ERGUN'LER




Bayram Oncesiydi. 14 Mayis. Babam tutturdu. Illaki bayramda Alanyada olacakmis. Bayram oncesi otobusler de yer yok. Kaplan da bayram ziyaretine kayinpederine Burdura gidiyormus. Burdura kadar biz gotururuz, oradan Antalyaya yer bulurlar, dedi. Kaplan ve Sukranin iki kizi var. Annem ve babam, alti kisi, gittiler.
Ben de anlami olmayan bir sinir. Kucuk Bulut birseyler soyledi diye tersledim...
Aksam uyuyamiyorum. Ertesi gun de 15 MAYIS Hava Sehitleri Gunu. Konusma yapacagim. Saat sabaha karsi bir gibi telefon caldi. Saffet. Hayirdir, dedim. Babam oldu, dedi. Alanya'dan eve giderken dolmusta soforle tartismis. Valizlere cok para istiyor, diye. Salonda oturmus. Saffet Abimler nasil, niye sormus. Siktir et abinleri, demis. Der demez oturdugu sandalyeden yere yikilmis. Gidis, o gidis.
Araba yok. Ercument Agabeyin arabasini aldik. Soforumuz de Erhan Usttegmen. Para yok. Ercument Binbasida az bir para vardi. Borc aldik. Ancak yola, benzine yeter.
Alanyaya vardigimizda Yusufun, Dis Hekimi Yusuf Ergun nun yazihanesine seyirtim. Hayirdir, dedi. Maca mi geldin? Beni Alanya Sporunu macina gelmis sanmis. Yok, dedim. Sana omur, babam... Babami severdi. Babam da o nu...
Bana para lazim dedim. Kasasini acti. Insaat icin ayirmistim, dedi. Olunca odersin. Bir milyon.
Cenazeyi o parayla kaldirdik.

Saime - Yusuf
Yusuf boylu poslu, heybetli bir adam. Yengeye demis ki, aksam yemege Komutanim geliyor. Kapiyi caldik. Yenge en azindan Yusuf gibi birini bekliyor. Bana yuz vermedi. Gozleri komutani ariyor. Yusuf beni gosterdi. Saime, benim komutan...Yenge gayri ihtiyari agzindan kacirdi. Komutan bu mu?
Amerikaya Misafirimiz Geliyor...
Biz Amerikada Amerikaya layik bir sekilde yasiyamadik. Sanki Gokce Bostan Mahallesi. Iki katli bir apartman. Ust katta iki oda var. Odalarin birinde cocuklar. Bir odada biz. Gerci iki buyuk oglan Universiteye gittiler. Iki kucuk kaldi ama, yataklari duruyor. Ic ice.
Gokce Bostan daki evimizden biraz farklar var. Banyo evin icinde. Sicak su var. Mutfakta buzdolabi, bulasik, ogutme makinasi. Merkezi isitma ve sogutma. En azindan anamin ruya tabiri dogru cikti. Oglum ileride kafanin uzerinden gurul gurul akacak sicak sularla yikanacaksin...
Yusuf bir gun dedi ki benim cocuklari Amerikaya gonderiyorum. Yapma Yusuf dedik. Cocuklari yatiracak yerimiz yok. Benim cocuklari duvara daya ayakta uyurlar dedi. Ne yiyecekler? Onlerine ne korsan onu yerler, dedi. Ama yerler. Hem dedi, otele verecekleri paralarina yazik olmasin...
Yusufun cocuklari gercekten dedigi gibi ciktilar. Ayakta uyurken benim cocuklarin arasina atladilar. Ne verirsek onu yediler. Arabamizi ittiler. Birlikte yag, pislik icinde araba tamir ettik. Guya tatildeydik. Biz Yusufun cocuklari ile olmaktan Cok zevk aldik. Simdi Yusuf ve Saime yengeyi bekliyoruz.



SIVAS "YEL" NEN, TOKAT "SEL" NEN GIDECEK!

Sivas da arada sirada yel eser, bazi damlar ucardi. Anam derdi ki, Sivas yelnen, Tokat selnen gidecek. Nereye? Kiyamet gunu. Sivas yelnen.

