR VE KIZLARI SULTAN'LA, GULER. SENEM TEYZE VE OGLU, SIRRI. HICBIRI HAFIZAMDAN UZAKLASMIYOR.
YEDI YASINDA IKEN, SIVAS TREN ISTASYONUNDAN GOZ YASLARI ILE, AGABEYIMI BIRYERLERE UGURLADIGIMIZI HATIRLIYORUM. SANKI, AGABEYIM, GERI DONUSU OLMAYAN BIR YERLERE GIDIYOR. NE OLACAGINI NE O, NE BABAM, NE DE BIZLER BILEMIYORUZ. SIMDI BILIYORUM KI, GERCEKTEN BABAMIN GERI DONUS ICIN AGABEYIME VERECEK PARASI DA YOKMUS. BIR TREN BILETI VE AZIK CANTASI. NE PARA, NE PUL.
AGABEYIM, BIR YANLIS ANLASILMADAN OTURU, OKUL YILININ ORTASINDA, IZMIR HAVA LISESI"NE KAYIT OLMAYA GITMIS. GECE YARISI OKULA VARDIGINDA NOBETCI SUBAYI DURUMU ANLAMAMIS. NIYE GELDIGINI SORMUS. KONUYU ANLAYINCA, YANLIS ANLASILMA OLDUGUNU, ASKERI LISE SINAVLARININ "YAZ"IN YAPILDIGINI ANLATMAYA CALISMIS. ABIMIN ISRARLARI UZERINE, O GECE BEKLEMESINI, SABAHLEYIN DURUMU OKUL KOMUTANI'NA ANLATACAGINI SOYLEMIS. ERTESI GUN, OKUL KOMUTANI DA AYNI SEYLERI SOYLEYEREK, AGABEYIMIN YAZIN TEKRAR GELMESINI ISTEMIS. AGABEYIM, NE DONUS PARASININ, NE YIYEBILECEK YIYECEGININ OLMADIGINI, CARESIZ OLDUGUNU SOYLEMIS. AGABEYIMI OZEL BIR SINAVA ALMISLAR. BASARILI OLMUS. BIR SURE DERSLERE KENDI ELBISESI ILE GIRMEK ZORUNDA KALDIGINDAN, UNIFORMALI SINIF ARKADASLARI TARAFINDAN "KAYDI KABAK" DIYE ISIMLENDIRILMIS.
AGABEYIM, BABAMIN PARASI OLMADIGINDAN, HICBIR BAYRAM VE SOMESTR IZININE GELEMEDI. BEN, UZUN YAZ TATILINDE, BEYAZ UNIFORMASI ILE, ASKERLIK SUBESI'NE KAYIT ICIN GIDEN AGABEY'IMI GIZLI GIZLI VE UZAKTAN TAKIP ETTIGIMI HATIRLIYORUM.
BABAANNEM VE DEDEM AGABEYIMI DOGDUGUNDAN ITIBAREN "PASA" DIYE CAGIRMISLAR. BABAM, SANIRIM, NINEMIN DILEGI ILE, KENDI YUZBASI'SI NA HAYRANLIGINI AGABEYIMDE BIRLESTIRDI. KENDISINDEN ON YEDI YAS KUCUK OLAN OGLU, "ISMET PASA" DAN OLUMUDE KADAR HER VESILEDE BUYUK, GIZLI GURUR DUYDU.
ADLIYE KORIDORUNDA, ANNEMLE BIRLIKTE, BABAMIN ISINI BITIRIP BIZIMLE ALISVERISE GELMESINI BEKLEDIGIMIZI HATIRLIYORUM. SESSIZLIK ICERISINDE, BABAMIN "BUYUK ADAMLAR"IN PALTOLARINI TUTTUGUNU, ONLARI UGURLAMASINI NASIL TAKIP ETTIGIMIZI HATIRLIYORUM.
VERESIYE ALACAGIMIZ LASTIK AYAKKABI ICIN PAZARLIK EDERKEN, BABAMIN "HAKIM TALAT OMEROGULLARI" NDAN BUYUK SAYGI ILE BAHSEDISINI UNUTAMAM. BABAMIN HER SEFERINDE HAKIMINE DUYDUGU SAYGIYI SIMGELEYEN BIR HIKAYESINI MUHAKKAK DINLEMISIZDIR.
BAYRAMLARDA, HAKIM TALAT OMEROGULLARI NIN ELINI OPUP, BIR BEYAZ MENDIL ILE BIRLIKTE ALDIGIMIZ "BIR MADENI LIRA" YI HICBIRIMIZ UNUTAMADIK. BABAM, DORT NUMARALI OGLU'NUN ADINI "TALAT" KOYDU. FAKAT TALAT DEGIL DE, BENDEN UC YAS KUCUK KARDESIM, MEHMET NURI, BABAMIN EN BUYUK HAYALINI GERCEKLESTIRIP HAKIM OLDU. BIR SEFERINDE, KARDESIMIN DURUSMASINI IZLERKEN, YANINDAKILERE DONUP, "BUNCA YILLIK MUBASIRIM, BU HAKIM GIBI DIRAYETLISINI GORMEDIM." DEMIS. BABAM, OLENE KADAR, DEDEMIN ISMINI VERDIGIGI HAKIM MEHMET NURI OZTURK'E KENDI HAKIMIMIYMIS GIBI DAVRANDI, SAYGI GOSTERDI VE O NA FARKLI YER VERDI. KARDESIM DE BU VERILENLERIN HEPSINE LAYIK OLDUGUNU, AILE ICERISINDE "TEMEL DIREK" OLARAK HER ZAMAN GOSTERDI.
BEN, HALA, MUBASIR HUSEYIN'IN KARDESIMLE BIRLIKTE MAHKEME KORIDORLARINDA DOLASTIGNI, "AVUKAT ALI YEKEEE!, AVUKAT HAMDI SOYLEMEZOGLUUU!" DIYE BAGIRARAK AVUKATLARI HABERDAR ETTIGINE -DURUSMAYA DAVET- INANIYORUM.
KENDIMIZI HATIRLAMAMIZLA BIRLIKTE, BABAMIN "NEFES DARLIGI" HASTALIGINI DA HATIRLIYORUZ. OLENE KADAR BU HASTALIK HEM ONUN HEM BIZIM ARKADASIMIZ OLDU. BURSA'YA HAVA DEGISIMINE GITMEDEN, CANLI "SUMUKLU BOCEK" YEMEGE, KENDI KENDINE YAPTIGI DAMAR IGNELERINDEN, ASPIRIN'E KADAR HER YONTEMI DENEDI. BASARILI OLAMADI.
ANAMIN, SENELERCE SUREN BU HASTALIGA OLAN TEPKISINI BIR ESPRI ILE HATIRLARIM. BABAM ISE GIDEMEYECEK KADAR AGIR HASTA YATAGINDA OLDUGU ICIN, BAZI "ZABIT KATIBI VE BAS KATIPLER" ZIYARETINE EVIMIZE GELMISLERDI. "NASILSIN HUSEYIN EFENDI?" DIYE SORDUKLARINDA, ANAMIM CEVABI HERKESI SASIRMISTI."NASIL OLACAK BEYEFENDI, SABAHA KADAR POMPALAYIP DURUYOR!" BABAM SOGUK HAVAYI HISSEDIP, ACIKLAMA GEREGI HISSETMISTI. NEFES DARLIGI ICIN DEVAMLI KULLANDIGI, PLASTIK POMPAYI GOSTEREREK, "BIZIM HANIM BU POMPADAN BAHSEDIYOR" DIYEREK ORTALIGI YUMUSATMISTI. ANAM, MISAFIRLERIMIZ GIDENE KADAR ODAYA GELEMEDI. SERVISI ABLAM TURKAN YAPTI.
COCUK LUGUMDA HEP KARDESIM TALAT IN AGLADIGINI HATIRLARIM. IDRAR YOLLARINDA TAS VARMIS. O KUCUCUK BEBEKTEN TASI AMELIYATLA ALDILAR. IZINI HALA TASIR.
ORTA OKUL DONEMINDE, YAZIN, BABAM BANA AVUKAT NAZIM'IN BUROSUNDA IS BULDU. ISIM, MUSTERLERE CAY GETIRMEK, BUROYU TEMIZ TUTMAK, TELEFONLARA CEVAP VERMEKTI. TELAFONDA KENDIMI, "KATIP KEMAL" DIYE TANITIYORUM. BIR GUN, NAZIF BEY'IN MAKAM MASASINA OTURMUS, OYALANIRKEN IKI KISI KAPIYI CALIP GIRDI. BIRI YASLI, BIRI GENC IKI KISI. YASLI ADAM NAZIF BEYI SORDU. DURUSMADA DEDIM. BANA KIM OLDUGUMU SORDU. "KATIBIYIM" DEDIM. YASLI ADAM, UZAKLARA BAKARAK GULUMSEDI. "PEKI KATIP BEY. BIZE BIRER CAY ISMARLAR MISIN?" CAYLARI ICTILER. GIDERKEN YASLI ADAM, INCITMEYEN, TATLI BIR TONLA; "KATIP BEY, NAZIF BEY'E ASIK VEYSEL IN ZIYARETINE GELDIGINI, CAYINI ICIP GITTIKLERINI SOYLER MISIN?"
AGABEYIM SUBAY CIKTIKTAN, EVLENINCEYE KADAR, EVIMIZE YARDIM ETTI. "UCUS PARASI" NI DIREKT BIZE GONDERDI. BIR ZAMANLAR ADINI BILMEDIGI TAYYERELERIN PILOTU OLUVERDI. AGABEYIMIN IZINLERINDE GELIP, KUCUK KARDESIMIZ SAFFET'I KENDI COCUGU GIBI ICTEN SEVMESINI, UCUS HIKAYELERINI VE BIZE YAPTIRDIGI UCUS EGITIMLERINI UNUTAMADIK.
ARTIK BIRAZ DAHA IYI KOSULLARDA, SIVAS'IN YENI YERLESIM KESIMLERINDEN 'ALTMISYEDI EVLER' DE OTURUYORUZ. TUVALET, EVIMIZIN ICERISINDE. EVIMIZIN ETRAFINDA TOP OYNAYABILECEGIMIZ BUYUK TARLALAR, KOSTURACAGIMIZ TEPELER, CALISABILECEGIMIZ "CAMI INSAATLARI" VAR. AGABEYIMIZE BIR IZNINDE, ON GUN SURE ILE YALVARDIK: "UCAKLA GELESIN, UC KERE HOKUMET KONAGINDAN ISTASYON CADDESNE VE BIZIM EVE ALCAKTAN UCASIN, BIZIM TARLANIN USTUNDE YUKSELIP GUVERCIN TAKLASI ATASIN UC KERE."
SONUNDA KABUL ETTI.
BIR GUN TARLADA TOP OYNUYORUZ. BIR JET "BOVV" DIYE USTUMUZDEN GECTI. TARLANIN USTUNDEN GOKYUZUNE DOGRU TIRMANIYOR. "ULAN BU BIZIM ABI" DEDIK. ARKADASLARIMIZ INANMADI. "BAK HELE, TIRMANACAK VE GUVERCIN TAKLASI ATACAK. HA BU BIR. HADI YAVRUM BU IKI. HADI UC." NE DEDIYSEK TAYYERE HEPSINI YAPIYOR. ARKADASLAR BIZIM EVE KOSUP, "HATICE TEYZE! PILOT OGLUN GELDI." DIYE HABER VERDILER. ANAM, AGABEYIMIN EVE GELDIGINI SANIP, NEREDE OGLUM DEYIP KAPIYA GOZ GEZDIRIYORDU.
TAYYERE'NIN BIRINCI GECISINDEN SONRA VALI MERAK EDIP SORMUS: "SIVAS"TAN PILOT VAR MI?" ALT KATTA KI MUBASIR HUSEYIN'IN IN OGLUNUN PILOT OLDUGUNU SOYLEMISLER. VALI, BABAMI ODASINA CAGIRMIS. "HUSEYIN EFENDI GEL OGLUNU BIRLIKTE BALKONDAN SEYREDELIM" DEMIS. BABAM DA GURURLA, OGLUNUN KARDESLERINI NIYE KIRAMADIGINI, KENDISININ COK KARSI OLMASINA RAGMEN "USTTEGMEN" OGLUNA SOZ GECIREMEDIGINI ANLATMAYA CALISMIS. BU ARADA IKINCI VE UCUNCU ALCAK UCUSUN DETAYLARINI VALIYE GECIVERMIS. "VALLA BEYEFENDI, GARDESLERINI GIRAMEDI. BIZIM OGLAN EYIDIR. ANCAK, BIRAZ DELIDIR." BUNLARI DEMIS DEMIS AMA, KALBININ DE GURURDAN, GOGUS KAFESINE SIGMAYACAK SEKILDE CARPTIGINI HISSETMIS. SEVGILI MUBASIR HUSEYIN. SENI COK OZLEDIK.
BU DONEMLERDE BUTUN KARDESLER HAVACI OLMAYA KARAR VERDIK. AMACIMIZ, NE KADAR SERSERI OLURSAK OLALIM, LISE SON SINIFTA IFTIHARA GECMEK VE HAVA HARP OKULU'NA GIRMEKDI. SIRA BENIMDI. BULUTLARIN UZERINDEKI ILK UCUSUMU, TAYYERE KAPISINDA PARASUTLE ATLAMAK ICIN BEKLERKEN DUYDUGUM HEYECANI HALA UNUTAMAM. HARBIYELI OLDUM. OKUL SURESINCE AGABEYIM HER AY YUZ ELLI LIRA HARCLIK GONDERMEYE DEVAM ETTI. OKUL DONEMINDE BIR ARA, BABAMA YAZIP, KOYE DONUP KOYUN GUTMEK ISTEDIGIMI SOYLEMISTIM. BABAMIN CEVABI AGIRDI. MEKTUBUNUN SONUNU HATIRLIYORUM: "YAPTA GOR PEZEVENKIN OGLU. YORGAN KISA, DOSSEK KISA, KIVRAN ESSOGLU ESEK KIVRAN!"
HER HAVA SUBAYININ PILOT OLAMIYACAGINI HARBIYEDEN MEZUN OLDUGUMUZDA OGRENDIK. "ASABIYE" DEN UCUS MUAYENELERINI KAYBETTIM. HARB OKULU'NA MURACAAT ICIN GELEN KARDESIM, UCUSTAN AYRILDIGIMI OGRENINCE VAZGECTI. ISTANBUL HUKUK FAKULTESINE KAYDINI YAPTIRDI.
PILOT OLMA HAYALI ILE GELIP, HAVACI SUBAY OLARAK "PIYADE OKULU" NA GITMEK, HAYATIMIN EN SIKINTILI DONEMIYDI. ORDUDAN AYRILMAK ICIN ELIMDEN GELENI YAPTIM. BECEREMEDIM. ISTEKSIZ, BEZGIN, NASIL BIR GELECEGIN BENI BEKLEDIGINI BILEMEDEN, BIR HAVA PIYADE SUBAYI OLARAK, KUTAHYA HAVA ER EGITIM TUGAYI'NA ACEMI ER BOLUGU TAKIM KOMUTANI OLARAK TAIN OLDUM. KUTAHYA'YA ILK VARISIMIZ BIR RESIM GIBI GOZUMUN ONUNDE DURUYOR.
BOLUGUMUZDE, BIRI BOLUK KOMUTANI IKI SUBAY, ALTI ASTSUBAY, KIRK CIVARINDA CAVUS VE SAYILARI DORT YUZ ILE BES YUZ KISI ARASINDA DEGISEN, TURKIYE'NIN DORT BIR TARAFINDAN GELMIS, ACEMI ER VARDI. BOLUK KOMUTANIM, AYNI TERCUBELERDEN GECMIS, ICINDE BULUNDUGUM DURUMU BILEN, OLGUN, ANLASIYLI, TOKAT'LI "CELIK YUZBASI" IDI. BOLUK'LE, 'IKINCI ADAM' OLARAK ILGILENMEMI ISTIYOR, ANCAK ILGISIZLIGIME SES CIKARMIYORDU. ON GUNLUK BIR BAYRAM TATILINDE AILESINI ALIP, TOKAT'A EL OPMEYE GITTI. GITMEDEN ONCE, EGER ZAMANIM OLURSA, EGER KEYFIM YERINDE OLUR ISE, "MEHMETCIKLER" LE BAYRAMLASMAMI ISTEDI. BEN ISTEKSIZCE "BILMIYORUM" DIYE CEVAP VERDIM.
BAYRAMIN BIRINCI GUNU GEC UYANDIM. CANIM SIKILDIGI ICIN BOLUGE YURUMEYE, EGER BIRILERI VARSA BAYRAMLASMAYA KARAR VERDIM. BOLUGUN ARKA TARAFINDA "TUM BOLUK", CAVUSU VE ERI ILE BAYRAMLASMAK ICIN, "KOMUTAN" BEKLIYORLARMIS! HER ELINI TUTTUGUM MEHMETCIK, ELIME SARILIP, OPMEYE CALISIYORDU. COGUNUN AILEDEN UZAK ILK BAYRAMLARI. HEPSININ ANASI DA, BABASI DA BIR: KOMUTAN LARI. NASIL AGLAMASINLAR. BEN HEM KENDIME KIZIYOR, HEM HER BAYRAMLASTIGIM MEHMETCIGE SARILIYOR, HEP BERABER HUNGUR HUNGUR AGLIYORDUK. ISTE O ZAMAN MUBASIR HUSEYIN'I HATIRLADIM. MUBASIR HUSEYIN'IN ACEMI BIRLIGINDE HAYRAN OLDUGU, YAGIZ ATINA BINMIS BOLUK KOMUTANI, BOLUGU ILE BAYRAMLASIYORDU. SIVAS'IN, ZARA KAZASININ DANISIK KOYU' NDEN, "BURO" NUN TORUNU, MUBASIR HUSEYIN IN OGLU, TEGMEN MUSTAFA KEMAL OZTURK, BOLUGU ILE BAYRAMLASIYORDU. HICKIRA HICKIRA AGLAYARAK.
O GUN DEN, EMEKLI OLANA KADAR, KENDI OZ COCUKLARIMA VERMEDIGIM ILGIYI, KISLADAKI MEMETCIGIME VERDIM. EVIMDE YEMEK YOKKEN MAASIMI MEMETCIGE DAGITTIM. KENDI COCUKLARIM HASTA IKEN, ONLARI ANALARI ILE BASBASA BIRAKTIM, HASTA MEHMETCIGE KOSTUM. MEHMETCIGI ACIL HASTAHANEYE ULASTIRACAK BIR TAYYARE GETIRMEK ICIN HERKESLE KAVGA ETTIM. UGRASTIM. YORULDUM. BUYUK HAZ DUYDUM.
SIMDI GERIYE BAKTIGIMDA INANIYORUM KI, BINLERCE MUBASIR HUSEYIN LER, MEHMETCIK LER, ASTSUBAYLAR, CAVUSLAR, YEDEK SUBAYLAR, UZMAN ERBASLAR, SUBAYLAR; OGULLARINA, TORUNLARINA "YAGIZ ATINA" BINMIS, ZARA'LI TEGMEN MUSTAFA KEMAL OZTURK'U, USTEGMEN MUSTAFA KEMAL'I, YUZBASI OZTURK'U, KURMAY YUZBASI KURMAY BASKANI'NI, KURMAY BINBASI KEMAL'I, KURMAY YARBAY MUSTAFA KEMAL OZTURK'U ANLATIYORLAR, ANLATACAKLAR. OGULLARI DA TORUNLARI NA AKTARACAKLAR. MUBASIR HUSEYIN DE ONLARIN HIKAYELERINI, ONLARLA BIRLIKTE ZEVKLE DINLEYECEK.
SIMDI MUBASIR HUSEYIN'IN MUSTAFA KEMAL DEN OLMA DORT TORUNU AMERIKA'DA OKULA GIDIYORLAR. BIR KISMI, DIGER DILLERI DE OGRENIYOR. MUSTAFA KEMAL COCUKKEN ANA, BABASI NIN KURTCE KONUSMASINDAN, AKSANINDAN UTANIRDI. ONLAR, BABALARININ "KIRIK INGILIZCESINDEN" UTANMIYORLAR. KENDILERININ "TURK" OLARAK TANINMASINI ISTIYORLAR. AMERIKA NIN NERESINDENSINIZ DIYE SORANLARA, "TURKIYE" DENIZ DIYE GURURLA CEVAP VERIYORLAR. KURTCE BILMIYORLAR AMA, DERTLERINI INGILIZCE, FRANSIZCA, ISPANYOLCA ANLATIYORLAR. MUBASIR HUSEYIN'I TANIDILAR. MUBASIR HUSEYIN"IN HIKAYELERI ILE BUYUDULER, DOSTLARINA BU HIKAYELERINI ANLATIYORLAR. YOLLARINDA, GELECEK ICIN YURUYORLAR. MUBASIR HUSEYIN'IN DIGER OGULLARINA, "AMCA" LARINA, HAYRANLAR. HER FIRSATTA ONLARI ARIYORLAR(!)
BEN, EMEKLI HAVA KURMAY YARBAY MUSTAFA KEMAL OZTURK, 20 MAYIS 1953 SIVAS DOGUMLUYUM. GENCIM. TECRUBELIYIM. COCUKLARIMA ISTEDIKLERIMI VERDIM. AMA MEHMETCIGE HIZMETIMI BITIREMEDIM. "MEHMETCIGE", "BURO"LARA, "MUBASIR HUSEYIN"LERE, "OSMAN EFENDILERE", "MANUKYANLARA", "SIRRI"LARA, ONLARIN COCUKLARINA, TORUNLARINA, SEVDIKLERINE DAHA COK HIZMET VERECEK YASTAYIM. ULKEMIN INSANINA HIZMET VERMEK ICIN SEVGI DOLUYUM. INSANLARIMA HIC BILMEDIKLERI, HIC TATMADIKLARI AMA, LAYIK OLDUKLARI GUZELLIKLERI VERMEK ICIN CALISMAYA HAZIRIM.
GEREKLI ISLEMLERIN YAPILMASINI ARZ EDERIM.
Not: Yukari da dilekcesini okudugunuz ise alinmadim. Hala issizim. Bugunlerde kendime yeni bir is edindim. Oglumun kitabinin tanitimini yapiyorum. Kitap Ingilizce: "America Hates Me But I Still Love Her!" Yazar: Umut Ozturk. Turkiye disinda yasayanlar;
www.amazon.com,
www.amazon.de,
www.amazon.fr,
www.amazon.co.uk,
www.amazon.ca,
www.barnesandnoble.com
gibi sitelerde kitabi gorebilir, satin alabilirler. "Kitabimizi satin alin!" demesi biraz zoruma gidiyor ama, kitabi satamazsak, sesimizi duyuramiyacagiz. Kitap'da 1990'dan bu yana yasadiklarimiz anlatiliyor. Ingilizce bilmiyorsaniz, kitabi alin, Ingilizce bilen esinize, dostunuza, akrabaniza hediye edin. Olmadi, evinizde hatira olarak tutun. Evde tutmak mi istemediniz? Sokakta gecen birine hediye edin!
Ikinci kitap "Three Lions Roar, A Novel of World Cup 2006" de yakinda piyasaya cikiyor!
DEDELERIMIZ: "SULEYMAN" LAR...
 BUTUN OYKULER DOGUMLA BASLAR. Aylardan Nisan. Bahar geldi geliyor derken ayin 27 si olmus kar yagiyordu. Hem de tipi. Disarida goz gozu gormuyordu. Halbuki Gulusan Nisan ayi sicak olur, bebegini dere kenarinda bir agacin dibinde dogurur diye umutluydu. Olmadi. Sulari akmaya baslayinca kostu ahira. Bebegini havyanlarin yeni yaptigi sicacik diskilarinin icine dusurdu. Sonra da, yine sicacik diskiyla sardi. Ahirin kapisindan bakan on yasinda ki kucuk Hatuna, giz git haber ver. Oglan oldu, diye fisildadi.
Trabzonun yamaclarindan Karadenize bakan koskte buyuk bir telas vardi. Besmeleler bir o yana, bir bu yana kosuyor, bazilari da ellerinde sicak sular, bembeyaz bezler buyuk kapili odanin kapisinda bekliyorlardi. Iceride Hafsa dogum sancilari cekiyordu. Onunda suyu bosaldi. Bebegini sicak suyla doldurulmus bakir legene yavasca aldilar. Ipeklere sarip, Hafsa Hatuna gosterdiler. Oglan. Gozun aydin hatunum. Oglan.
Her iki oglana da dedeleri isimleri verdi. Suleyman. Trabzonlu ve Munzurlu Suleymanlar onbirinci aylarinda yuruduler. Trabzonlu Suleyman ilk adimini koskte, Munzurlu Suleyman da agil evinde atti. Ikisi de oynamayi sevdi. Trabzonlu Suleymana okuma yazmayi, terbiyeyi Gulbahar Hatun, Munzurlu Suleymana ilk tebiyesini anasi Gulusan verdi. Trabzonlu Suleymana dedesi Karkizoglu Hizir Efendiyi ogretmen tuttu. Munzurlu Suleymana kurt, kus, daglar, ovalar yol gosterdi. Trabzonlu Suleyman 15 inde Vali oldu! Muzurlu Suleyman 15 inde coban. Trabzonlu Suleyman Sarki, Karahisar, Bolu, Kefe lere gitti. Munzurlu Suleyman daglarinda dolasti. Trabzonlu Suleymana 25 inde Hunkarim demeye basladilar. Muzurlu Suleymana, Sulo. Hem Trabzonlu, hem Munzurlu Suleymanlarin ogullari ve kizlari oldu.
Gun geldi, Trabzonlu Suleyman, Munzurlu Suleymanin soy, sop sulalesi ile birlikte Munzurdan Kocgiri ye tasinmasini istedi. Munzurlu Suleyman Emir kilictan keskindir deyip, ellisinde coluk, cocuk, torun, tosun, kap kacak, davar, mali toplayip Iki tepe arasi, memeleketlerine benzer sulak bir yere yerlestiler. Coluk,cocuk, tam yedi hanelik bir duzen tutturdular. Adina da Danisik Koyu dediler.
Trabzonlu Suleyman da, Muzurlu Suleyman da 1566 yilinin eylul ayinin yedisinde, dogduklari yerlerden cok uzaklarda, baska baska diyarlarda olduler.
Munzurlu Suleymanin Danisik Koyu yerinde durur. Hala torunlari yasarlar. Trabzonlu Suleymanin torunlari nerededir, ne yaparlar bilinmez. Kosklerini yeni sahipleri isletir.
Munzurlu Suleymanin torunu Danisikli Mubasir Huseyinin oglu Mustafa Kemal internette bu siteyi acmistir. Okuyanlari olur. Dedelerini yad ederler.
Trabzonlu Suleyman icin Internette site coktur. Ama hicbiri Trabzonlu Suleymanin torunu tarafindan acilmamistir. Veya bizler bilmeyiz.
Munzurlu Suleymanin Torunlari, Trabzonlu Suleymanin torunlarinin son 70-80 yillik oykulerini merak ederler.
Nerelerdesiniz? Ne yaparsiniz? Nasilsiniz? Iyi misiniz?
NOT: Bugun, 22 Nisan 2003 tarihli Sabah Gazetesinde bir haber: Sehzade Osman Ertugrul Efendi New York da yasiyor. Abdulahamid in torunu, Sehzade Burhanettin in oglu. 90 yaslarindaymis. Ise bak. Munzurlu ve Trabzonlu Suleymanlarin Torunlari yeni dunyaya gelmisler. Ne birbirini tanirlar, ne de bilirler. Yok hayir. Dogrusu, Munzurlu Suleyman da, cocuklari da Trabzonlu Suleymanlari hep bildiler.
Trabzonlu Suleymanin Torunu Osman Ertugrul Efendi nin hali ve vakti iyi, sihhati yerindedir. ...................................................
"KOPARDIM PORTAKALI DALINDAN AMA, KABUGU SOYULMADI, SEVDALARA DOYULMADI..." "DOYDUM DIYEN GORMEDIM KI BEN ZATEN..."