Ah ana ah! Biz ne yeller gorduk bir bilsen. Hele bir tanesi var. Adi bile var. Georges. Biloxi de 28 Eylul 1998 gecesi sabaha karsi bizim apartmana vurdugunda hizi 107 Knot mis. Bizim hesaba gore 150 Km den cok fazla. Nasil soylesem, nasil anlatsam. Bir afet ki gormeyin. Ha, Ihsana ve esine sorun. Onlar da bizdeydi.

Ihsanlar Hava Ussunun lojmanlarinda oturuyorlardi. Firtinin bize dogru geldigi belli olunca, lojmanlari bosalttilar. Usde bir suru siginak var ama, siginaklarda alt alta ust uste coluk cocuk olmak yengenin isine gelmemis, bize geldiler. Bizim apartman da kucuk. O siralar asagi da Duman yatiyor. Duman bizim Kanatin domerman kopegi. Hesaba gore ust katta biz, alt katta Ihsanlar kalacak. Ihsanlar bes nufus. Bir de Duman etti mi alti?

Alt katta bir kucuk pencere var. Arkada ise, camli, surgulu bir kapi. Butun camlari bantladik. Kuvete su doldurduk. Icecegimizi, yiyecegimizi aldik. Firtinayi bekliyoruz.

Aksam 12 den sonra firtina siddetini artirdi. Ust kattakiler uyuyamadi. Asagiya indiler. Asagiya da ha bire arka pencereden su giriyor. Ihsanla temizliyoruz. Bir ara, kendi kendime, aman korktugunu belli etme, dedim. Senin de korktugun belli olursa. Ne yaparsin? Aklimiza ne dualar geldiye siraladik. Bir tek istegimiz var tanridan. Aman bende panik yapma!

Firtina New Orleansa gidiyordu. Yon degistirdi. Bize geliyor. Televizyondan izliyoruz. Bir ara, sabah 2:55 de bir sessizlik. Televizyonda ki kisi dedi ki, firtinanin gozu tam sehrin uzerinde. Gozun ici sakin oluyor. Ne ses, ne ruzgar. Disarida isiniz varsa, bes on dakikaligina cikip, isinizi gorun, diye oneride bulundu. Ihsanla disari ciktik. Gokyuzunde yildizlar. Sanki firtina gitmis. Hayir. Firtinanin gobegindeyiz. Iceri girdik. On dakika sonra yine figan!

Karayiplerden baslayan bu Hurikan (Hurricane) 602 can almis. Milyarlarca dolar zarar. Adina bakinca ulan hem Huri, hem de kan. Bu iyi birsey, diyorsunuz.

Bir daha boyle bir firninanin geldigini duyarsak, biz de evde durmayacagiz. O erkekligi bir kere yaptik. Yeter.

Ne dersiniz Ozdamarlar?

NOT: Fotograf NASA dan. Georgesin fotografi. Bize daha gelmeden uzaydan cekilmis. (24 Eylul 1998)


OZGUR-KANAT
Bugun Kanat ise giderken Ozgur, Ebru ne zaman burdaydi, diye sordum. Temmuz 1998. Dort yildan fazla olmus.

Kanat, biktim calismaktan, dedi. Keske zengin cocugu olsaydim... Bende gencligimde, babamizdan mi gorduk, diye ulu orta laf ederdim. Bir gun babamin yaninda da ettim o lafi. Neler hissettigini simdi anliyor gibiyim.

Aslina bakarsaniz, Kanatin Bir teyzesi Istanbulun Zenginlerinden Sabriye Nacar. Bu hanim, bir keresinde, kendisine ozel konser versin diye, zamanin meshur bir sarkicisini Avrupadan getirttmis. Kanatin anne tarafindan dedesi de zengin sayilir. Arayip, sordugu yok. Gayenin ve Kanatin oldukca zengin bir halasida var. Butun paralarini bir vakfa yatirmislar. Iyi de etmisler.