"HIKMET" DEN
DEDEMIZIN DEDESINI NIYE HIC BILMEYIZ?... UC MILYAR YIL sonra gunesin patlayacagini hesapliyorlar. Gunes patlayacak. Dunya yok olacak. Cocuklarimiz? UC MILYAR IKIBIN IKI YILI nda yasayan cocuklarimiz ne yapacaklar? Nasil o afetten, figandan, cehennemden, kiyametten kurtulacaklar? Ne yapalim da, onlarin yok olmalarini onleyecek onlemleri simdiden almaya baslayalim?
Once bizden oncekilerden baslasak, sonra da gelecek icin kafa yorsak? Ufak tefek, ceviz kabugunu doldurmaz farkliliklari unutup, bizden once dedelerimizin, ninelerimizin yaptiklari hatalari yapmadan, cocuklarimizin 3.000.000.2002 yilinda var olma savasina simdiden baslasak? Elele. Gonul gonule.
Ama gelin siz once ilk sayfada ki MUBASIR HUSEYIN'in fotografina tiklayip nefis bir yaziyi okuyun...Hos geldiniz! .....................................
Zaman geciyor sultanim, geciyor zaman. Zaman degil gecen, en guzel cagi omrun; O buyuk dalga bizi de alacak bir gun.
Gocup gittigimiz gun biz de bu dunyadan Unutulur sevdigimiz, sevildigimiz. Sevmeye bakin gecmeden guzelliginiz.
MUBASIR HUSEYIN Babam koyden gelip, Sivas Hukumet Konagi'nda is bulmus. Emekli olana kadar da KAPICI'liktan, MUBASIR'lige yukselebildi. Biz; bu kosemizde, mumkun oldugu kadar MUBASIR HUSEYIN ile ilgili anilarimiza yer verdik. MUBASIR'I TANIYANLAR BILIRLER! MUBASIR HERKESIN DOSTUYDU! BU SITE'MIZ DE DOSTLUKLAR, GUZELLIKLER SITESI OLSUN ISTIYORUZ. BIZE GORE "AILE" OLMAK ICIN AYNI KANDAN OLMAK GEREKMIYOR. DOSLARIMIZ, ARKADASLARIMIZ, HEPINIZ "AILE" DENSINIZ! ............................................... 70 yasindaki babam gecen gun 'Torunumu ilkokula goturene kadar sikacagim disimi.' dedi.Insanin bogazini dugumleyecek kadar hazin, ama gercek. Torunla dede arasinda bir tahteravalli gibi uzaniyor yasam. .Birini asagi cekerken, digerini yukseltiyor. Birinden eksilen oburune ekleniyor adeta. Butun huznune ragmen yine de bir zafer coskusu var bu devir teslim toreninde. O yuzden, bugun babanizi yaniniza, oglunuzu kucaginiza alip Freiligraht'in 'Devrim' siirindeki dizesini gururla haykirabilirsiniz: 'Vardim. . . varim. . . var' CAN DUNDAR
.............................
Kanuni Sultan Suleyman Dedelerimizin dedelerini 1548 yilinda Zara civarina yerlestirmis. 1548 yilinda dedemizin dedesinin dedesi yazamamis. Ondan sonrakiler de yazmamislar. Ben bizim sulaleden dayim Ziya'nin Zara da okula gittigini bilirim. Sanirim o da yazmamis. Simdi okuyan yazanimiz cok. Zara ya geldik geleli, burada ki 454 yillik yasamimiz hakkinda yazamamisiz. Belki bugun yazdiklarimizi, 2456 yilinda, yani bugunden 454 yil sonra bizlerin cocuklarinin, cocuklarinin, cocuklari okurlar. Yahu derler, 454 yil once bizim dedelerimiz siir, roman, hikaye okurlarmis. Yazarlarmis ta... Hem de, hem Turkce, hem de Ingilizce...
...........................
BASBAKAN SUKRU SARACOGLU VE MUBASIR HUSEYIN Babam Huseyin askerden sonra Istanbula gitmis, Alman Hastahanesi nde is bulmus diye bu sitede, bir yerde, bir iki yil once yazmistik. Alman Hastahanesinde hademelik yapan Huseyine Sukru Saracoglu na bakmak ta nasip olmus.
Diyeceksiniz ki, Sukru Saracoglu da kim? Internette arastirdim. "Sukru Saracoglu" diye. Karsima hep Sukru Saracoglu Stadyumu ve Fenerbahce Spor Kulubu cikti. Sukru Saracoglu 1934-1950 yillari arasinda Fenerbahce Spor Kulubu Baskanligini yapmis, adini Kadikoy de ki stada vermisler. Feberbahce ve Stadyum olmasa, Sukru Saracoglu adini Internette biraz zor bulacaktik.
Babam hangi yilda Istanbul da, bilemiyoruz. (Simdilik.) Sukru Saracoglu na bakarken, belki Saracoglu Basbakan, belki Turkiye Buyuk Millet Meclisi Baskani, belki de emekli. Ama kesin kes kesin, Fenerbahce Baskani. Babama kartini vermis. Gel, demis. Gel beni bul. Babam Hatcesine ozleminden herhal, Dedem Nuri yi de Istanbula defnedince kosa kosa koye donmus. Anama Sukru Saracoglunu anlatmis. O da kizmis. Hay herif hay. Boylesi firsat ta kacar mi?
Simdi de benim ki diyor. Anamin, babama dedigi gibi. Yazsana, etsene, gorussene. Ne bicim adamsin sen?
Sukru Saracoglu 1887 de Odemis de dogmus. 1942-1946 yillari arasinda Basbakanlik yapmis. 1948 de de Turkiye Buyuk Millet Meclisi Baskani secilmis. 1953 yilinda, benim dogdugum yil, Istanbul da olmus.
Diyorum ki, abim Mustafa Kemal Ozturk uc yasinda olmeseymis, Babam belki de benim adimi o yil olen Sukru Saracoglu nun isminden esinlenerek, Sukru koyarmis. Sukru Ozturk. Veya Sukru Saracoglu Ozturk.
Babam, Sukru Saracoglu icin, cok alcak gonullu biriydi, derdi.
28 Subat 2003, Biloxi
.................... BIZ BU SITEYI 1998 YILINDA ACTIK. DEDELERIMIZ, NINELERIMIZ ICIN... Bugun, 14 Eylul 2000, bu sayfa da MUBASIR'in dedesi "BURO" dan, Buro'nun kizi HANIM'dan, oglu NURI'den soz edecegiz. BU YAZDIKLARIMIZA ILAVE/DUZELTME YAPMAK ISTIYENLERIN HABERLERINI BEKLIYORUZ: ....................
HANIM Yigma tas duvarli evin bir kapisi var. Arkasinda kocaman tahta kalin bir surgu. Evde pencereler yok. Duz, toprak cati da bir kucuk delik.. Kartal yuvasi gibi yurumesi, tirmammasi zor yalcin bir tepeye oturtulmus. Gelen gideni gozlemek, disariya ATES edebilmek icin kapinin iki yaninda mazgallar var. Bir tufegi yerlestirip, nisan alabileceginiz buyuklukte mazgallar. ESKIYA her yerde. Gunduz evinde calisan isci, aksam yemeginde misafirin belli ki gece karanliginda eskiya olup, kapini zorluyor. HANIM'in dediklerine gore hali vakti yerinde. Epeyce birikmis altinlari var. Evinin bir yerlerinde sakliyor. Hanim'in kocasi Imam Atkirana gitmis. Gidis o gidis. Imami, Atkiranlilar vurmuslar. Hanim'in dort cocucundan en buyugu daha biyiklari yeni yeni terleyen RIZA. O da anasinin; "Yatak, atasi catak. Hirgiz sekkiz, biz dokuz. O vurunca kan cikar. Biz vurunca can cikar." sozleri ile cesaret alip, yatmaya gidenlerden. Hanim erkek. Cocuklari uyumaya, o mazgal basinda nobete. Kapisini zorlayan eskiya ya KURSUN yagdirmaya. Birgun; Jandarmanin yakaladigi en meshur eskiya, Hanim'a selam gondermis: "Hanim'a selam soyleyin, Erkek kadinmis!"
"BURO" Hanim, Danisik Koyu'nden Molla Veli "BURO"nun kizi. Babasini da genc yasta kaybetmis. BURO'da eskiya, ya da dusmanlari tarafindan pusuya dusurulup oldurulmus. Buro'nun doneminde tarla var. Bahce var. Hayvan var. Koyun etrafinda ki ormanlar o kadar sikki, agaclarin arasinda oynayayn cocuklar, yerde ki kus yuvalarina basarak oynuyorlar. Kadinlar hergun YAYIK basinda, HAS COKELIK, TEREYAG yapiyorlar. Urettiklerini satacak yerleri de yok. "HER BIR SEY BOL" oldugu icin, ev misafirden gecilmiyor. Tanidik, tanimadik, duyan, bilen, fakir, yolcu herkes BURO'nun evine ugradiginda oglaklar kesiliyor, KOMBE'ler pisiyor, ayranlar iciliyor. Misafirler cift yun dosekli yataklarda agirlaniyorlar. "BURO" efsane oluyor. Cocuklar, "BURO"nun mertlik, comertlik, dostluk oykuleri ile buyuyorlar. Danisik koyu'nu gormeyenler, Danisik Cenneti'nin guzelliklerini dinliyorlar. BURO'nun misafirleri, dostlari her yerden. Kurt, Abaza, Turk, Cerkez, Cingene... BURO'yu bir gece karanliginda kendi DEGIRMENInin de kursunluyorlar.
BURO'nun ismi, kendinden sonra daha da efsanelesiyor. Buyukler cocuklarina yeni yeni BURO oykuleri anlatiyorlar.
NURI Nuri, "BURO"nun en buyuk oglu. BURO'nun mesalesi'ni en son tasiyanlardan. Babayigit. Yakisikli mi yakisikli. Evlerinde ki beslemenin hamile kaldigini ogrendiklerinde babasi BURO'nun zoru ile FATTE (FATMA) ile evlenmis. FATTE'den olan kara-kuru ilk oglu HUSEYIN'i de bu yuzden hic sevememis. Hep, ezmis. Hep kizmis. Huseyin Asker'den dondugunde bile, babasina tek soz soyleyecek cesareti bulamazmis! Nuri, kardaslarina bacilarina baba olmus. Kol kanat germis. Kucuk kardasi Mehmedi evermis. Kizkardesleri HANIM ve AGGUL'u Yukari Sorgun Koyu'ne gelin vermis. Nuri, BURO efsanesini devam ettirmis. Ta ki kardaslari'nin cocuklari buyuyene, ormanin agaclari, yayigin sutu, degirmenin suyu eksilene kadar. Yayigin sutu'nun eksilmeye basladigini hissettiginde, oglu Huseyin'i Istanbul'lara gondermis. Huseyin, Alman Hastahanesi'nde kapicilik/hademelik yapmis. Babasi Nuri'yi bu hastahane de tedavi ettirmis. FERIKOY* mezarligi'na defnetmis. Baba'dan sonra EVIN REIS'i oldugunu dusunerek, isini birakip, Danisik'a donmus.
*Biz Nuri Dedemizin Eyup Mezarligi nda yattigini bilirdik. Hatta, Uc kardas bir olup Talati aradigimizda, Eyup Mezarligina gidip, dedem Nuriyi de aramistik. Bugun (23 Subat 2003) Sultan Halam Nuri Dedemin Ferikoy Mezarliginda yattigini soyledi. Ise bak? Bizde ki okuzluge, ilgisizlige bak?
BABAMIZI NASIL TOPRAGA VERDIK?
Bu yaziyi Emmim Haydar'in evinden yaziyorum. Emmim'in anlattiklari. Yil 1946, Emmim Haydar ve Babam Alman Hastahanesi'nde calisiyorlar. Birileri haber veriyor. Babaniz hastahane kapisinda, diye. Segirtiyorlar. Dedem Nuri, kendi tasidigi yorganinin uzerine uzanmis bekliyor. Butun vucudu sis icinde. Ogullari alip nobetci doktora goturuyorlar. Maksat babaya yatacak bir yer bulmak. Oyle boyle derken, Doktor Sezai bakiyor cocuklarin babalarini rahat ettirecek yerleri yoktur, Sivitza Berta'yi dinlemeyip, dedemi hastahaneye yatiriyor. Pazartesi gunu baska bir doktor dedemi goruyor. Diyor ki, 10-15 gune kadar olur. Aman doktor diyorlar. Hic olmazsa, hic olmazsa olene kadar hastahane de kalsa?
Haberi yetistiriyorlar. Babanizi doktorlar banyo ya aldilar. Ogullar kosturuyor. Dedemin akli basinda. Kuvetin icinde mirildaniyor. Diyor ki arkamdan yas tutmayin. Babama diyor ki, gidin Haydar'a kizi isteyin. Doktor diyor ki babaniz oluyor. Siz cikin. Babam, aman doktor bey, hic olmazsa, babamin cenesini ben tutayim, gozlerini ben kapatayim, diyor. Peki, diyor, doktor. Dedem bir iki nefes daha aliyor. Sonunda basi dusuyor. Emmim diyor ki, baban cenesini tuttu. Gozlerini kapatti. Yil 1946. Tam kirkdokuz yasinda. Ben dedemden daha yasliyim.
Emmimlerin albumunde bir de siyah beyaz fotograf var. Dedemin tabutunun onunde gurbetteki akrabalar, amcam ve babam duyuyorlar. Babam gozlerini tabuta dikmis. Oylesine bakiyor. Bilmem bilir miydi, kirkiki yil sonra da oglunun kendisini son kez yikayacagini.
Bu fotografi burada yayinlayacagim. 2 Kasim 2003, Emmim Haydar'in Evi.
FATTE NINEM Sivastan Koye gittigimizde, anamin ogrettigini Fatte ye satardim: Dabbir, cidike, hase, rindi? Gulerdi. Rindime. Pasam...
Derler ki, Fatte Burolarin evinde beslemeymis. Nuriyi kandirip, koynuna girmis. Huseyine hamile kalmis. Nuri Fatteyi kari olarak kabul etmesine etmis ama, Ne Fatteyi ne de ilk oglu Huseyini sevmemis.
Fatte nimemi koyun daminda saga sola bagirirken gorurduk. Adi ustunde topal Fatteydi. Bir elinde bastonu. Sag alt tudagi iki disinin arasinda dolasir, bagirir, emirler verirdi. Onlugunun on cebinde sandiginin anahtarlarini saklardi. Arada bir sandigini acar, bize kesme sekerler verirdi. Birer parca kesme seker. Katli katli ipek bezlerin, kumaslarin altinda saklanan bir avuc kesme seker. Fatte nimem cayini kirtlama icerdi. Agizina kucuk bir seker atar, o sekeri dilinin altina yerlestirir, bir sekerle belki on cay icerdi.
Onceleri torunu Ismete Ismet Pasa dermis. Bana da Kemal Pasaaa, derdi. Kemal Pasa. Biz Ismet ve Kemal Pasalar, pasa olmanin butun basamaklarindan gectik, ama beceremedik. Hele hele Ismet Pasa. Pilotluk mu? En kralindan Jet pilotu. Usttegmenliginde birincilikler kazanmis. Arkadaslari pele, pele diye omuzlarda tasiyorlar. Ucus okuluna ogretmen olmus. Pilotlar yetistirmis. Kurmay Subay olmus. Ingilizceyi bayagi bayagi bilir. Filo Komutani olmus. Grup Komutanligi yapmis. Italya da Kurmay koleji bitirmis. Bu adam pasa olmaz da kim olur? Olamadi. Albayliginin son yilina kadar bekledi. Yapmadilar. Fatte ninemin dilekleri gerceklesmedi.
Fatte ninemi gencken at tepmis. Doktor yok, hemsire yok. Kalcasi kirilmis. Oylesine, kendi kendine iyilesmis. Nurinin olumunden sonrada ailenin reisi olmus. Ocak basina bir oturdugunda, kolay kolay kalkamazdi. Kalkamayinca da sohbetleri uzardi:
Circir Bocegi ile Bok Bocegi evlenmisler. Birgun Bok bocegi camura saplanmamis mi? Cicir Bocegi elini uzatmis:
Kiz elini cekeyim Hadi kopek senden kuseyim. ... Dabbir bir turku soyle diye Naile yalvarirmis. Hadi ordan Kahpe, dermis ama turkuyu de cagirirmis:
Celal Odada yatiyor Yorgani yan atiyor Ne yatarsin Celal Oglan Nisanlin kizi el satiyor... (16 Kasim 2002. Kaynak: Naile) ... CAFEEEEERRRRRR? Sesi hala koyun vadisinde yankilaniyordur...
FOTO: Annemin Babasi Mustafa dedemin mezarini kaldiriyorlar. Kaldirma dedigimiz, yenileme. Yil kac bilmiyorum. Ama annemin onunde ki bebek Saffet. Demek ki yillardan 1962. Mezar taslari arasinda fesli basi gorunen kadin Ebem (Babaannem) Fatte. On sirada oturan kadinlar, soldan saga ninem (Anne annem) Arife, Annem ve Sultan halam. Sol tarafta ki genc kiz ablam.
ZEYNEL KAYBOLDU DIYORLAR? Zeynel Degirmene kosa kosa gider, kosa kosa gelirmis. Guzeller guzeli karisi Senemle daha fazla birlikte olsun diye. Kardasi, agasi, agabeyi Nurinin verdigi her ise kosarmis. Hemenceceik bitirsin isi diye. Bebelerini sevsin diye, her isi tez elden bitirirmis. Tez bitirirmis ama, duz de bitirirmis. Ebemin dedigine gore "Zeneatkarmis". Degirmen islerini de o gorurmus. Ama dedik ya. Tez canliymis. Cok sevecenmis. Yavuklusu ve bebeleri ile birlikte olmayi, orda burda oyalanmaya yeg tutarmis.
Zeyneli Seferberlikte askere almislar. Zeynel guzeller guzeli karisi Senemi ve bebelerini birakip, o cephe senin, bu cephe benim dolanmis. En son Yemen de esir dusmus. Gunler aylari, aylar yillari kovalamis. Oldu demisler, Zeynel icin.
Ben diyeeyim bes, siz deyin on yil sonra Zeynel cikip koye gelmis. Koyun agzinda kendisini tanimiyan genclere Buro nun cocuklarini sormus. "He" demisler. Biliriz. Zeyneli de bilirmisiniz? Seferberlik ten donmedi demisler. Cocuklari oksuz kaldi. Baktilar olmadi. Coluk cocuk ortalikta kalmasin, guzel Senem rezil olmasin diye, Senemi kardasina verdiler.
Derler ki, Zeynelin orada dunyasi yikilmis. Bir ah cekmis, Beydagi titremis. Koyun daminda doven surenler ahi duyup, titremisler.
Zeynel donmus gitmis. Bir daha Zeyneli goren olmamis.
Derler ki, Zeynel savasta oldu. Bu hikaye uydurmadir. Derler, Zeynel Yemen de evlendi. Cocuklari oldu. Hic geri gelmedi. Derler, Zeynelin Yemende ki cocuklari amcalarini gormeye gelmis. Herkes bir sey der.
Biz bir sey biliriz. Zeynel guzeller guzeli Seneminden, bebelerinden cok uzaklarda "AH" cekerek olmustur.
(Haydar Amcamdan aldigimiz bugun ki bilgilere dayanarak kaleme aldik. 23 Subat 2003, Minneapolis, MN, ABD.)
HATICEM SACLARINI DALGA DALGA TARAMIS. TANRI HUSEYIN'I TOPRAKTAN O NU NURDAN YARATMIS! Hatice; KUMSUR Koyu'nden. Mustafa ve Arife'nin buyuk kizlari. Kendisinden kucuk uc kardesi daha var: Ziya, Sultan, Fadime.
Hatice kendisini bildi bileli babasi Mustafa hasta. Isleyecek yeterince topraklari, kendilerini besleyecek yeterince hayvanlari yok. Hatice'nin her yil dort gozle bekledigi, Danisik Koyu'nde ki hali vakti yerinde ki BURO'lari ziyarete gitme. Koyu saran bahcelerde oynayip, amca cocuklarinin yedigi ekmekten, ictigi ayrandan, ocakta pisen KOMBE'den yeterince nasiplenme.
Hatice genc kizlik sinirina geldiginde; baba Mustafa ve Anne Arife'nin tek kurtulus yollari var. Hatice'yi uzak koyden isteyen elli yaslarinda ki zengin AGA'ya vermek. Hatice icin alacaklari BASLIK parasi, onlar icin tek kurtulus yolu.
Hatice'nin hayalleri buyuk. Evlenmek, kasabaya tasinmak, daha si sehir'li olmak. Hem koyde kalmak istemiyor, hem de yasli bir herifin koynuna girmek istemiyor. Ne yapsin? Nuri'nin buyuk oglu Huseyin'e "BENI KACIR!" diyor. Babasinin korkusundan tir tir titreyen Huseyin aska gelip, "OLUR" diyor. Kaciyorlar. Ana baba sikayetci. Jandarmalar daglarda Huseyin'le Hatice'nin izlerini suruyorlar. Huseyin'i yakalayip, hapse atiyorlar. Neyse sonunda Ana baba sikayetlerinden vaz geciyor, Hatice'yi Huseyin'e vermeye razi oluyorlar. Hatice , BURO'nun oglu Nuri'nin hic hazetmedigi buyuk oglu Huseyin'in karisi oluyor. Huseyin askere gitmeden de bir erkek cocuk dunyaya getiriyor. Ismini ISMET koyuyorlar. Nedeni bilinmez; Nuri torunu ISMET'i cok seviyor. En hasta oldugu donemler de bile, ISMET'i sirtindan indirmiyor. ISMET'i; hem kendisi hem esi FATTE hayatta olduklari surece "ISMET PASA" diye cagiriyorlar.
YENGELERIM Babam Huseyin, Nuri ve Fatma nin cocuklarinin en buyugu. Haydar, Riza, Cafer, Zeynel isimli erkek kardesleri , Arife ve Nazli (Kamile) isimli kiz kardesleri var. Cafer ve Arife artik yasamiyor.
Amcam Riza nin esi SURMELI. Sahiden de gozleri surmeliymis gibi guzel bir kadin. Danisik a gittigimizde, bizi GOZE basinda kaynattigi sularla yikardi.
Amcam Cafer in esi CEVAHIR. Cevahir yengemin bize hazirladigi yataklar neden o kadar rahatti? Zeynel Amca min esi SENEM. Ben Senem Yengemi hic asik suratli hatirlamiyorum. Bir de; Dayim Ziya nin esi GULUSAN yengemiz vardi. Gulusan Yenge nin bize hazirladigi tereyag-peynir karmasi nin tadini baska hicbir yerde, hic bir kahvaltida bulamadim. Gulusan Yenge gecen yil oldu. Gulumsemesi bizim belleklerimizde kaldi. Biz bu yengelerimizi niye bu kadar cok sevdik? Veya; onlarin bize gostedigi bu sinirsiz, icten sevginin sirri neydi? Bilemedik.
YENGELERIMI COK OZLEDIM.
Haydar Amca mim esi Sultan annemin kardesi. Teyzemiz. SULTAN a degisik sayfalar da, diger teyzemiz FADIME ile birlikte yer verdik.
FOTO: Sultan Halam, Haydar Emmim. Ayaktaki kiz cocugu Naile mi?Naile simdi ellilerinde bir Babaanne. Kucakta ki bebekler? 12 Kasim 2003 ...
EMMILERIM, HALALARIM Babamin kardaslari, benim emmilerim: Riza, Haydar, Cafer, Zeynel. Mubasirin bacilari, benim halalarim: Arife ve Nazli.
Nazli Halam.
Nazli Halam gogsunun uzerinde bir asker fotografi tutuyor. Zabit mi? Zabit askere gittiginde oglu Bahri yeni dunyaya gelmis. Askere gittiginde Bahri'si Nazli'si gozunde tutuyor olmuslar. Derler ki; Zabit hic olmazsa bir hava degisimi alip, memleketine gidip, sevdikleri gormek icin tufekle kendini vurmustur. Derler ki, kendi tufeginden cikan kursunla yaralanan Zabit kan kayibindan olmustur. Dogru mudur? Yoksam kaza kursununa mi kurban gitmistir? Bilinmez. Yukarida ki fotografi da Haydar Emmimlerin aile albumunden kopya ettim. Fotografin asli emmimlerdedir. 17 Kasim 2003
HAYDAR
Haydar emmim teyzem Sultanla evli oldugundan herhal, o da Siva'sa hemen yerlesenlerden. Cer Atelyesinde Bekciydi. Bir seferinde nobet tuttugu kuleye cikmistim. Kac yil calisti. Kac yilda emekli oldu? Ben Haydar Emmimin ustura ile tras olusunu unutmam. Trastan once buyuk bir itina ile hazirliklarini yapar, usturasini bir kayista keskinlestirirdi. Bir duzu, bir tersi. Sak, suk. Sonra sabunu sabunlukta bir guzel kopurtur, yuzunu sabunlardi. Ben nasil da yuzunu kesmez diye merak ederdim. Haydar Emmim emekli. Minneapoliste ki evinde teyzemle birlikteler.
FOTO Hakan. Haydar Emmi'min oglu. 16 yasindan beri Amerika'da, dil-dis-yol-iz bilmeyen ana ve babasina kol kanat geriyor. Universiteyi bitirdi. Master'i bitirmek uzere. Okuyup da essekligi baki kalmayanlardan. Adam gibi adam. Bu fotografi onlarin aile albumunden aldim. Sakalli olmaya heves edildigi gunlerde cekilmis. 12 Kasim 2003
RIZA 1989 yiliydi galiba, cocuklari alip koye goturdum. Zara da indik. Benim cocuklar epeyce uzakta, Riza emmimi gorduler. Kahvede oturuyordu. Kostular emmime. Dede, dede, diye. Ilk defa goruyorlar. Riza Emmim koyde kalmis. Surmeli yengem ikinci evligi. Riza emmimin elinden is gelir. Iyi usta. Cok iyi marangoz. Degirmeni o isletiyordu. Eski koy evinin arkasina, Bey Dagi'na bakan bir ev yapmis. Biz orada kaldik. Duydum ki, yazin koye geliyor, kisin Bursa da oglunun yaninda kaliyormus. ... BIRAZ ONCE BARISTAN BIR EPOSTA ALDIM. RIZA EMMIM 20 KASIM 2002 DE BURSA DA BEYIN AMELIYATI OLMUS. KOMADAYMIS. DURUMU BELIRSIZMIS. HEY GIDI EMMI HEY! 25 KASIM 2002 ... Cocugum ama misafirim, misafir olunca, ilk gun buyuklerle birlikte yemek yiyorum. Nar gibi Kizarmis tavuk, tereyagli bulgur pilavi, ayran, ince yufka ekmek. Hepsi Emmim Rizanin evinden, hepsi kendi uretimi. Hepsi dogadan ama, emeginin karsiligi. Lades kemigini uzatti. Babam, Riza bu oglan seni yener,dedi. Emmim, gorelim, dedi. Daha iki dakka gecmemis, sirtimda ki ceketi guya uzanip emmimin tam arkasinda ki kancaya asacagim. Uzaniyorum. Boyum yetmiyor? Ver, dedi. Caketi istedi. Verdim. Lades! ... Emmi. Cabuk iyiles. Daha Danisiklara gelecegim. Birlikte tavuk yiyecegiz. Lades cekecegiz... ...
RIZA AMCAM VEFAT ETTI. (10 ARALIK 2002, SALI)
...
CAFER Sivas Tren istasyonunda Cafer emmimi askere ugurluyorlar. Emmim Cafer cok uzaklara gidiyor. Kore ye. Danisik nere? Kore nere? Cafer diyorlar bir turku soyle. Olmaz diyor. Israr ediyorlar. Yok diyor. Tren pof pof hareket ediyor. Yavas yavas beyaz dumanlar cikartarak uzaklasiyor. Yanik bir ses trenin sesine karisarak cinliyor: Kardas kislalar doldu bosandi bugun Gel kardas goruselim Ayrilik oldu bugun her dertten yikilmazdim Kaderim ayrilik oldu Zalimin elinden vah vah...