Kanatin anasi Gaye, kazara bizimle degil de, o zengin cevrelerden birisi ile evlenseydi, Kanatin bu sikintilari devam edermiydi? Kanat, Kanat olur muydu? Meslekte kalsaydik, su anda Turkiye de Bir Kurmay Albayin oglu olarak da ayni lafi edermiydi? Veya, on alti yasindan beri calisan Kanatin yerinde olmak isteyenler varmidir?

Mumkun olsa da, hem bizim altinda ciplerle gezen zengin cocuklari, hem de Kanat gibi 22 yasina gelmis ama simdiye kadar hic calismamis olanlar Kanata yazsalar... Bu arada 8-10 yasindan beri calisanlarda yazabilirler tabi...

Ozgur, sende yaz...


Feyirvey Viv Apartimani

Maykil...Her sabah bu Dona denilen karinin sesiyle uyaniyorum. Maykillll. Maykil onbir yaslarinda oglu. Sari. Civciv gibi bir sey. Bizim kapidan ayrilmiyor? Bu Dona denilen kari, benim gibi calismiyor. Neyle gecinir? Herhal de kira vermiyor. Devletten de cocuklar icin fud sitemp aliyorsa, yemekte bedava. Sik sik telefonu kesiliyor. Bize geliyor. May bederi davn, diyor. Gece onbir bucuk. bederi davn, olurmu?
Bizim fayirvey viv (Fairway View diye yaziyorlar.) apartimani zamaninda cok temiz, guzel bir yerdi. Birden ne oldu anlamadik. Park yerindeki arabalar, bizimkinden daha dokuntu olmaya basladi. Cocuklarin oyun parkinda once tebelalarin vidasi, sonra kendisi, sonra tahterevalliler kayboldu. Parkta ki kum kum olamaktan cikti. Once betonlasti. Sonra yeserdi. Kopeklerini getirip, oraya sictiriyorlar. Havuza fistik gibi karilar gelirdi. Su masmavi, tertemizdi. Dus calisirdi. Dus kapandi. Fistiklar kayboldu. Su yeserdi. Pislikten. Sumuklu sumuklu adamlar, karilar, havuza iser oldular. Havuz eskiden 6 ay acikti. Simdi hemen yeseriyor. Kapatiyorlar. Camasirhane de it boklari oluyor...
Icin icin sevinmiyor degilim. Buranin en eli yuzu duzgun adamlari biz olduk... Kirasini cebinden veren de... Apartiman sahipleri, kirayi devletten aliyor. Kiracilara goz yumuyor ki, cikmasinlar. Kiraci apartimana ses cikartamiyor, atilmasinlar, diye. Tam bir duzen. Bunlarin deyimi ile, vergi odiyenlerin parasi car cur oluyor...

Ossun mu? Olmasin dedik. Amerika da olur mu?
Agzimiza bir sicmadiklari kaldi?

Allahin bir yabancisi, has amirikalilar dururken, feyirvey den sikayetci oluyor? Olacak sey degil.
Aslinda benimki de, ingilizcenin bok yemesi... Ulan sana mi amirikayi duzeltmek dustu. Bu herifler daha 35 yil once haklarini arayan uc genci, serif, polis bir araya gelip, bir yerlerde batakliga atmadilar mi?
(Mississippi Yaniyor Filmini bir seyreyleyin...)
Babandan mi daha iyisini gordun?
.....
Yani Ozgur, Ebru anlayacaginiz,bizim apartman sizin bildiginiz gibi degil. Su sikintilari atlatalim, tasinacagiz.

BIR REKLAM:
Biz tasindik! Tasinmadik, kovulduk! Hem evden, hem mahalleden, hem sehirden, hem Mississippi Eyaletinden. Simdi de, Amerika'dan atilmak icin bekliyoruz. Kapimizdalar!
 
1990 yilindan bu gune Amerika'da yasadiklarimizi buyuk oglum kaleme aldi. Turkce anlattik olmuyor diye Ingilizce yazdi. Kitabin adi "America Hates Me But I Still Lover Her!" Yazarin adi: Umut Ozturk
 
www.amazon.com
www.amazon.de
www.amazon.ca
www.buch.de
www.barnesandnoble.com
 
sitelerinde satiliyor. On kusur dolar. On kusur Yeni Turk Lirasi.
Ingilizce bilmiyorum bahanesi ile almamazlik etmeyin! Ese, dosta, tanidiga, akrabaya hediye edersiniz. Sokakta gordugunuz, Alamana, Ingilize, Fransiza, Danimarkaliya, Kanadaliya, Amerikaliya, Japona verir, "bu da bizim hikayemiz!" dersiniz. Okurlar...
 
Olmadi, bir kutuphaneye hibe edersiniz.
Hem Ingilizce bilmiyorum, hem de kitabi tutarim, diyorsaniz, o da olur. Bu sitede ki oykulerimizi bilgisayariniz da basip, Umut'un kitabinin aralarina koyup okuyabilirsiniz!
 
Sizi kitabi almaya hala ikna mi edemedim?
 
Elden ne gelir!
 
Siz oykulerimizi okumaya devam edin... 






 

Sevgili Kemal, Alanyayi soruyorsun!

Sevgili Kemal, Alanyayi soruyorsun!
Alanya da son yillar olumlu denilecek gelismeler oluyor. Bizim cadde tamamen turistik cadde oldu. Yaz aksamlari cok hareketli oluyor. Iskele Cadde ve Meydani yenilendi. Damlatas tarafi spor tesisleri ve yesil alan doldu. Hasili son belediye oldukca iyi isler yapiyor.

Bizlerde yaslanmanin disinda fazla bir degisiklik yok. Ben firsat buldukca tenis oynuyorum. Ramazan icinde Side de her yas ve gruptan 20 kisinin katildigi bir turnuvaya gittim ve birincilik kupasi aldim.

Ileride gene yazarim, selamlar.
Yusuf
13 Aralik 2002

Sevgili Yusuf:

Yanda ki fotografi 25 Subat 2003 gunu cektirdik. Yagmur'un dogum gunuydu. Kizlarin macindan once bir pasta ile bu isi kurtardik!

Sahanin yaninda bir piknik masasi vardi. Yagmur'un takim arkadaslarina orada pasta ikram ettik.

Maci bizimkiler 2-1 kazandilar...

Sevgili Yusuf:

Bu fotograflar da Bagdat'tan.
Bagdati bombaliyorlar.
Bu kadinin yanin da yatan sence kiz cocugu mu?

29 Mart 2003

Bagdati gormedim.
Ama bu kadinlarin gozleri tanidik.
Fatte ninem, Arife Ninem, Anamin gozleri gibi.
Saskin.
Kederli.

30 Mart 2003

Yusuf:

Bu bebek benim ortanca oglum Kanatin cocuklugu sanki!
Istersen bir bak.

Artik televizyon seyretmiyorum.
Seyredemiyorum.
Filim olsa arada acikli bir muzuik olur. Bunlarda o da yok.
Bebekler oluyor, cocuklar kan icinde. Onlar bu olup bitenleri dumduz, kupkuru, duygusuz anlatiyorlar.
Aslinda anlatmiyorlar.
Baskalarindan duyuyoruz.

30 Mart 2003, Pazar
Bagdat da Pazar Yerini vurdular.


Sevgili Yusuf:

Ben JT yi (Jeyti) galiba iki yil once tanidim. Bizim buyuk oglanin calistirdigi futbol takiminda oynamak istemis. Ince, kil gibi bir delikanli. Tuysuz mu tuysuz. Uzun ince bir surati, acik kahve-sari arasi sik ve dik saclari, koca yesil gozleri olan tertemiz bir cocuk. Arada bir bira ictigi oluyormus ama, baska kotu aliskanligi yok, dediler.

Eger bir gece once yorgunsa, sahada besbelli oluyor. Kafasinin saga sola titremesine bir turlu mani olamiyor. Sanki kafa ona ait degilmis gibi. Kosarken, on tekerleri saga sola yalpalayan arabalara benziyor. JT in bence en buyuk zaafi, toptan korkmasi. Bir turlu topa kafa ile vurmayi beceremedi.