Cafer emmim cok genc yasta oldu. Calistigi boya fabrikasinda zehirlendi dediler. Geride esi Cevahir oglu Rifat, kizlari Altin ve Benli kaldilar. Benli de trafik kazasinda oldu. Arkasinda iki cocuk birakti.
ZEYNEL Zeynel emmimin calistigi kahveye bedava gazoz icmeye giderdim. Her gittigimde hemen gazozumu acardi. Evlendigi gun dugunde, erkekler eglenirken ben Yengemin yanindaydim. Senem yengem bana cok guzel gorunurdu. Burnu hic mi hic bizim burunlarimiza benzemiyordu. Okka gibi burnu vardi. Babam bazan bana ceza verip, disari attiginda emmimlere giderdim. Oglu Burhanin bazi sikintilari var. Gecen yil gorustum. Nuride bir iki aradi. Sonra kesti. 11 Eylul den once. Ne oldu, ne bitti? Emmim yengemle Bursa da kaliyormus.
ARIFE ve NAZLI halalardan ayrica soz edecegim. Karnim ac. Yemek yemem lazim.
ZIYA DAYIM
Bu sayfalarda iki ZIYA DAYI dan soz edecegiz. Bu iki Ziya Dayidan biri, annemin kardesi, oz dayim Ziya. Digeri Esref Dayimizin (Annemin Dayisi) oglu Ziya. Ben biraz once Annemle (Hatice) gorustum. Dayini ara biraz rahatsiz, dedi. Dayimla gorustuk. Ve bir supriz... Benden once, hem de yilarca once, Dayim Ziya kagidi kalemi almis eline, yazmaya baslamis. Bildigi, gordugu, duydugu tarihimizi yazmis. Bir dosyada muhafaza etmis. Sonrasinda dosyayi oglu Hakki Abiye vermis. Biz simdi Hakki abinin yakasina yapisacagiz. Dedem 1900 lu yillarda Zara ya tasinmis. Kumsur koyunden, Zaraya. Oglu Turkce ogrensin, okusun diye. Dayim iki yil okula gidememis. Turkce ogrenmis. Sokakta kendisi ile dalga gecen cocuklar, kurt kurt kuvere, kurt ossurdu duvara, duvar iki bolundu, kurdun gotu gorundu, diye kizdiriyorlarmis. Dayima da bir yakinimiz, cevabi bir tekerleme ogretmis. Anan siker, tuman diker, bir kurus ver, bin daha siker. Dayim komsu cocuklarindan bir guzel dayak yemis, Turkceyi ogrendiginde de bunlar en iyi arkadaslari olmuslar. Dayim ilkokulu dorduncu siniftan terk etmis ama, sulalemizin Tukceyi en guzel kullanan, en akilli kisisi olarak taninmis. Gercekten de dayim, Turkceyi cok guzel konusur, guzel yazar, o nu elinde bir muzik aleti gibi kullanir. O konustukca dudaklarindan sihirli, ahenkli cumleler dokulurdu. Efendim, diye konusmaya basladiginda, susulur ve dayim dinlenirdi. Dayim 1953 te askere gitmis. 1956 da Sivasa yerlesmis. Bir yil Gemerek Adliyesi nde, sonrasinda Sivas savciliginda calismis. Bugun, 16 Kasim 2002, Pazar gunu. Dayim Belediyeye gidip, internetten bizim bu siteyi gozden gecirecek. Belki de, bize birseyler yazip gonderecek... Sorana selami var...
ZIYA DAYIM: EYLUL 2003
FOTO NOT: Siyah beyaz fotograf 1947 yilinda cekilmis. Amcam Haydar ve Dayim Ziya cocukluk arkadaslari. Yorganlarini sirtlarina vurmuslar, once PALU'ya tunel acmaya gitmisler. Sonra da Istanbul'a. Bu fotograf Istanbul'da cekilmis. Bir de 1987 yilinda Minneapolis'de cekilmis fotograflari var:
Asagida yeni bir fotograf var: Haydar Emmim ve Oglu Hakan. Kasim 2003
MISTIR OZTURK ARADI! Bugun benim gorus gunum. Anami aradim. Yoktular. Banuyu aradim. Oglu bir yasini gecti. Kenani aradim. Obur telefonda Hikmet var dedi. Hikmete soyle, benim siteyi okusun, dedim. Olur, dedi. Biraz sonra benim telefon caldi. Bildigimiz, tanidik bir ses, mey ay sipik mistir ozturk, dedi. Sipikin, dedik. O da mistir ozturk. Hikmet ariyor.
Bizim sitemizi okumusmus. Sitem ediyor. Yahu bizi hic hatirlamamissin, diye. Dur hele Hikmet. Daha isin basindayiz.
Hikmet Ziya dayimin (Bir numarali Ziya) uc numarali oglu. Akilli mi akilli. Bizim bir ara ingilizceye merak sardigimizi ogrenmis, sorardi. Bunu nasil okursun, teleffuz edersin, diye. Yav, Hikmet. Biz kiroyuz. Defter kitap bilmeyiz. Bir tek dinleriz, diyemezdik. Kem, kum. Biz BOOK a BOK diyoruz, Hikmet Buuk, diyor. Olur mu yahu? Burada Bok yaziyor? Hikmet bize sozlukte ki garip harfleri gosteriyor. Bak bu, su sesi verir.
Sevgili Hikmet. Kac yil oldu Amerikalarda dolanirim? On yil mi, oniki mi? Biz hala BOOKu bok diye sesleriz, gavur anlamaz, biz de sipel ederiz. Bii, oooooh, oooooh, keyyy! Onlardan bir heyecan. Gorme. Bizim englishi anladilar diye, zevkten helak olacaklar: Ooooooh, buuuukk! 14 Aralik 2002, Cumaertesi ...
DAVUDOGULLARI Gecen gun Ali Riza Yuzbasinin anasi Sultan hanim icin yazmistim. O gun kendi halami aramak gecmisti icimden. Sultan halami. Bugun aradim.
Cocuklari sordular. Basimda ki sikintiyi. Anami sordu. Morfin aliyormus, dedim. Iyi de sonu ne olacak, diye sordu. Biraz kaba cevap verdim sanki. Sonu ne olacak? Seksenin sonu?
Hakan yeni isine baslamis. Bitirdigi universite ile ilgili bir is. Bir hafta olmus. Artik burada durulacak, yukselecek, buyuk adam olacak. Buyuk adam da olsun, iyi adam da. Olur, olur.
Halam, dedemin dedesini de soyleyiverdi. Davud. Buro lakabli dedemizin dedesi. BURO nun asil ismi Molla Veli. Turk Dil Kurumunun sozlugune gore Veli, Eren. Molla, buyuk bilgin. Molla Veli dedemiz bugun dogsa, Bilgin, Eren gibi bir isim verirmisiz. Yine halama gore, Buro dedemin babazi MUZUR. Muzur dedenin babasi DAVUD.
Babam bize der dururdu. Bizim soyadimiz, Ozturk yerine DAVUDOGULLARI olmaliydi, diye. DAVUD, DAVID in Turkcesi. Bizim cocuklar ileri de soyadlarini DAVIDSONS diye degistirirlerse, bir yerde Mubasir Huseyinin dedigini gerceklestirmis olacaklar. Dogru mu?
DAVUD Israilogullarinin peygamberi. Zebur adli kitab Davud icin inmis. Israilogullarinin peygamberinin ismi bizim dedenin dedesinde ne ariyor?
O kadar karisik, o kadar ic iceyiz ki. Hem Musluman, hem Hiristiyan, hem Budist, hem Yahudi, hem Turk, Hem Kurt, Hem Arab, hem de Avrupali olmamiz mumkun.
Benim cocuklara bakin? Damarlarinda Amerikali Kizilderililer dahil, her irktan, her dinden insanin karismis kani dolasiyor.
Neyse. Halamdan soz aldik. Hic olmazsa kendi oykulerini anlatacak. Oykuleri yazmazsak, kayitlara almazsak kaybolup gidiyoruz. Fatte Ninemin babasi GULO, anasi Guluzar? Bir yukariya cikamadik. Mustafa dedemin dedesinin ismi PASA. Evet, Pasa. Pasalik bize dededen gelme? Mustafa dedemin babasinin ismi FAZLI.
FAZLI, PASA, MOLLA VELI, MUZUR, DAVUD.
Bize DAVUDOGULLARI derler!
13 Ocak 2002
MUNZURLU'NUN TORUNU ADEM'I MUNZUR DA VURMUSLAR! Adem; Munzurlu Suleymanin bilmem kacinci gobek torunu. Genc ekibin, genc ekip dedigimiz ellisine merdiven dayayanlar, bildigi Hasan Huseyin Ozturk'un torunu. Hasan Huseyin mi kim? Sorgunlu Mustafa ile evlenmis Arife'nin kardasi. Esref'in de kardasi olur.
Hasan Huseyin, belki bilmezsiniz, yanaklari cilli cilli, gozleri erik yesili, saclari kizila calan bir guzele gonul verip evlenmistir. Zilif de derler ama, ben derim ki ZULUF'tur.
Zilif Kizi Sah Hanim'i Sukruyle evermis, Sah Hanim 1977 yilinda nur topu gibi bir oglan dogurmustur. Adem demisler bu erkek guzeli bebege. Munzurlu Suleymanin bilmem kacinci gobekten torunu, Sah Hanim'in oglu Adem.
Asker Oldum Piyade turkusu ile ADEM'i askere yolcu etmisler. Adem Manisa Kirkagac'ta acemi egitimini bitirmis. Erzurum'a Piyade eri olarak gitmis. Munzurlu Suleyman dedesinin memleketinin yakinlarina. Adem bilir miydi, Suleyman Dedesi Munzurlardan gelmistir? Bilemeyiz.
Bir gun demisler, Ovacik'ta kesife cikilacak. Adem ve arkadasi kesifte on safta yurumusler. Adem makinali tufek tasirmis. Dayisi Mubasir Huseyin gibi. Adem derinden derine bir zamanlar Munzurlu Suleyman dedesinin kokladigi otlari, cicekleri koklamis. Ici sevincle dolmus. Ne guzel memleket, diye dusunmus. Ne guzel daglar, ne guzel ovalar, ne guzel cosarak akan sular?
Biz bilmeyiz. Adem bilirmiydi, Munzurlu Suleyman dedesinin memleketinde dolastigini? Dedesinin kokladigi cicekleri kokladigini?
Birden, bir sey civv diye kulaginin dibinden gecmis. Bir ses duymus, tik, diye. Sanki ninesi Zuluf'un duvara astigi tulumda civi ile delik acildiginda cikan bir ses gibi. Anlayamis ne oldugunu. Karninda bir yanma hissetmis. Once bir yanma, sonra aci. Elini ustune bastirmis. Kan.
Munzurlu Suleymanin bilmem kacinci gobekten torunu Sah Hanim'in guzeller guzeli oglu oraya yikilmis.
Bilir mi, biz bilmeyiz. Kursunu sikanlarin Munzurlu Suleyman Dedesinin kardasinin torunlari oldugunu?
Kapilarina varip, ben Munzurlu Suleymanin torunu Danisikli Adem, dese. Vay yavriim, diye oturtacak yer bulamiyacaklar. Adem ne bilsin. Nasil bilsin? Ne ADEM, ne Ademi kursunluyan diger Ademoglu niye birbirlerini kursunladikrini bilememisler ki.
Adem 2 haziran 1997 yilinda sehit olmus. Bursa Pinarbasi'da sehitlige defnetmisler. Adem bilmez belki. Onun oykusu Munzur da baslamisti. Danisikta canlandi. Munzur da can verdi. Kayitlari bir sure Bursa'da kalacak.
Yazarlarinin, sairlerinin, kabirlerini bile bilmeyen bir ulus, Adem'in yattigi yeri ne zamana kadar tutar, korur, gunu geldiginde anar? Bilemeyiz. Biz, Ademin Oykusunu Internet'te dunyaya duyuralim dedik. Birileri, bir yerlerde, elli, yuz yil sonra da okusunlar. Yahu Ademi niye Munzurlular vurmus, diye dusunsunler, arastirsinlar.
Ne yapsak ta anlatsak? Ademoglu Ademoglunu vurmasa?
Uzaktan amca cocuklari olurlar!
26 Mart 2003
...
TURKU YINE AYNI TURKU. SAZLARDA TEL DEGISTI!
...
ELMA DERSEM CIK, ARMUT DERSEM CIKMA. OZLEMIM; ELMANIN IKI YARISI BIRINI SEVDIKLERINLE YASA BORC ODER GIBI. OTEKI YOK YARISINI SAKLA SEVDAN ICIN GERCEKLESMEYEN DUS GIBI. S.K.C
Marifet...
Marifet hic ezilmemek bu dunyada Ama bicimine getirip ezerlerse Guzel kokmak Kekik misali Lavanta cicegi misali Feslegen misali Itir misali Yunus misali Tonguc misali Nazim misali B.Rahmi Eyuboglulu
EY OGULLARIM!! Beysin... Bundan sonra ofke bize, uysallik sana. Gucengenlik bize, gonul almak sana. Gecimsizlikler, catismalar, uyumsuzluklar, anlasmazliklar bize, adalet sana. Kotu soz, som agiz, haksiz yorum bize, bagislamak sana. Ey ogul! Bundan sonra bilmek bize, butunlemek sana. Usengeclik bize, uyarmak, gayertlendirmek, sekillendirmek sana. Ey ogul! Sabretmesini bil, vaktinden once cicek acmaz. Sunu da unutma:Insani yasat ki devlet yasasin. Ey ogul! Yukun agir, isin cetin, gucun kila bagli. Allah yardimcin olsun!...
MEDENIYET Su haline bak da utan Ne okuma bilirsin ne sayi Ne ustunde var ne basinda Ne midende ne kursaginda Bari gel de gorgunu artir Medeniyet ogren ayi Yemek masasi nedir, pecete nedir, Catal bicak nedir gor Giymek sart degil ya Ayakkabi gor, gomlek gor Ingiliz kumasi gor, naylon corap gor Jartiyer bile gorsen faydasi var Tarak deyip gecme Sacini tara da gor Kafan nasil islemeye baslar Kanalizasyon gordun mu sen hic? Gel de kanalizasyon gor Yemek sart degil ya Doner kebap gor, su boregi gor Ekmek gor ve ekmek Ne gorsen faydasi var. MELIH CEVDET ANDAY
....
HUSEYIN'DEN COCUKLARA, TORUNLARA VASIYET! "EN AZINDAN UC DIL BILECEKSIN. EN AZINDAN UC DILLE ANA-AVRAT DUMDUZ GIDECEKSIN. EN AZINDAN... UC DIL BILECEKSIN... EN AZINDAN UC DILLE... DUSUNUP RUYA GORECEKSIN... EN AZINDAN UC DILLE... CANIMIN ICI DEMESINI... CANIM AGZIMA GELDI DEMESINI... KIRMIZI GULUN ALI VAR DEMESINI... NEREDEN INCE ISE... ORDAN KOPSUN DEMESINI... ATIN OLUMU ARPADAN OLSUN... DEMESINI... KECIYI YARDAN UCURAN... BIR TUTAM OTTUR... DEMESINI... INSANIN INSANI SOMURMESI... REZILLIGIN DIK ALASIDIR DEMESINI... NE DEMESI BE! GUMBUR GUMBUR GUMBURDEMESINI... BECERECEKSIN... EN AZINDAN UC DIL BILECEKSIN... EN AZINDAN UC DILLE... ANA-AVRAT DUMDUZ GIDECEKSIN... CUNKU SEN... NE TARIH NE COGRAFYA... NE SU, NE BUSUN... "OGLUM OZTURK!"... SEN OTOBUSU KACIRMIS... BIR MILLETIN COCUGUSUN..." .....
DAGLARDA TEK TEK ATESLER YANIYORDU... SAYAK KALPAKLI ADAM... NEREDEN VE NEZAMAN GELECEGINI BILMEDEN... MUTLU RAHAT, GUZEL GUNLERE INANIYORDU... YILDIZLAR OYLE ISILTILI...OYLE PARLAKTILAR KI...
DILEKCE
Ortaokul birinci sinif ogrencisiyim. Onbir yaslarindayim. Babam hasta. Ya evde yatakta, ya da hastahane de. Ise gidemiyor. Uc ay hava degisimi! Pesinden bir uc ay daha... Evde babamdan sonra okuma yazmasi olan ERKEK benim. Babamin maasini, is yerine gelen mektuplarini da almaya giden benim. Mektuplari okuyan da. Mektuplarin arasinda, sari zarfli, sol ust kosesinde SELCUK ORTA OKULU muhuru olani hemen actim: Velisi bulundugunuz Mustafa Kemal Ozturk'un son otuz gundur okula devamsizligi bulundugundan iliskisinin kesileceginin bilinmesini rica ederim... Aldimi bir telas. Okulu kirip, butun gunu, babanin maasi ile sinemalarda, kose baslarinda teksas tommiks okuyarak gun gecirirken, yakayi ele vermek uzereyiz. Hemen ilk dilekcemi kaleme aldim: Velisi bulundugum oglum Mustafa Kemal Ozturk bir ay doktor istirahatlidir...
Dilekce yazmaya bir alismaya gorun. Yazmadan edemiyorsunuz. Okula dilekce, Nufus Cuzdanina dilekce, Belediyeye Dilekce, Valilige dilekce, Komutana dilekce, Emekli sandigina Dilekce, Basbakanliga dilekce, Buyukelcilige dilekce, TBMM'ne dilekce, Cumhurbaskani'na dilekce, Adalet Bakani'na dilekce... Simdi de Amerika Birlesik Devletleri Baskani'na dilekce gonderdik? Ne oldu bizim dilekcelere? Ne islem yaptilar? cevap verdiler mi? Cogunu hatirlamiyoruz bile... Yine de en son gonderdiklerimiz icin dort gozle cevap bekliyoruz!
SANSUR Sunun surasinda iki lafin belini kiralim dedik, olmuyor. Is yazmaya gelince, baskalari da okuyacak diye dusunmeye basladiginizda, kendi kendinizi frenliyorsunuz. Ne derler, ne dusunurler? Sevgilimizi yazsak karim, karimi yazsak sevgilim, neder? Yani bizim ki lafin gelisi. Soz gelimi. Dusuncelerimizi anlatmak icin ornek. Yoksa konumuz aldatilmis kadinlar, unutulmamis sevgililer, degil. Arkadasimizi anlatacagiz. Adam gorevde. Belki de terfi sirasinda. Halt eder, bir yanlis yazarsak? Anamizi yazacagiz, olur ya, bir sey yazariz, hakkim sana helal olmasin, diyecek. Kardasimizi yazacagiz, peki sen ne halttin deyip, bizimle konusmayacak. Ruzgardan soz ettsen seller, sellerden soz etsen ruzgar alinacak? yagmur desek, hayir ben kardim diyecekler...
Sonra, yazmamiz gereken seyler var, bizden sonrakilere kalsin. Ama, cesaret nerde? Yahu su yazarlar, cizerler ne cesur, ne buyuk insanlarmis!
ZAFER TORT Zaferle klube gittik. Tiklim tiklim. Gec kaldik. Bu saatte gelinir mi? Gelinmez aslinda. Biliyorduk. Erkenden cikmistik yola. Zaferde araba yok. Benim altimdaki araba dokuluyor. Gaza ve firene ayni anda basiyoruz. Aman sitop etmesin... Korkuyoruz da. Fren yerine gaza biraz fazla basarsak yandik. Bir de durunca calismama huyu var. Nizamiyede durdu. Sonunda Sekuriti bizim arabayi yakindaki park yerine kadar ittirdi. Dura, kalka. Aman dikkat, diye diye gelince, yer kalmamis. Bize taa arkalardan bir yer gostediler. Dans pistini gormek icin ayaga kalkiyorsun.
Sahnenin tam yaninda 20-30 kisilik bir masa var. Kovboylar. Vallahi ve billahi gercek koyboylar. Iki metre boyunda ayi gibi herifler. Kafalarinda koyboy sapkalari, ellerinde icki siseleri, ayaklarinda yumurta topuk, sivri burun, burunlarinin ucu demirli cizmeler... Masaya kimseyi yaklastirmiyorlar.
Masada bir kadin var. Bembeyaz bir elbise giymis. Elbisesin ustu sanki iki kalin aski. Belinden almis, goguslerini yarim yamalak kapatmis. Ensesinde baglamis. Butun sirti acik. Etek fildir fildir. Mini mini. Engil da da bir koyboy sapkasi. O da beyaz. Aman allah, ne afet. Bu sarisin hanimi bos birakmiyorlar. Herkes dans etmek icin sirada. Koyboylar tabi. Masaya dogru yuruyen olursa, araya girip dikilirlar. Etten duvar ormusler.
Biz zaferle masayi dikize almisiz. Hayran hayran kahkahalar atan, bir peri gibi sahne de dans eden sarisini seyreyliyoruz. Sikac on di raks, iciyoruz. Zafer, ben de bir deneyeyim mi? Otur abi oturdugun yerde. Zaten arabadan yana dertlisin, bir de dayak yeme bu aksam. Sesimizi kestik. Ikinci sikac on di raksi soyledik. Kim demis sisede durdugu gibi durmaz diye? Durmuyor. Zafer dedim. Gidiyorum. yapma abi, dedi. Dinlemedim. Kovboylar araya girdiler. Odum koptu. Geri geri geldim oturdum yerime. Ucuncu sikac. Yurudum dusman ustune. Araya girdiler. Aralardan kafami uzattim. Adamlarin kollarinin arasindan kafami uzatmisim. Tepiniyorum. Ekskuzmi? Dondu bu garip ses nerden geliyor, diye. Koyboylarin kollari arasinda kafami gordu. Elimi tuttu. Nekstaym.
Yerime dondum. Bana soz verdi dedim. Zafer guldu. Yapma abi, dedi. Yapma...
Ayakta pistten donusunu bekledim. Ilk silov. Firladim. Kovboylar...Yol vermiyorlar. Kovboyboylarin arasindan bembeyaz bir kol uzandi. Bir melegin eli. Elimi tuttu. Yuz yuze geldik. Letsgo, dedi.
Zafer, simdilerde buralar eskisi gibi degil. Eskiden guzeller aksanimiz var diye ozel ilgi gosterirlerdi, simdi aksanimiz var diye ozel korku duyuyorlar.
Onbir Eylul bizi de cok etkiledi Zafer...
1990'dan bugune kadar Amerika'da olan biteni de Umut, buyuk oglum, kitap yapti. Kitabi basildi. Ingilizce. Okumak isteyenler tiklayin:
"America Hates Me But I Still Love Her!"
1 Nisan 2005
BIZIM HIKAYEMIZ BITMEZ!
1985 Yilinda Ankara'da bir Ingilizce sinavina gittim. Ingiltere Kurmay Koleji icindi. Babamla Kutahya dan Ankara ya birlikte gittik. Beni gondermezler diyordum. Uzulme, sen de Amerika ya gidersin diye beni teselli ediyordu. Oglen bir yerde yemek yedik. Ben Kurmay Yuzbasi idim. Param yoktu. Yemek parasinini Mubasir emeklisi babam odedi. Babamin olumunden sonra Izmir Lisan Okulu nda Genel Dil Sinavlarina katildim. Sinav; yazma, dinleme ve konusma uc bolumdu. Yabanci dil calisanlar bilirler, kendi kendinize konusmayi pek ogrenemezsiniz... Konusma Sinavi icin kapi da bekliyoruz. Iceride bir heyet var. Tek tek iceriye aliyorlar. Elinize uc konu veriyorlar. Birini secip, o konuda on dakika konusacaksiniz. Benden once sirasini bekleyen Kurmay Albay Agabeyimin devre arkadasi. Akademi den ogretmenimiz. O nun heyecanini gorunce ben rahatladim. (Hocam biz de sizin kapinizda boyle bekliyorduk) diye bir de espri yaptik. Sira bana geldiginde iceriye girip, bana gosterdikleri yere oturdum. Amerikali bir Zenci hanim da NATIV konusmaci olarak bizi dinleyecek. Sozlu sinavini 25 uzerinden degerlendiriyorlar. Hedefim 8-10 arasi bir rakam tutturmak. 10 un ustunde alacagim her rakam buyuk basari sayilir. Neyse. Bana verilen konulardan birisini hatirliyorum o kadar? Hayatta en hayran oldugunuz kisi kim, niye? diye soruyorlar. Bir asker icin, hem de Kurmay bir subay icin cevap belli: ATATURK Hayir. Ben oyle demedim. Babam, dedim. Ataturk disi bir cevaba hem sasirdilar, hem de sanki memnun oldular. Gulumsediler. Anlat bakalim Yuzbasim dediler! Mubasir Huseyin le ilgili anlatacagimiz o kadar cok sey var ki, yeter ki dinleyen olsun. Her lisanda, gerekirse kus diliyle, karsinda ki duyma engelliyse el ayak hareketi ile, goremiyor sa, dokunarak, saatlerce anlatabiliriz. Oyle de yaptik. Biz anlatiyoruz. Onlar ve Zenci Amerikali Hanim dinliyorlar. Tesekkur ettiler. Dersaneden ciktim. Arkamdan biri (KEPTIN, KEPTIN!) diye sesleniyor. Dondum. Zenci NATIV. Ellerimi avuclarinin icerisine aldi. Gozlerimin icine bakarak; (babaniza bu kadar hayran oldugunuz icin bende size hayran oldum) dedi. Benim kendi kendime tepkim, (Ulan bu kari benim anlattiklarimi anlamis) oldu. Sinav sonuclari aciklandiginda baktim ki, o sozlu sinavindan 25 uzerinden 24 almisim... Fotograf: Dedem Nuri'nin Cenazesi. Yil 1946. Istanbul. Babam ellerini emmim Haydar'la aralarinda duran tanidik birinin omuzlarina koymus. Fotografin uzerinde de bir not: "Olum ile ayriligi tartmislar da, olum 50 gr. fazla gelmis." (Fotografi goremiyorsaniz kusura bakmayin. Burasi ucuz bir site. http://blog.milliyet.com.tr/emeklibirsubay sitesinde de yayinladim.)
GIDIYORUZ....
Kutahya dan Izmir e gorevli gitmistim. Hava Egitim Komutanligi nda ki isim bitince once devre arkadasim Veysi Agar a ugradim, sonra ablamlarin Eski Izmir de ki evlerine gittim. Annem de ablamlarda kaliyordu. Banyo daydim. Ablam kapiyi vurdu. Veysi geldi seni bekliyor dedi. Yahu Veysi den simdi ayrildim. ne istiyor dedim? Veysi salonda resmi oturuyor. Bana gulumseyerek, Amerika ya tayinin cikti dedi. Amerika bize duser mi? Vallahi tain oldun dedi. Agustos 1990 da gidiyorsun! O gece uyuyamadik. Mississippi denilen bir eyalette Keesler Hava ussunde mubadele subayi olacagiz...Kutahya nire, Mississippi nire? Ertesi gun Kutahya ya eve telefon ettim. Hanim da inanmadi. Bizim ana okuluna giden 5 yasinda ki oglum Bulut disari firlamis. (AMIRIKA ya gidiyoz...Gelen var mi? AMIRIKA...AMIRIKA...)
Uc cocuk bir kari, bir kardas, bir ana, 11 buyuk valiz yollara dustuk. Esenboga Havaalani nda ki pasaportlarimizi kontrol eden polis (binbasim hepsi sana mi ait?) diye bizimkileri gosterdi. (He) dedim. Allah kolaylik versin, dedi. Benden baska kimse dil dis bilmez. Bulut 6, Kanat 11, Umut 12 yasinda. Annemin yasini bilen yok. Ben 37, Gaye 35, Saffet 29. Paris te ucaga gec kaldik. Herkes ucaga yerlesmis. Bir tek biz disardayiz. Gorevli hanim utana sikila, ucakta yer olmadigini, FIRST CLASS ucup, ucamiyacagimizi soruyor. Bir sikintisi var. Uc kisi birinci katta, digerleri ikinci katta ucacakmis! Bizden fazla para istemediklerinden, olur dedik. Iki katli tayyerenin (Boeing 747) birinci ve ikinci katlarina yerlestik.