JT gecen sene liseyi bitirdi. Bu sene buradaki iki yillik bir universiteye gitti. Beau Rivage isimli cok buyuk bir otelde bell-boyluk yapiyordu. Iyi para kazaniyor, diyor benim oglan. Altinda son model bir vosvosu var. Metalik renkli. 200 taksit, ikiyuz de sigortaya oduyor mudur?

Alti ay once JT askere yazildi dediler. Ben dedim ki, saglik kontrolunu gecemez. Gecti, dediler. Sporu mulakati yapamaz, dedim. JT hepsini gecti. Bizim oglanlara diyormus ki, kaydimi yaptirir yaptirmaz, dortbin bonus verecekler, kendime bir motosiklet alacagim. Herif tam Top-gun. Araba, motosiklet, uniforma?

JT Iraka gidiyor dediler. Ne Iraki, orada ne yapacak, dedim. Hic, dunya gorecek. Savas mavas olacagi yok. Bombaliyacaklar. Saddam teslim olacak. JT ve arkadaslari 6 ay bilemedin bir senede geri donecekler. Bizim oglana demis ki, senin adamlarin yanina gidiyorum.

Guzelim JT, daha askere gitmedi. Vosvosunu ve motorunu keyfini cikariyor. Gittiginde; Iyi bakin, taksitlerini zamaninda odeyin ha, diye birilerine birakacak.

Gecen gun televizyonda bir Mississippili askerin fotografini gordum. Irakta olmus. Genceceik, yakisikli bir delikanli. Amma da JT ye benziyor diye dusundum. Ertesi gun cenezasi geliyor diye haber verdiler.

Icim yandi. Bogazim kurudu. Gogsumde bir sizi. Hani coluk-cocuk demeden Amerikalilar bir arabayi kursunlayip, yedi kadin ve cocugu oldurmuslerdi ya? O zaman ki sizidan bir sizi. Saplandi cikmiyor.

Cok zor. Hem Musluman ol, hem Turk ol, hem Sii ol, hem Sunni ol, hem Kurt ol, hem de Amerikali. Cok zor. Bu savasa dayanamiyorum!

2 Nisan 2003
Evvelki gun dur ihtarina uymadi diye bir arabayi kursunladilar. 7 kadin ve cocuk oldu. Ilk mudahaleyi yapan Amerikali saglik eri diyormus. Ananin kucaginda parcalanmis iki cocuk vardi. Ana cocuklarina siki siki sarilmis. Birakmiyor. Amerikali sihhiye eri bizim JT gibi bir cocuk. "Kucaginda parcalanmis cocuklarina siki siki sarilmis anayi unutamam artik." demis.

.......

Savas bebekleri
Ucuz savas trajedisi degil benimki
Duygu somurusu hic degil
Benim 9 aylik bebegim korkuyorken
Camasir makinesinin gurultusunden,
Hepimiz biliyoruz,
Iraktaki bir bebek korkmayi son kez ogrenecek
Bir sarapnel parcasinin sesinden.

Suzan Avci


..........

Bingol de koylulerin kerpic ahirlari ayakta durdu da, demirli-beton binalar cokuverdi iste.
Cocuklari deprem degil, hirsizlik oldurdu...

Bekir Coskun
Hurriyet
2 Mayis 2003


JT Mektup Gondermis...
Sevgili Turk ailesi diye.
Diyor ki, bu kadar genc adamin ayni anda agladigini hic gormemistim. Basimizda ki cavus, tam bir ibne cocugu... Saclarimi ozledim...Falan, filan. Mektubunu da kucuk bir not defterine yazmis...

Bir sey dikkatimi cekti. Genc nesil mektup yazmayi bilmiyor. Telefon hepsinin elinde oyuncak. Yazmalari gerektiginde de email o kadar yaygin ki, kimse kagidi katlayip da zarfa koymuyor.

Fakat yine de, acil durumlar icin mektup yazmak, zarf ve pul bulundurmada yarar oldugunu, askere giden JT bizimkilere ogretti. Kagidi kalemi ellerine aldilar, ama, yine de, pulun arkasini yalamadilar!

11 Haziran 2003