Yolda ac kalmaktan korkan anam, (oglum su herife soyle artik bir sey yemiyecegim...) diyecek kadar doydu. Amerika'ya nasil vardigimizi bile anlayamadik. Daha sonralari EKONOMI uctugumuzdan, o gun ki saltanatimizin ne dem bir sey oldugunu iki yil sonra anlayabildim.
NOT: Bu yaziyi yazarken merak ettim. Istanbul'a First Class kaca ucariz diye. Delta kisi basina 4.990 dolar verdi. Vay anasini!
YINE GIDIYORDUK Bursa ya gitmek icin babam Sivas Sebze ve Meyve halinin onunde bekler, Bursa dan karpuz getiren kamyoncularla pazarlik ederdi. Kirmizi yanakli, orta boylu, tombul, sevimli bir sofor babami kirmamis. Fiyatta anlasmislar. Kasanin ustune evdeki odun komuru yerlestirdik. Ustune de esyalari. Tam arkayada anam iki dosek atacak yer ayirdi. Yastiklarimiz, yorganimiz, azigimiz, her sey bol... Yatakli Kamyonla anam, babam, ablam, Kenan, Talat, Saffet gidiyoruz. Ankaradan gece gecegiz dedi sofor. Abi dedim Anitkabiri gorecekmiyiz? Turkum dogruyum caliskanim. Yasam kucuklerini korumak buyuklerimi sevmektir. Varligim Turk varligina armagan olsun! diye buyumusuz. Atayi gormeden olurmu? Dediki uzaktan. Ben sofor mahalinde dayanamadim. Arkaya uyumaya gittim. Gece yarisi sofor abi demis ki, Kemali kaldirin. Ankaraya geldik. Bir yerlerde, bir tepelik yerden, uzaktaki isiklari gosteriyor. Sivasi hic boyle parlak gormemisim. Anitkabir nerde abi? Oralarda bir yeri gosterdi. En parlak isik Anitkabirden geliyor, dedi. Bursa daa da esyalari birinin bahcesine yiktik. Ev bark yok. Biz Bursaya gelmisiz. Coluk, cocuk, tavuk, odun, komur. Hepimiz bir ceviz agacinin dibindeyiz. Anamla babam ev aramaya gidiyorlar. Biz oynuyoruz. Sonunda muhacir Sabri Amcanin evini buldular. Ben de nedense hep, Sivaslilara emmi, Bursalilara amca dedim? Benim kizda yillar sonra sordu. Bunlarla evdeki gibi mi, yoksa arkadaslarimla konustugum gibimi konusayim? Evde Turkce, disarda Inglish... Sivasa geri donusumuz net degil. Nasil donmustuk. Kamyonla mi? Soforu? hatirlamiyorum. Halbuki giderkenki kamyonun sekli, semali bile aklimda. Kut burunlu, arkasi yuksek bir kamyondu. Gunduz sofor mahalinde kim gidecek diye kavga ettik.
ALANYA Anam bizim kucuklugumuzden beri sicak memleketlerin ozlemiyle yanar tutusurdu. Disariya astigi camasirlarinin soguktan kirilmasindan bikmisti... Nerden duymustu, nasil duymustu? Marmaris diye tutturmustu. Duyardik. Portafino dan bile guzelmis. Ulan Portofino nere? Herhal bir cennet. Marmaris cennetten de guzel. Sonunda anam, babam Marmarisi gormeye karar verdiler. Marmarise nedense kani kaynamamis. Biraz kalaba, dedi. Sonra Akdenize dogru yollanmislar. Alanyada biri, babama Kestel Koyu yakinlarinda bir donum 250 metrekare bir arsa gostermis. tam yolun ustu. Denize cephe. Alanyaya 7 kilometre uzak ama, dolmus isler demis. Ama, bu araziye yagmur yagdiginda su dolar, sel olur dememis. Babam bu seferde evi bir portakal bahcesinin icine yikti. Portakal bahcesi yakinlarinda bir ev buldular. Kiraya. Gonul, kendi arazisine ev yapmak ister, ama para yok. Ismi Ali miydi, bir muteahhit Alanya Belediyesine insaat yapiyor. Babamla taksit usulu anlasmislar. Her hafta bir civi cakiyor. Bizim ev, iki kat ustune cikiyor. Belki uc, dort olur, diye, demirleri catida kaldi.
ALANYA DA KI YAZLIGIMIZ Birilerine babam Alanya da deyince, veya devamli adresimiz istendiginde, Alanya da yazliginiz mi var, diye sorarlardi. Vallahi hem yazlik, hem kislik. Yazin cok sicak. Bahcede bir kuyu var. Kuyudan cektigimiz suyu buyuk bir varile doldururup, habire su dokunuyoruz. Serinlemek icin. Gece uyunmuyor. Evde elektrik olsa belki bir elektrikili pervane aliriz. Yiyecekler, tel dolapta duruyor. Bir sinek, bir sinek. Kisin merdiven, ara kapi, yola kadar tahtalar uzerinde yuruyoruz. Dengeni yitirdin, suyun icindesin. Taksitle, ucuza yapilmis, en ucuzundan malzeme kullanilmis, yagmur ruzgarla birlikte gelirse, evin icine giriyor. Anam, babam yine de memnun. Ayazi yok. Donu yok. Diyorlar. Denizin sahile vurdugu odunlari yakarak kisi geciriyorlar. Diyorlar ki, Huseyin efendi bu suyu ancak duvarla kesersin. Parasi yetmedi, arazinin tamamini degil, yarisini duvarla cevirdi. Selden kurtuldu. Yazin Huseyin Emmi diyen, gecerken bir ugrayan cok. Anam biraz mirildaniyor, babam keyifli. Yesinler, icsinler, yeter ki desinler: Huseyin Efendi ne akilli adamsin. Nereden akil edip, boyle guzel bir yere yerlestin?

Yerlesme ki, ne yerlesme! Mubasir Huseyin, Kestel Koyunden dostlari ile birlikte, bizim evin hemen yakininda, tepelik, seyrengah bir yerde, iki agacin altinda yatiyor... Gah evini, gah denizi, gah da arkada ki Toroslari seyrediyordur. Yusufa dedim ki, babamin mezarina bir bakarmisin? Dedi ki, kestelliler babana cok iyi bakiyorlar...
Not: Evin onunde Saffet, Talat ve Kenan. Yillardan?
EVI SATALIM OGLUM! Annem artik telefon ettigim de, evi satalim oglum, demiyor. Huseyin gitti. Anam bir iki evde oturdu. Alt kata kiraci aldi. Kirayi vermiyormus. Ev dokuluyor. Kestel Belediye olmus. Yeni belediye baskani bir yerlerden yol gecirince, bizim arsanin epeyini yandaki doktora vermis. Doktorun evi bizim evin yanina dikilmis. Binikiyuzelli metre kare arazi 500, 600 olmus. Mubasirin evi Kimsesiz. Doktor terkedip gitmemizi bekliyor, diyor anam. Satak oglum. Bana vekalet gonderin satak. Gonul satmadan yana degil. Para olsa, Mubasirin oturma odasini, yatak odasini muze yapip, ustune iki kat daha cikacagim. Kirmizi kadife kordonlarin arasindan, kirmizi koltuklara, dogdugum gun dogum parasi ile alinan transisitorlu radyoya, duvardaki iki capraz kilica, sedire, mubasirin otuzlarinda cektirdigi, mubasir uniformali fotografina, anamin resmine, anamin tullerinin arasindan gorunen Akdenize baksinlar. Bahceye de bir hizmet binasi. Gelen giden kalsin. Bembeyaz carsaflar serelim. Soguk, sicak sularda yikansinlar. Giderken de desinler ki; Mubasir Huseyin ne guzel yerde, ne guzel ev yaptirmis... Ne akilli adammis...
|
|
|
AMIRIKA!... AMIRIKA!...
Biz Mubasir Huseyin'i anlatmis, Zenci NATIV 24'u bastirmis, Mubasir Huseyin in dedigi gerceklesmisti: Sen de Amerika ya gidersin.
Amma ne gidis!
Amerika oykumuzu bolumlere ayirmamiz gerekecek:
Mineapolis'e gidis. Mississippi'ye yerlesme. Talat'in gelisi. Erdogan'dan Lokantayi almaya karar vermemiz. Talat ve Saffet'in Minneapolis'e tasinmasi. Gorev bitimi. Cocuklarin Minneapolis'e yerlesmesi. Minneapolis'te ev almamiz. Minneapolis te yapamadik. Evi biraktik. esyalari dagittik. Turkiye ye donuyoruz. Karar degistirdik. Cocuklari evsiz, barksiz, esyasiz ve 6 aylik yeni bir bebekle, 300 dolarla Biloxi de biraktik. Donuste, Genelkurmay Maliye subesine elimiz bos gittik. Bir. Sinirliydik. Iki. Sivil Memur Huseyin Bey, Sube Mudurunu dinlemedi. Bakmakla mukellef oldugum, anamin, karimin, dort cocugumun ucak biletlerinin parasini odemedi. Ne ettiysem, nafile. Huseyin Beyi gecemedik. Cocuklar amarikadan donmemislerdi. Maliye Bakanligi, olsun, senin hakkin oderiz. Dedi. Bizim maliyeciler, hayir, dedi. Dilekce, milekce. Palavra. Biz paramizi alamadik. Yarbay maasi o siralar 1200 dolara denk geliyor. 100 dolar harciyorum. Bin yuz cocuklara gonderiyorum. Iki yil ben Ankara, cocuklar Biloxi de. Ordudan ayrildik. Tansu Hanim (TANSU CILLER) in hismina ugradik. 40 bin beklerken on kusur bin dolar ikramiye, 800 beklerken 300 dolar emekli ayligina kaldik. Cocuklar calisti. Biz kavga ettik. Cocuklar okudu. Biz kavga ettik. Cocuklar adam oldu. Biz kavga etmeye devam ediyoruz.
Bir arkadasim demisti: (Agabey sen nereye gidersen git, kavga edecek birisini ve kavga etmek icin bir neden bulursun!)
AILE KAVGALARI Gecenlerde Kanat la Umut kapistilar. Kim hakli kim haksiz? Derdimiz o degil. Kavga olmasin. Kanat duvara bir yumruk vurdu, sikeyim boyle yeri dedi. Dedi mi? Sonradan demedim, dedi. Kapiyi carpti, gitti. Ana arkasindan kostu. Ben Umuta segirttim. Seni essoglu esek, diye. Ne bicim, buyuksun? Yuregimiz bir oraya, bir buraya. Pir. Pir. Cocuklarim birlikte buyusun...
Mubasir Huseyin zevkten dort kose. Alanya da ki YAZLIGI'na en boyuk oglu Ismet karisini ve kizini almis gelmis. Benimkiler zaten orda. Turkan, eniste Kemal, kizlari Banu. Hakim Kenan Bey'in karisi ve cocuklari. Butun ogullari, kizi, torunlari... Herif zevkten olecek... Balkonunda bir ayagini altina almis oturuyor. Suratinda tatli mi tatli bir gulumseme... Mutfaktan bir cigirti. Bir bagiris. Yazligimiz boyle bagirti cagiris, gormemis. Abim kostu. Karisini iceri cekti. Konustu. Ne oldu once bilemedik. Ablamla yengem tartismislar mi, atismislar mi? Neyse. Ismet abim aldi karisini, kizini, atladi arabasina ve gitti. Mubasir, gecti balkona, zaten kara yuzu, kapkara kesilmisti. Gozlerinin aklari sararmis bir sekilde, konusmadan, iki damla yas doktu. Anam derki, baban, babasinin olumunde bile aglamadi. .... Kanat ertesi gun dondu geldi. Butun cocuklar evde olunca, cok rahat uyuyorum.
TARIHI BIR NOT! Yukari da yazmistik. 800 beklerken emekli maasimiz 300 oldu diye. Allahin, buyuklerimizin, ekonominin ve de amerikanin yaptigina bakin! Turk lirasi dolara karsi deger kazaniyor. Bu hizla giderse, bakarsiniz tam tamina on yil sonra, bizim on yil once almayi hesapladigimiz emekli maasini alabiliriz!
Simdilik isaretler boyle! Ama hic belli olmaz. Gun ola, beri gele!
11 Haziran 2003
buyuk can dedi ki: Kovalamayin beni yataga Hic uykum yok Daha lafiniza karisacagim Ortaligi dagitacagim Televizyonu kapatacagim Aycicegi resmi yapacagim daha Basparmagima siir okuyacagim Islik calacagim Daha cok isim var Gecenizi karartacagim Kutahya vazonuzu kiracagim Vakitsiz yatirmayin beni Daha cok erken Can Yucel
DISCI, ASKER, ANILAR
Anam derdi ki: Alacaginiz karinin agzi saglam olsun!
Sanki Anamiz oyle dememis. Bizim aldigimiz karinin agzi perisan! Bir Pazar gunu Umraniye'ye gidiyoruz. Dis agrisi tuttu. Gozlerinden yaslar oluk oluk! Ne olur bir disci?
Umraniye Carsi'sinda dolmustan indik. Karsi da ikinci katta Dis Doktoru Ismet Bacaksiz diye bir tabela var. Hemen kostuk. Kapilar acik ama iceride boya yapiliyor. Tamirat var. Alet edavat ortulmus. Duvari boyayan ustaya dis doktorunu sorduk. Burada ama, hasta bakmiyor, dedi. Yine de bir cagirir misiniz dedik! Dis Doktoru bizi gorur gormez esas durusa gecip, EMRET KOMUTANIM, demez mi? Megersem Kutahya Hava Er egitim Tugayi'na Kisa Donem Askerlik Hizmeti icin gelen (DORT AYLIK) lardan...
Dort ay sure ile 1975-1976 yili yaz aylarinda bu genclere (!) Temel Askerlik Egitimi vermisiz. Kazara askere gelen, yas ortalamasi 35 ve uzeri bu genclere KOMUTANLIK yapmisiz...
Hanimin disleri kurtuldu. Bizim Yedek Subay Adaylari ile oykumuz hatirimiza geldi. .... Hafta sonlari, evli barkli, coluk cocuk sahibi askerlerimizi evlerine gonderiyoruz. Cuma aksami gidiyorlar, Pazar gunu teslim oluyorlar!
Bu arada da bir Yedek Subay Adayinin mektubu dikkatimi cekti: "Canim Kocacigim; Hafta sonlari arkadaslarini goruyorum. Sen niye gelmiyorsun? Komutanlarin sana niye izin vermiyorlar?"
Bolugu topladim. Arkadasimizi cagirdim. Genciz ya. Aslinda ciddi degiliz. Keyif aliyoruz: "Bu senin izin kagidin. Eve gittigin de esin imzalayacak. Imzanin da esine ait oldugunu Merkez Komutanligi'ndan onaylattirip, izin kagidini oyle getireceksin. Tamam mi?" Emredersiniz dedi ve gitti. Izin donusu izin kagidi tam istedigim gibi gelmez mi! Yahu ben dalga gecmistim, diyemedim.
Aradan epeyce zaman gecti. Bir mektup: (Sayin Komutan Beyefendi. Yuvami yikilmaktan kurtardiniz. Sukranlarimi ve saygilarimi sunarim, efendim...Falanca Yedek Subay Adayi'nin Esi) ..... Galiba bir yil sonra Karsiyaka da dolasiyorum. Kot pantolon. Ayagimda espandiriller. Sile gomlegin yakasi neredeyse gobege kadar acik. Tatildeyim. Sac, sakal karismis. Ayagimda ki ayakkabinin topuklarina basiyorum. Agzimda bir cigara. Yas 21-22 hala... Koca siyah bir arabadan birileri iniyor. Belli ki ozel soforleri de var. Arabadan inen kelli felli adam beni gorur gormez caketinin dugmelerini kapatti. KEMAL BEY diye bana dogru segirtiyor. Once sasirdim. Sonra anladim. Bizim yuvasini kurtardigimiz Yedek Subay Adayi. Esi beni bir seye benzetemediginden, kocasinin asiri saygili davranmasina saskin, bana yukaridan bakiyor. Kocasi durumu anladi. Kulagina dogru egilip beni hanimina tanistirdi: (BIZIM KOMUTAN MUSTAFA KEMAL BEY...)
Hanimefendi bayiliyordu...
YEMIN TORENI
Dorduncu Hafta'nin sonunda Yedek Subay Adaylari Yemin ederek ASKER oldular.
Besinci hafta bir Yedek Subay Adayi boluge katildi. Yanlislikla yaklasik 4 hafta Bornova da egitime katilmis, sen burada degil, Kutahya Er Egitim Tugayi'nda olacaksin denildiginde apar topar Tugay'a gelmis. Ama bu arada hem Bornova da ki, hem de bizde ki yemin toreni ni kacirmamis mi?
Aslinda onemli degil. Yemin etmis muamelesi goruyor. Izine cikabiliyor. Ama hayir. Arkadaslari bir kere zaafini yakalamislar. (Sen asker degilsin) diye disliyorlar. Dalga geciyorlar. O da her firsatta, Istirahatlerde beni yakaliyor. (Komutanim yemin etmek istiyorum) diyor. Kovaliyorum. Biliyorum ki arkadaslari, bizim cocuklar (!) dalgalarini geciyorlar...
Bir gun tamam dedim. Ben de dalgami gececegim. Bolugu (Yaklasik 400 kisi) U Duzenine getirdim. Iki kisiyi bolugun ortasina cagirdim. Ellerinde Tufek, tabanca, bir de bayrak tutuyorlar. Maksat dalga gecmek degilmi? Komutan da cocuk.
Bizim Yedek Subay Boluk Kidemlisi esliginde onume geldi. Boluge siritarak komut verdim: TUFEK OMUZA! SELAM DUR! DIKKAT! Butun Boluk guya TUFEKLI SELAMLAMA VAZIYETINDE ama hepsi gizli gizli siritiyor. Arka siradakiler tufek ellerinde egilmis, bizim KAYDI KABAK, YEMINSIZ yedek Subay Adayi'ni izliyorlar.
Sag elini silah ve bayrak uzerine koymasini soyledim. Kikirdiyarak (Soylediklerimi yuksek sesle tekrar edin) dedim.
Olu bir sesle BARISTA VE SAVASTA dedim.
Icten, derinlerden gelen duygu dolu bir ses, BARISTA VE SAVASTA diye tekrar etti.
Urperen bir sesle, biraz daha gur, KARADA dedim.
haykirdi: KARADA!
Ben den daha guclu ve inancli bir ses cikti. DENIZDE VE HAVADA...
O benim iki katim fazla, bagirdi. DENIZDE VE HAVADA!
Boluk artik siritmiyordu. Vucutlar yay gibi gerilmis, Tufeklerinin ucu gogu delecekmis gibi duruyor, husu icerisinde yemin eden bir "Mehmetcik" i izliyorlardi.
HER ZAMAN VE HER YERDE... MILLETIME VE CUMHURIYETIME... DOGRULUK VE MUHABBETLE HIZMET... VE KANUNLARA VE NIZAMLARA VE AMIRLERIME...
Ben hem gurluyor, hem hickiriyorum. Mehmetcik, hem agliyor, hem de seller gibi tasiyor, firtinalar gibi esiyor, bizleri de onune almis, duygu denizine dogru surukluyordu...
ITAAT EDECEGIME!...
Sanki artik dunya durmustu... 400 Kocaman oglan, 400 nefer olmus, gozlerinden pinarlar bosanircasina aglayarak, ama vakur, ama asker, ama celik duvar gibi dimdik, Bir Yemin Toreni Icra ediyordlardi.
Artik agzimdan cikan sozler, Kutahya'nin tepelerinden yansiyip, geri donuyordu...
NAMUSUM VE SEREFIM UZERINE SOZ VERIRIM!
Yemin Bitmisti. Sanki cok cok uzun bir zaman oylesine sessizce, yere cakilmis gibi bekledik.
Kendime geldim:
ESAS DURUS!
Bolugu serbest biraktigimda 400 asker, yeni asker arkadaslari ile sevgi yumagi olusturmuslardi...
ESREF DAYI VE ISMET PASA
Mevsimlerden guz. Sene 1966. Dayim Esref harman kaldiriyor. Okuzler habire donuyorlar. O da dovende, elinde ucu civili bir sopa, dalmis gitmis. Eskileri dusunuyor. Kendi cocuklugu aklina geliyor. Yasa ile tanistiklari gunu hatirliyor. Derin derin. Birden gok gurluyor. Oyle bir gurleme ki. Gorulmemis. Isitilmemis. Bismillah, bismillah diyor. Hava gunesli. Gokyuzunde tek bir bulut yok. Okuzler kaciyor. Ohaaaa! Ohaaaa! Pissss. Pisssss.... Okuzlerle zor bas ediyor. Okuzler burunlarindan soluyorlar. Hayvanlar korkmus. Koyluler evin damina cikmis. Neydi, o gok gurultusu neydi, diye soruyorlar. Cevabini bilen yoktur. Esref dayinin kafasindan bin turlu ihtimal geciyor. Tovbe, tovbe. Bismillah bismillah! Booom... Bir patlama, bir figan, daha. Patlamadan sonra bir ses. Booovvvvvvv.... Birisi anliyor ve bagiriyor:
Buronun torunu. Buronun torunu...
Ne torunu, ne burosu, diye Esref bagiriyor.
Gokyuzunu gosteriyorlar. Gunesten parlayan bir alamet, arkasindan beyaz dumanlar birakarak gok yuzune yukseliyor.
Gordun mu Buronun torununu?
Esref yeni yeni anlamada:
Ismetim mi, ismet Pasa mi? ismet pasamiydi?
He, diyorlar. Ismettir. Tayyare Alisanbey agilinin uzerine suzuluyor. Ismet pasa gine buraya geliyor, diyorlar. Koye dogru geliyor, vadiye alcalan bir kartal gibi. Bu sefer sesini duyamiyorlar. Kafalarinin uzerinden gectikten sonra. Boooom..... Javvvv.... Esref tayyarenin arkasinda bagiriyor... Ismet pasa. ismet pasa. Ozkuzlere sahip olamiyorum...
Ismet pasa bir zamanlar saatlerce yuruyup te bir gunde ulasamadigi yerlerin uzerinden saniyeler icinde geciyor. Sorgun. Danisik, Koseveng, Alisan Beyin Agili, Kelesen, Korkut, Girit, Zara...
Buralarda sonrasinda duyan duymuyana anlatiyor. Buronun torununu konusuyorlar:
Degirmendeydim, birden gok gurledi. Davardaydim daglar ustume yikiliyor sandim. Sanki bir kartal, davar calmak icin daliyordu. Once ses isitmedik. ustumuzden cav diye gecti. Takla atti. Ters dondu. Esrefe selam verdi. Buronun torunu diye yazi yazdi. goge imza atti. Ismet diye.
......
ESREF Dayi'nin fotografini bulamadim. Oglu Nami Abi'nin fotografini buldum! Semih gondermis. -Asagida ki Fotograf-
DAYIM ZIYA'nin yukarida ki fotografi 19 Eylul 2003 tarihi'nde Hikmet'lerin evinde cekilmis. Aslinda bu sitede dayimin bir askerlik fotografina yer vermek istiyordum. Yirmi yaslarinda bir yakisikli onbasi. Siyah beyaz bir fotograf. Bakarsiniz, birgun "o" nu da buluruz.
Yukarida ki fotograflari tiklarsaniz, birincisinde Cankaya'ya, diger iki resimde ise Cetin Altan'in yazilarina ulasabilirsiniz. Milliyet Gazetesinin Web Sitesinde ki bu yazilari okuduktan sonra, bu sayfaya geri donemezseniz, tekrar MubasirHuseyin.Org'u ziyaret etmeniz gerekecek. Affola!
1990'dan bugune kadar olan biteni de, Mubasir Huseyin'in torunu kaleme aldi. Ingilizce. Kitabi merak edip okumak isteyenler, asagida ki linki tiklayin:
"America Hates Me But I Still Love Her!"
1 Nisan 2005
Degerli abicim, Dost aci soyler, ben ozellikle sevdiklerime elestirilerimi acik acik yazarim, zor olanin ancak ahlaki olanin bu olduguna inanirim. Tatli tatli ovmek, yuzune overek arkasindan elestirmek yakismaz insana.
Ismet abinin Sivasta Huseyin enistemin hakimleri' ne attigi taklalar, goge yazdigi yazilar.... Bence ayni malzemeyle tek hikaye yazmali, tekrari, ilk etkiyi yapmayacagi gibi eskisinin inandiriciligina de zarar veriyor.
Opuyorum,
Sizi cok ozledim, dostlugunu, sohbetini, Deliginden cikaran yilani, Evimize yaptigin o surpriz ziyaretleri,
Anilar, Anilar,,, 1. Siz harbiyeliydiniz, o sira Sanirim ben teknik lisede, Irlandali kiz oynuyordu Emek' de, Arkadasinle sen birlikte, Elinizde sut-beyaz eldivenler , Gormustum sizi lobi' de Tegmen adaylari degildi gordugum, Albay olabilirlerdi, Yarbay olabilirlerdi, Pasa olabilirlerdi, Ogrenci olmadiklarina yemin edebilirim. Ben oyle hissetmistim, Filmden eve giderken, iki arkadasi dusunmustum yol boyu, askerde nasil olur arkadaslik, dostluk nasil olur, Ne dusunurler sivillere karsi, Sabah kalkmalari gurup heyecani ile, dakik, displinli, Olumune dostluk varmiydi, Riyakarlik varmiydi?
2. Ayni arkadasindi sanirim, adini hatirlayamiyorum, Erenkoyde bize gelmistiniz, Aksama harbiyeye donerken, aylarca yalvar yakararak aldirdigim babama, binmeye kiyamadigim bisikletime binmistiniz iki arkadas birden, (Arkadasindi sanirim terkide) Daha yeni almisim, Kiyamiyorum binmeye, Hergun cilaliyorum, Oksuyorum, Binerken siz 2 kisi, kosuyorum ben yaninizda, Icim pir pir ediyor, Atima birsey olacak diye, Sizi bindirdim minibus'e, aldim atimi, Ne goreyim, Koptu kopacak selesi, Yalpaliyor tekeri...
3. Erdogan gelmisti, Alanya'ya giderken ugradik size, Insan iyi gunde gormek ister dostlarini, Oyle olmadi, Bisikletleri calindi o gun, Umut ile Kanat'in, Cocuklar da cok uzgundu, Gaye de cok uzgun'du, Agliyordu, Cocuklarimin ati gitti diye, O zaman, cocuklari da, Gayeyi' de en iyi ben anlamistim, Benim bisikletimin tekeriyle selesi gitmisti, Cocuklarin bisikletleri, kuheylanlari, Daha sonra karakola gitmemizi, asker tirasli binbasi olarak sivil mivil, Once asagilamalar, asker tirasli sivili, Kimligi gorup saygi gostermeler Bulunmasi bisikletlerin ayni gun, hos surpriziydi gunun,
4. Kimse senin gibi rahat, Savunamazdi 12 Eylul' un pasalarini , Ben sistem derdim, degismeli, isin sihri oymus gibi, Sen insan derdin herseyin ozu, Anlasamazdik, Ancak seninle bozusmak mumkun olurmuydu, Yas gelince kemale, Kemallesiyor insan herhalde. Artik bende insan diyorum, Ahlak diyorum sistemide yaratan, Duzenide bozan.
Allahin Hikmeti
28 Eylul 2003
"BIZIM HIKAYEMIZ" SIZIN HIKAYENIZ ILE AYNI?
Cocuklarin Ayak Parmaklari sizlardi...
Yazinin tamami icin asagida ki linki tiklayin: http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~2@sid~9@nvid~351555,00.asp |
|
|